Berfin Bahar ve Digor’da Kaymakam bile var

A+A-
Cazim GÜRBÜZ

Gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni Hayri Köklü Bey, arada bir gülmecelik bir şeyler yazmamı istiyor. Bugün önce bu türden bir kısa öykü sunacağım, sonra da Berfin Bahar Dergisi’nin son sayısından söz edeceğim. Öykümüz şöyle:
Arkamda oturuyordu. Uyudu gece boyunca. Mola yerlerinde bile kerhen indi otobüsten. Binince uykuya geçti anında horuldadı.
Tan yeri ağardı otobüs Erzincan ovasına girince. O da uyanıverdi tan’la birlikte. Başladı çevreyi seyretmeye. Neyi görse, yüksek sesle şaşkınlığını dile getiriyordu:
 “Şuraya bak yahu şuraya! Nasıl bitmiş bu meyve ağaçları bu iklimde?”
 “Allah Allah! Yahu bu Erzincan, böyle modern bir şehir miymiş?”
 “Aşkale deyince benim aklıma Varlık Vergisi ve Çalışma Kampı gelirdi, oysa şirin bir yermiş burası... Bak bak bak! Yahu burada bir de çimento fabrikası varmış...”
Erzurum’u görünce adamın hayreti doruk yaptı. Yolcuların da sabrı taştı, sordular:
 “Yahu sen nerelisin Dayı?.. Niye böyle her şeye şaşıp feryat ediyorsun?”
Trakyalıymış, bu taraflara hiç gelmemiş, buraları hep mahrumiyet bölgesi olarak bilirmiş, şimdi bu gördükleri çok şaşırtmış onu.
“Kars’ta ne işin var, hayırdır böyle?”
 “Aslında Digor’a gidiyorum, Kars’ta ineceksin, araba değiştireceksin dediler bana.”
 “He vallah doğru demişler de,
Digor’da ne işin var?”
 “Oğlum asker, onu görmeye gidiyorum?”
 “Hah tamam, bak bu arkadaşlar hepsi Digorludur, onlarla birlikte gidersin, sana yardımcı olurlar.”
Memnun oldu, başladı Digorlulara sormaya:
 “Otel var mı orada?”
 “Var ya... Fena değildir...”
 “Lokanta?”
 “Var var... Mecburiyet Lokantası gibidir ama iyidir yemekleri...”
 “Banka?”
 “O da var, o da...”
 “Postane de var mı?”
Digorlu Kürdün canına sıkmıştı bu sorular, “Yav sen ne diyorsen?” dedi “Digor’da Gaymagam bile vardır”.
Berfin Bahar
Azerbaycan’da “Hemişe (her zaman) bahar olasan!”  derler güzel kızlara. Berfin Bahar Dergisi, 15 yıldır “Hemişe bahar” olmayı becermiş bir dergidir. Onca siyasal, ideolojik, bağnaz ayazlara karşın, direniyor; ulusalcı, toplumcu, aydınlanmacı kalemlerin siperi ve sığınağı olmaya devam ediyor.
Berfin Bahar’ın Temmuz 2010 sayısının kapağı ve ilk yazıları  “İki aydınlık insan, iki olağanüstü kardeş” Turhan ve İlhan Selçuk’a ayrılmış. Alev Coşkun, Öner Yağcı, Mehmet Ergün, Turhan Feyizoğlu, Halit Payza ve Prof. Dr. Coşkun Özdemir, bu iki çizgi ve yazı ustasını yazmış ve anmışlar.
Dr. Barış Doster’in  “Emperyalizm, Feodalizm, Toprak Reformu ve Terör” başlıklı yazısı, açılımcıların tüm savlarını çürütüyor, Türkiyeci savlara da açıklık, içerik ve varsıllık kazandırıyor. Bence, mutlaka okunması gerekli bir yazı.
Bertan Onaran, Doğu Perinçek’in “Toprak Ağalığı ve Kürt Sorunu” adlı eserini tanıtıyor, tanıtırken de ustaca katkılarda bulunuyor.
Zeki Büyüktanır ve Kaan Turhan,
2 Temmuz 1993 Madımak’taki o utanılası toplu öldürümü yazıp
yorumlamışlar.
“Süryani” başlıklı yazı ise, namuslu bir aydın duruşunun güzel bir örneği ve de simgesi. Abdullah Gürgün, Süryaniliğini, Türkiye ve Türk düşmanlığına dönüştüren bir neo-devşirmenin maskesini indiriyor.
İzzet Harun Akçay, “Karamazov Kardeşler” romanında, Türk okurundan saklanılmaya çalışılan Türk düşmanlığını ifşa ediyor.

Berfin Bahar Dergisi’ne 0212 513 79 00 nolu telefondan ulaşabilirsiniz.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları