Ben angut muyum?

Savaş SÜZAL
Haberler, verilen beyanatlar beni tımarhanelik ediyor. Aklıma biz tuhaf mıyız sorusu takılıyor. Belki de suratımda salak bir ifade var, o nedenle gerçekten salak olduğumu sanıyorlar. Ankara yüksek rakımlı bir kent olduğu için yukarıdan öyle görünüyoruz herhalde. Bizlerin bir özelliği de başımıza gelen her şey için başkalarını suçlamamız. Sanki bu iktidarı onlar seçti.
Vatandaş karnım aç, param yok diyor. Onlar sana takım elbise yakışır, saçlarını şöyle briyantinle diyorlar. Ben ayakta duramıyorum, halsizim gidiyorum diyor. Onlar akşam sinemaya, oradan da dansa gideceğiz diyip, bir de zengin hayat içinde hayatı paylaştıklarını söylüyorlar.
Yazdıklarım abartı mı? Halk cebinde üç kuruş, çoluk çocuk aç, doyurmak için mucizeler yaratıyor. Onlar darbe, Ergenekon, Anayasa, Avrupa Birliği afyonunu veriyor. Çocukken konu değiştirmek için  “bak baba kuş uçuyor”  derdik. Şimdilerde bizimkiler habire kuş sürüsü uçurup duruyor.
Acaba onlar mı haklı? Gerçekten de bizde bir angutluk mu var? Uyuşturucu gibi sundukları televizyon dizilerini seyredip sonra hop yatağa.  Allah rızası için düşünün. O dizidekiler biz miyiz? Orada herkes holding sahibi, herkes ağa, hanımağa. Dizilerde oynayan kadınlar evlerinde günlük kıyafet, ayaklarında çizmeyle geziyor. Hani biz cengâver milletiz ya. Hani Atatürk Hatay’ı almadan önce  “Bana çizmemi giydirtmesinler” demiş ya, biz de dizilerde destanlar yaratıyoruz.
Direksiyondaki adam demokrasi, demokrasi diyor ama demokrasinin yalnızca d harfinde beraberiz, diktatörün başındaki d gibi. Başımızdaki adam adeta diktatör. Basın emrinde. İş adamları emrinde. Milletvekilleri, Meclis Başkanı emrinde. Sendikalar, bürokratlar ve hatta bir bakıma PKK ve partisi emrinde. Şimdi de, askerle yargıyı halletmeye çalışıyor ve bunu demokrasi adına yaptığını söylüyor. Şimdi siz söyleyin bu işte kim angut?
Adamlar dinci sistem kurmadık diyor, ama mahalle bakkalında içki satışı yasak. Herkes kendinden sorumlu diyor, kadınların giyiminden kafalarındaki düşünceye kadar her şey erkek kontrolü altında. Kriz teğet geçti diyor, 3 milyonu resmi 7 milyonu kayıt dışı işsiz var, ekonomi daralmış. İnsanlar aç, her gün biri intihar ediyor, aileler parçalanıyor, çocuklar cami avlusuna bırakılıyor. Emekli ve memurun durumunu düzelttik diyor, oysa durum 10 yıl evvelinden 10 kat kötü.
Çocuklarımızı verdiğimiz ordumuz ve askerlerimizin başına çuval geçirilmesi için yabancı ülkelerden ricacı olunmuş. Subaylarımız adeta polisimize esir. Ne tür bir seçimse, üç günde ulaşılamayan, kuş uçmaz kervan geçmez köylerden seçim sandık sonuçları yarım saatte alınıyor. Diyorum ya biz bir tuhafız...
Dışarıda itibarımız var diyor, sonra da neden uzun süredir Obama beni aramadı diye yakınıyor. Neredeyse tüm kankaları uluslararası kırmızı bültenle aranıyor. Bizimki herkese arabuluculuk öneriyor. Ermenilere, Yahudilere kafa tutup, Araplara boyun eğiyor. Çocuklara oyuncak dağıtıyor, çocuklar kendilerine her oyuncak vereni iyi sanıp başları belaya giriyor, babaları gibi.
Teröristlerin ayağına hâkim, savcı gidiyor, onlarla hayatı pahasına mücadele edenler gece yarısı hırsız gibi yatağından alınıp tutuklanıyor. Sınırda kurulan çadır mahkemelerinde katiller aklanırken, onlarla mücadele edenler üç yıldır içeride. Birileri bu kişiye civanım derken, bir kere bile Türküm diyemeyen, Türkleri temsil eden ata binemeyen kişiye civan denemeyeceğini bilmiyor.
Dedim ya, ben, herhalde angut ve geri zekâlıyım. Sizleri bilmem ama herkesin bilip de çıkarları için sustuğu konuları yazanlara pek de akıllı denmiyor bugünün şartları altında...
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş