Beş "N" bir "K" neden ve nedenler ve kimler?

Altemur KILIÇ

Şom ağızlı olmamaya çalışıyorum; ama şu gelinen noktada, bu “kâbus fitne fesat tünelinin” ucunda, ülkemizi aydınlığa çıkaracak bir ışık pırıltısı bile göremiyorum... Hatta Cumhurbaşkanının, Askeri şahısların sivil mahkemelerde yargılanmaları konusunda, “gece ekspresi” hükümlerini, “kurumlar arasında uyum” sağlamak için veto edebileceğini umarak MGK toplantısından önceki ve sonraki “mini zirvelerde” harcanan uzlaştırma çabalarının da boşuna nefes, enerji tüketmek olduğunu, yakın tarihimizde, kendi yaşadıklarımı hatırlayarak, görüyorum. Bazı temel unsurların (bu arada Kürt sorununun da) kökleri radikal olarak kazınmadıkça, zehirli bitkiler gene türeyecektir. Çünkü önce bazı malum iç ve dış güçler, bu “kâbus tünelinden” çıkmamızı, ülkenin huzura kavuşmasını-bilhassa-istemiyorlar ve umuyorlar ki, sonunda bu “tünelden” onların hedeflediği “karanlığa” çıkılacak!


Sabit faktörler
“Sabit unsurlar” dediklerim, nelerdir? Mesela Güneydoğu konusunda, “Büyük Kürdistan”! Gafletimiz sayesinde ve içimizdekilerin de ihanetiyle, bu hayal gerçekleşirken, “barışçı çözüm” dedikleri, aslında, Türkiye’nin bölünmesi, “çözülmesi” demektir.
Daha taze, güncel konuya, “belge olmayan bir kâğıt parçasından” üretilen darbe senaryolarına gelelim. Burada en sabit faktör: Türk Ordusunun, bildiğimiz anlamda yok edilmesi emeli ve planları... Türk Ordusunun başka hiçbir ülkedeki ordularda olmayan anlamı ve ruhu! Bunların, silah ve teknolojiden fazla, milletimizin, Türkiye’nin, parayla pulla, demokrasiyle elde edilemeyecek üstünlüğü olması, eğer bu üstünlüğü kaybedersek önce dışarıya karşı ve bununla birlikte içerdeki düşmanlara karşı, savunma gücümüzü kaybedeceğimiz, onları hiç ilgilendirmiyor... Sağlı sollu liboşlar, yeni bir deyim ürettiler; “Ordunun vesayetinden kurtulmak” Sevinçle “ok yaydan çıktı, süreç durdurulamaz” diyesiler!
Biz kimleriz, onlar kim?
Bizler, Ordumuza bağlı olanlar onlara göre Militerci, askerci, “milliyetçileriz-Atatürkçüleriz”. Bir yerde haklılar; “milliyetçi” olup da, Orduya bağlı olmamak mümkün mü? Evet, biz “askerci”  olmakla iftihar ederiz, ama ya onlar, nedirler? AB CIA, cemaatçi yalaka yandaş vb... Bunları ve cinsel tercihlerini de, açıklasınlar!


Son olaylar
Gelelim son iki, üç günün olaylarına:
Sorular çok: Özellikle Kurmay Albay Dursun Çiçek konusunda son günlerde olanlar konusunda... Bu soruları Ertuğrul Özkök özetlemiş:  “Albay Çiçek’in” “Ergenekon” savcıları tarafından ifadesinin alınması neden salı günü oldu? MGK’nın salı günü toplanacağı çok önceden belliyken tutuklama kararı neden böylesine kritik bir güne bırakıldı? Albay’la ilgili gerçek nedir?  Askeri savcı mı doğruyu söylüyor, yoksa sivil savcı mı?... Özkök şunu da yazıyor: “Bu davaya, bazı siyasi hesaplaşmaların da dâhil edildiğine dair kamuoyunun bir bölümünde derin şüpheler var. Askeri savcı sadece elindeki belge hakkında konuşuyor.
İki savcı da bu kadar kesin ifadelerle konuşuyorsa gerçek nerede?” Türkiye artık bu sorunun cevabını almak istiyor... Herkes olmasa da bazı insanlar, ordumuzun böylesine hırpalanmasını, komuta kademesinin bile zor durumda kalmasını derin endişeyle izliyor. “Evet işte aynen böyle”.


Asıl şifre
Ancak bütün bu “fitne-fesat” operasyonunun asıl şifresi -bence - şu: Bu belge olmayan  “belgeler” ve de seçme gerçek belgeler nasıl, niçin, sızdırılıyor ve kanun hükmilerine rağmen neden servis ediliyor? Neden ve nasıl olduğu ve neden, kimin tarafından yapıldığı malum! Her yere, her kuruma “sızdırılmış”  olanlar, özellikle, sızdırıyorlar... Kısacası,  “5 Neden ve Niçin” malum... Kimler de  “Malûm” !.
Bu şifrenin çözülmesi için, iktidardan ve emri altındaki kurumlarından ve sivil savcılarından bir çaba, hatta irade beklemek abes. Ama Genelkurmayın bunu acilen yapması, köstebekler varsa bulup teşhir etmesi zorunlu... Bu çözülürse,  Orduya, Türk milletine  “kefen bezi”  dokumak için, işletilmekte olan  “tezgâh”  çökertilir!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş