Beynimde bir şey mi var?

Yavuz Selim DEMİRAĞ

Canımın canının ameliyatı sırasında yüzlerce telefon, binlerce mesaj geldi. Yavrumun hastanedeki yoğun bakım odası önünde beklerken bir taraftan da gazete manşetlerine göz atıp gerginliğimi hafifletmeye çalışıyordum. Ama başıma müthiş ağrılar girdi.
“VİP çeteye baskın” , “Mini Susurluk’a matkap darbesi”, “Rezidansdaki derin çete” gibi manşetlere gömüldüm. Dağın fare doğuracağından emin olmama rağmen sevgili Mehmet Gül ile ilgili haberlere canım sıkıldı.
Otuz yıldır tanıdığım Mehmet Gül, ağzına sigara koymayıp, alkolün yanından geçmemesine rağmen ağır bir hastalık geçirdi. Geçtiğimiz ay karaciğer nakli yaptırıp yeniden sağlığına dönmek üzere olan Gül’ün hedef alınmasını hazmedemedim.
Gül, sadece Türk milliyetçileri ve ülkücüleri için değil, sağcı-solcu ama memleket meselelerine kafa yoran her kesimin sözcüsü hatta umudu olan değerli bir Türktür.
Neymiş efendim, evine baskın yapılmış da bulunamamış. Oğlu Şeref ruhsatsız silah bulundurmaktan gözaltına alınmış. Bazı milletvekilleri ve işadamlarını PKK’dan korumak için kurulan çeteye mensupmuş... vs. vs.
Akla hayale gelmeyecek senaryolarla Mehmet Gül’ü toplumun gözünden düşürmeye yönelik haberler bana göre psikolojik savaş metodlarının bir parçasıdır. Bilgi kirliliği ile Gül’e gölge düşürmeye kalkışanların amaçları aslında çok farklı. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan olmaktansa siyasi ikbali elinin tersi ile itip milli mukavemeti diri tutmayı kendisine vazife sayan Mehmet Gül güya  İhsan Arslan’ı PKK’dan koruyacakmış.
Her tür terör örgütünün hedefi olan Gül’e yapılan tehditler bir yıl önce kamuoyuna yansıdı. Emniyetin birinci derecede koruma altına alması gereken Gül, kendisini Allah’a emanet edip koruma bile almayan yiğit adamdır. İhsan Arslan ise “PKK’ya terör örgütüdür” diyemeyen Karun kadar zengin bir iş adamı-siyasetçidir. Arslan’ın bırakın Gül’ün korumasına ihtiyaç duymayı, ordu kurabilecek kudreti vardır. Kaldı ki bütün Türkiye Mehmet Gül’ü de, İhsan Arslan’ı da tanır. Gül ile Arslan arasındaki farkı fark edecek kadar sağduyu sahibidir.
Aybikehan hastanede ama evde de hayat devam ediyor. Allah eksikliğini vermesin, gelen gidenimiz eksik olmuyor. Ankara’da kar neredeyse diz boyu. Ben de koşuşturmaktan ön ödemeli doğal gaz almayı ihmal etmişim. Dostlardan evdekiler üşümesin diye gaz almalarını rica ettim. 50 veya 75 YTL’den fazla verilmediğini söylediler. Gizli gizli zamların yanında İran’ın doğal gaz sevkiyatını kestiğini ifade ettiler. Dahası muhtemel bir ABD-İran savaşında İran tamamen sevkiyatı durdurursa, bırakın ısınmayı elektrik üretimi aksayacağı için karanlıkta kalma ihtimalimiz varmış... Vay be demeye kalmadan, aklıma Ukrayna’da zaman zaman olan vana arızaları geldi. Öyle ya, Rusya’dan aldığımız doğal gazın kaza ile vanaları bozulsa ne hale geleceğiz. Koca Türkiye’nin kaderi komşulardan gelen gaza bağlandığına göre işimiz çok zor çoook...
Hemşireler saat başı Aybikehan’ı kontrol ediyor, doktorlar gelişmeleri takip ediyor ama benim baş ağrım dinmiyor. Canımın canının beynindeki kitleyi ameliyat ile alan doktorlara rica ettim, bunca ağrının sebebi nedir? Yoksa benim de beynimde bir şeyler mi var? diye yakarırken; “sizin beyninizde bir şey yok ama memleketin durumu felç” sözleri beni rahatlattı.
Sevgili okuyucularımızın, Yeniçağ ailesinin kızımın ameliyatında gösterdikleri duyarlılık karşısında söylenecek söz bulamıyorum. Sevgi seli dualarla taşınca Rabbim emanetine himmet ediyor. Aybikehan kendisine geldi, bana cevap bile verdi. Dualarını esirgemeyenler, duaların karşılıklı olduğunu bilenlerden Allah razı olsun.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş