Berlusconi ve İtalya

Haydar ÇAKMAK

İtalya da son elli yılın başbakanlık rekorunu kıran Berlusconi yolun sonuna gelmiştir. 1994 yılından bu tarafa aralıklarla dokuz yıl başbakanlık yapmıştır. 10-15 milyar eoroluk bir servetinin olduğu tahmin edilmektedir. İtalya’nın en büyük medya patronudur. Servetini ve medyasını iktidara gelmek ve iktidarda kalmak için kullanmıştır. İtalya’da liberalleri, bazı solcuları, kilise ve Vatikan’daki dini çevreleri parayla beslemiş ve kendisine bağlı basın yayın kuruluşları vasıtasıyla da bu çevrelerin kendisine sağladığı sahte bir destek ile kamuoyunu etkilemiştir. Önemli bir nüfus ve güce sahip olan küçük ve orta ölçekli şirketlerin mali denetimini gevşeterek vergi kaçırmalarına ve yer altı ticarete göz yumarak onların da desteğini sağlamıştır. İktidardan aldığı güçle birçok kez yargının kıskacından kurtulmuştur. Ancak sağda ve soldaki yurtsever aydınları bu tutumu ile hep rahatsız etmiş ve onlar da acımasız bir muhalefet yapmışlardır. Kendi partisi içinde de zamanla muhalefet oluşmuştur. Genç hanımlara olan zaafından dolayı kilise daha mesafeli davranmaya başlamıştır. İtalyanların Berlusconi’ye oy vermelerinin en önemli nedenleri arasında daha önceki hükümet ve liderlerin yaptığı yolsuzluklardır. Özellikle Berlusconi’den önceki başbakan Bettino Craxi, yaptığı yolsuzluklardan dolayı ömür boyu hapisten kurtulmak için İtalya ile suçlu değişim anlaşması olmayan Tunus’a sığınmıştır. Berlusconi zengin olduğu için rüşvete bulaşmayacağı ve yolsuzluk yapmayacağı inancı vardı. Beslediği etkili çevreler ve kendine bağlı basına rağmen halk fikrini değiştirmiştir. Halk desteğini kaybeden iktidar, parti içi ve dışı muhalefet ile besleyerek elde ettiği etkili çevrelerin sahte destekleri de bir bir çekilmeye başlamıştır. Son yirmi yıldan bu tarafa bozuk olan ülke ekonomisi daha da bozulmuştur. Berlusconi için her şey ters dönmeye başlamıştır. Bir başka deyişle yolun sonu gözükmüştür. Ancak Berlusconi’nin durumu İtalya’nın durumundan daha kötüdür. Zira iktidardan düştükten sonra başbakanı yargılamaktan büyük bir zevk alacak hakim, savcı, basın ve yurtsever etkili kişi ve kuruluşların olduğu bilinmektedir. Berlusconi hayatının geri kalan kısmını hapishanede geçirme ve servetinin büyük bir kısmını Maliye Bakanlığı müfettişlerinin küçük bir kontrolü ile kaybetme riski çok yüksektir.
İtalya son on yıldan bu tarafa dünyaca ünlü renkli başbakanıyla uluslararası gündemde olurken şimdi de bozulan ekonomisi ile uluslar arası gündemin, özellikle de Avrupa Birliği’nin önemli bir sorunu haline gelmiştir. İşin eğlenceli kısmı bitmiş, İtalyan halkı ve Euro Bölgesi için ciddi ekonomik kriz tehlikesi belirmiştir. Almanya, İngiltere ve Fransa’dan sonra Avrupa’nın dördüncü büyük ekonomisi olan İtalya’nın 2 trilyon 684 milyar dolar borcu, 2 trilyon 245 milyar dolar brüt milli hasılası vardır. Borcu milli hasılanın yaklaşık %120’sidir. Son on yıldan beri yüzde sıfıra yakın büyümesi vardır. İç ve dış yatırımlar hemen hemen kesilmiştir. Borcunu kendi kaynaklarıyla ödeme imkanını kaybetmiştir. Toplam borcunun yüzde kırk yedisi yabancılaradır. En fazla borçlu olduğu ülkeler Fransa 79 milyar, Almanya 35 milyar, Japonya 23 milyar, İngiltere 13 milyar euro. Avrupa’nın ve dünyanın birçok kalkınmış ve zengin ülkelerine önemli miktarda borcu vardır. Bunun anlamı borç veren ülkeler paralarını tahsil etmek istiyorlarsa İtalya’nın iflasını önlemeleri gerekir.
Belki de en önemli soru İtalya gibi kalkınmış ve zengin bir ülke nasıl oldu da bu duruma geldi. Bunun birçok temel ve tali nedenleri vardır. Ülkede son yirmi yılda iktidara gelen hükümetler ciddi manada politik ve ekonomik hatalar yaptılar. İtalya’yı adeta Avrupa Birliği ülkelerine bağlı kıldılar. Dünya’nın diğer ülkelerinden kopuk yaşadılar, ticari olarak batılı ülkelerle yetindiler, dolayısıyla Batı’daki her kriz İtalya’yı olumsuz etkiledi. İtalyan hükümetleri vergi toplayamadılar. Tezgah altı veya yer altı ticareti çok yaygınlaşmıştır. Türkiye ve Yunanistan’da olduğu gibi fiş alırsan şu fiyat, almazsan şu fiyat diyerek rahat vergi kaçırmaktadırlar. Başta Berlusconi olmak üzere politikacıların oy almaya yönelik popülist davranışları, örneğin lüzumsuz yatırımlar, gereksiz sosyal yardımlar gibi harcamalar çok artmıştır. İtalya devletinin pahalı borçlanması, örneğin Almanya yüzde birin altında bir faizle borçlanırken İtalya’nın yüzde yedi buçuğa kadar varan oranlarda borçlandığı bilinmektedir. Ülkedeki yolsuzlukların ciddi boyutlara ulaştığı ve kamu kaynaklarının rasyonel olmayan bir tarzda dağıtıldığı bilinmektedir, daha birçok neden saymak mümkündür ama bu kadarı bile sorunu izah için yeterlidir. Berlusconi’nin yolsuzluktan yargılandığı bir davada hakime, ’Bu ülkede herkes eşittir ama halkın yüzde ellisinin oyunu alan biri olarak ben daha fazla eşitim’ demesi, İtalya’daki hukuk ve adaletin hangi noktaya geldiğini göstermesi açısından önemli bir örnektir. İtalyan halkını ve Berlusconi’yi sıkıntılı anlar beklemektedir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş