Beraber yürütülen yollardaki çatlak!..

İsrafil K.KUMBASAR

Herkesin ‘adalet’ peşinde olduğu,  “adalet”in (!) ise iktidarda bulunduğu bir ülkede yaşanan garabetlere bakın.
İşin özü dönüp dolaşıp ‘herkesin adaleti kendine’ komedisinde düğümleniyor.
Düne kadar yargının ’vesayet altında’ olduğu konusunda fikir birliği içinde bulunanlar, bugün yargının ‘yandaş’ hale geldiğini dillendirmeye başladı.
Kimileri de tam tersine, asıl şimdi yargının ’rayına oturduğunu’öne sürüyor. 
Kimi Ahmet’e adaletsizlik yapıldığını, kimi Mehmet’in mağdur edildiği söylemekle meşgul. Kendini ‘İslamcı’ diye nitelendiren bir takım zevat ‘Ermeni’ye adalet’diye imza topluyor, ‘Ermeniliğine’ vurgu yapanlar ‘travesti hakları’ için ayağa kalkıyor, ‘travestiler’ ayrı bir telden çalıyor.
Bu seslere kulak verdiğimizde anlıyoruz ki, hazretlerinin akıl hocaları tarafından dillendirilen ‘çok hukukluluk’ teranesinin altyapısı adım adım oluşturuluyor. Aksi takdirde herkesi memnun edecek bir orta yol nasıl bulunabilir?
Herkes kendi mezhebine, meşrebine, etnik yapısına göre bir ’adalet’ peşinde.

***


Vatandaşa hak vermemek elde mi?
Daha yola çıkarken ’36 küsur etnik kökenden’, bilmem kaç inanç grubundan etekleri zil çala çala söz edenlerin, gelip dayanacağı nokta buydu. El kesesinden hovardalığa soyunanlar, yiyip içtiklerinin faturası ile karşılaşmaya başlayınca çaktırmadan “Yahu biz ne yaptık” demeye başladılar. Hiç gam değil, onlar uyansalar da artık ‘cin’ şişeden çıktı.
Düne ait ne varsa topun ağzına yerleştirenler, dünyanın ’kendi eksenleri’etrafında döndüğünü sananlar, bugün çatallı bir yol ağzındadır.
Ya tükürdüklerini yalayıp,  “Yanlış yapmışız” diyecekler, ya da vaatlerini yerine getirme adına ülkenin altını üstüne getirecekler.
‘Mahalle kahvehanesinde ahkam kesmek’ ile, ’devleti idare etmenin’ aynı şeyler olmadığını 10 yıldır anlamadılarsa, bu saatten sonra anlamaları da beklenemez.
Şu menfaat çarkının dişlilerinden biri kırılsın, arpalar bir kesilsin, bazılarının altındaki koltuklar çekilsin gümbürtüyü o zaman göreceksiniz.

***


‘Cicim ayları’ beklendiğinden daha uzun sürdü bunların, adeta ’cicim yıllarına’ dönüştü. Lakin her filmin bir sonu vardır, ’sancının’ kaynağı da budur zaten.
‘Hınç’ bir yere kadardı. Parayı bulup, “Artık devlet benim” lafları edilmeye başlayınca millet ister istemez dönüp soruyor:
- “Dün ağlanıp sızlanıyordun. İşte bugün bütün imkanlar, bütün güç elinde. Kabak tadı vermedi mi geçmişi topa tutarak prim toplamak? Kazıyarak kazanma dönemi daha ne kadar sürecek?”
Hıncın sıklaştırdığı saflarda yavaş yavaş bir ’seyrekleşme’ kendini gösterirken, ‘fotoğraf’da iyice netleşiyor.
Evet, kabul etmek gerekir ki ellerinde baltalar ile ’vatan’ormanına dalanlar, ’verdikleri hasardan’değil, ’yan yana durdukları’ insanlardan tedirgin olmaya başladılar.
Muhtemel ki içlerinden şu geçiyordur:
- “Bunlarla yürüyeceğimiz yol bu kadarmış.” Öyle romantik ayaklarla “Beraber yürüdük” şarkıları mırıldanma, konfetiler fırlatma, havai fişekler patlatma, yani ’lale devri’nihayete eriyor.

***


‘Arpası’ kesilenlerin, ‘devlete vurarak’ taban oluşturanların, şahsi ihtiraslarını ’büyük idealler’imiş gibi yutturup bilinç atlarındaki kini kusanların defteri bir noktada kapanacak.
Azıcık kafası basanlar, geçmişi hatırlayanlar, bu ’doku uyuşmazlığı’ içindeki ’sahte kardeşlik’ teranelerinin sona yaklaştığını görüp, kendini ’geri çekmeye’başlıyor.
Siz bazılarının ’akçeli işler’hikayeleri anlatmaya başlamasını bir ’tesadüf’ olarak mı yorumluyorsunuz yani?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş