'Beraber yürüdük biz bu yollarda' şarkısı arşive kaldırılıyor...

A+A-
Ahmet TAKAN

“Ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar”...
Ne kadar haklı söylenmiş bir söz değil mi?
Şehitlerin acılarının ardından yapılan basma kalıp açıklamalara aldanmayın. Başkent Ankara’da bugünlerde konuşulan ve herkesin dikkat kesildiği tek konu; 30 Eylül AKP kongresi.
Bakanlar, milletvekilleri, bürokratlar, danışmanlar, iş çevreleri bilumum zevat AKP kongresi ile yatıp AKP kongresi ile kalkıyorlar. Ara sıra da gündemle ilgili ulvi(!) görüşlerini beyan ediyorlar.
Neden?..
Yağma Hasan’ın böreği var ya!..
Ye babam ye... Hala karınları şişmedi..
Tayyip Erdoğan’ın başkanlık planları çerçevesinde(eğer tutarsa) herkes kendine bir yer beğeniyor. Saf saf, Tayyip Erdoğan’ın anket listelerine girmeye çalışanların yaptıklarını, harcadığı gücü(!) bir görseniz küçük dilinizin yanında büyük dilinizi de yutarsınız.
Tayyip Erdoğan’ın anket sonuçlarını henüz daha öğrenmemişken size duyduklarımızdan bir kuple aktaralım.
HAS Parti’nin sonunun belli olmasının ardından bu partinin bütün teşkilatlarının 30 Eylül’e kadar AKP’ye katılması kararı alındı. Tekrar hatırlatalım, Numan Kurtulmuş Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün sevmediği bir isim. Kurtulmuş’un Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmeden sonra kabineye girmeyi ve Başbakan yardımcılığını kabul ettiği belirtiliyor. Kurtulmuş, AKP’ye yanında getireceği Şeref Malkoç’u Genel Merkez yönetimine, Teoman Rıza Güneri’yi de MKYK’ya taşımayı garantiledi.
“Fatih Erbakan da AKP’ye katılacak” deniyordu ama bu cenahta bir gelişme yok. Oğul Erbakan’ın çağrıya henüz net bir cevap vermemesinin, “Parti içinde hizip olur” vs. gibi yoğun tepkilerden kaynaklandığı ifade ediliyor. Süleyman Soylu’nun  “AKP’nin emrine” Mehmet Ağar’ın emri ile girdiği ileri sürülüyor.
Bir kuple bilgi de klasik kabine revizyonu iddialarından verelim;
AKP’nin 30 Eylül kongresinden sonra İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in genel merkez yönetimine çekileceği yerine, Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in geleceği, Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın yerine de Cevdet Erdöl’ün geleceği iddia ediliyor. Akdağ’ın, Emine Erdoğan ile arası epey açılmış. “Habur açılımının” mimarı Beşir Atalay’ın da kabineye veda edeceği kaydediliyor. Bu gerçekleşirse Abdullah Gül’ün çok üzüleceğinden emin olun.Yeni kabineye girecek isimler arasında Menderes Türel’in, Haluk İpek’in, Salih Kapusuz’un (Abdullah Gül önceki kabinede Adalet Bakanı olarak Köşke çıkan bu ismin üstünü çizmişti) güçlü olarak adları geçiyor. Yeni kabine için adı geçen Meclis dışı bir isim var. O da; Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de boş durmuyor.Yeni parti çalışmalarına tam gaz verdi..

 


Kimin Fidan’ı?...

YENİÇAĞ’ın sabah gündem toplantısı maddelerinden biriydi;
“MİT Müsteşarı Hakan Fidan hem Başbakan ile hem de Cumhurbaşkanı ile sık sık neden ayrı ayrı görüşüyor. Devletin tepesinde bir güvensizlik mi var. Gül, Tayyip Erdoğan’ın kendisinden bir şeyler mi sakladığını düşünüyor?...”
Konunun haber boyutundan ayrı sizlere farklı bir fotoğraf aktarayım.
Meslektaşlarımın çoğu MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı Tayyip Erdoğan’ın yakın arkadaşı olarak bilip öyle yazarlar. İşin aslı hiç de öyle değildir. Abdulllah Gül’ün Başbakanlığı, benim de Başbakan baş danışmanı olarak görev yaptığım 2002’de Hakan Fidan’ı tanıdım.Tanışıklık da şöyle oldu;
Abdullah Gül, TRT’de yayınlanacak Ulusa Sesleniş programı için benden bir metin yazmamı istedi. Ben de kendisine  “Ben basın işlerinden anlarım. Siyasi metin yazmak konusunda hiç deneyimim yok, yetersiz kalırım” deyince bana , “O zaman Ahmet Davutoğlu’nun yanına git. Yanında Hakan Fidan var onun kalemi çok iyidir. Bir metin hazırlamasını istediğimi söyle” dedi. Ahmet Davutoğlu da Gül’ün dış politika baş danışmanıydı. Başbakanlıkta alt kattaki odasına gidince Hakan Fidan ile aynı mekanda çalıştıklarını gördüm. Fidan’ın Davutoğlu ile de yakın arkadaş olduklarını öğrendim. Yazdığı metin konusundaki ayrıntılara girmeyeceğim. Ulusa Sesleniş metni hazır olduktan sonra son değerlendirmeyi yaparken, bana Gül’ün “Hakan Fidan’ı iyi tanı. Çok önemli görevlere getireceğim bir arkadaş” dediğini hiç unutmam. Benim Başbakanlıktaki görevimden istifa etmemin ardından Fidan, TİKA Başkanlığına getirildi. Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı Hakan Fidan döneminde uğradığı operasyonlar sonucunda işlevsizleştirildi.
Şimdi kimin kimden ne sakladığı ve güvensizlik sorununa bir de bu bilgiler çerçevesinden bakın.



AKP’nin gri
propagandası!..

Bordo bereliler sahaya inecekmiş..Bölgeye tecrübeli komutanlar göndermişler.. Komutanlar karakollarda sabahlayacakmış..
1-Bugüne kadar bunlar niye yapılmadı?
2-Borda bereliler sahadan kaçıyorlar, Genelkurmay bölgeye tecrübesiz komutanlar gönderiyor ve de komutanlar 5 yıldızlı otellerde mi yatıyordu?
Bölücü terör karşısında acizlik üstüne acizlik sergileyen AKP’nin paçayı kurtarabilmek adına yaptığı propagandaları görüyor musunuz?..
İzledikleri açılım politikaları ile canlarını hiçe sayan güvenlik güçlerinin morallerini bozup ellerini kollarını bağladıkları yetmiyormuş gibi bu güne kadar verilen mücadeleye ve o insanlara çamur atıyorlar. Bunun adını da utanmadan yine  “açılım” koyuyorlar.
Bölgede görev yapan bir komutanla konuştum,  “Gitsinler başta Jandarma olmak üzere tüm kuvvet komutanlıklarının en az 10 yıl öncesine kadar  emirlerine baksınlar. Her komutan karakollarını ayda en az 10 kez denetlemekle ve yarısı kadar da gece orada yatmakla görevlidir. Bu yeni değil” dedi.

Yazarın Diğer Yazıları