Benim bu seçilme işine aklım ermedi

A+A-
Afet ILGAZ

Cumhurbaşkanı değişikliği Eylül’de yapılacakmış ama dedikodular şimdiden ayyuka çıktı. Dedikodular, tartışmalar, tahminler... Niye? Bizim bir anayasamız yok mu? Anayasada belirlenmiş cumhurbaşkanının değişme veya değişmemesini düzenleyen kanun maddeleri yok mu? Var, var idi.
Şimdi aklım neden karıştı anlatayım.
Meşhur 367 olayından sonra, bunlar kızıp bir referandum yaptılar. Yani demek istediler ki, siz bizi böyle milletvekili sayılarıyla engellerseniz biz de işi   “halka götürürüz.”
Tamam, halka götürdüler. Halk onların istediği yönde oy verdi. İyi artık AKP’nin bu konuda hiçbir derdi, sorunu kalmadı diye seviniyorduk ki bu sefer de cumhurbaşkanlığının süresi konusunda akıl almayacak şeyler yapmaya başladılar.
Eskiden bu süre 5+5’ti, hatta Demirel de bu 5+5’i tutturabilmek için çok zorlanmıştı ve neticede Necdet Sezer cumhurbaşkanı olmuştu, dışarıdan.
Şimdi bunlar beş senelik milletvekili seçim dönemini dört yıla indirdiler.
Gül parlamento tarafından yedi yıllığına seçilmişti. Referandumda ise süre beş yıl.
Şimdi akıl sağlığımızın korunması için dua ederek şu soruyu soralım: Parlamentonun yedi yılını kabul ediyorduysanız neden referandum yaptınız? Referandumda öne sürdüğünüz beş yılı neden tekrar yedi yıla yükseltmek istiyorsunuz? Üstelik anayasaya geçici bir madde koyma gibi bir hilkat garibeliğini de doğalmış gibi göstererek.
Şimdi akıl sağlığımızı hiç umursamadan, bir de Tayyip Bey’in 2023 hedefinden bahsediyorlar. Yani Tayyip Bey’in yedi yıl için ısrarı, 2023’ü cumhurbaşkanlığı mevkiinde karşılamak içinmiş. Seçim beş yıllığına olursaymış 2023’te Tayyip Bey Çankaya’nın ve her şeyin dışında kalabilirmiş. Bu 2023 hedefi de nedir derseniz, evet ne olduğundan hiç bahsedilmeyen 2023; bozmak için uğraştıkları sevgili Cumhuriyetimizin 100. Yılı!
Eskiden, yaşlılıkta insanın bahtı açılınca  “Allah ona son gürlüğü verdi” derlerdi. Bunlar da, hiç kuşkusuz,  “son gürlüğü”  seçimi.
Peki, sonra ne olacak?
Bunun cevabını rahmetli Cahit Sıtkı Tarancı Otuz Beş Yaş şiirinde veriyor:
 “Bir namazlık saltanatın olacak
Taht misali o musalla taşında.”
Ondan sonra, Pakize Suda elinde mikrofonla gezsin ve sorup dursun: “Falanca yıl görev yapan cumhurbaşkanımız kimdi”, diye.
Cumhurbaşkanlığı son gürlüğü değil, liyakat, hem de üstün liyakat işidir.


Türk hekimlerini kime emanet edelim?

Yarın sendikaların bazılarıyla, doktorlar birlikte iş bırakma eylemi yapacaklar. Sağlık çalışanları ve doktorlara yapılan haksızlığa dikkat çeken yazılarım olmuştu. Yeniden dikkat çekiyorum. Doktorların çok zekice buluşları var dikkat çekmek için. Şu pankartta yazılan  “Türk Hekimlerini Kime Emanet Edelim” yazısı bile tek başına yeter. Biliyorsunuz Atatürk’ün, hasta yatağında  “Beni Türk hekimlerine emanet ediniz”  dediği söylenir.

Yazarın Diğer Yazıları