"Bile bile lâdes!"

Altemur KILIÇ

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ Bakanlar Kurulu’na “terör brifingi” verdi... Sonuç bildirgesinde neler söylediği tamamıyla açıklanacak mı? Keşke açıklansa. Artık, bunları bütün millet açık-seçik bilse de terörün asıl sorumlularının kim olduğunu anlasa. Günah da TSK’nın üstünden gitse!
PKK terörünün artarak devam etmesinin, azmasının asıl sorumluları geçmiş hükümetler ve onlardan çok daha fazla AKP iktidarıdır. Çok yazdım: Bu iktidar, AB-ABD baskısı altında, onlardan icazet bekleyerek, aslında, terörle mücadele etmemiş, aksine mücadeleyi savsaklamış, TSK’nın ve Güvenlik güçlerinin ellerini, kollarını AB’ye uyum yasalarıyla bağlamıştır. Erdoğan’ın, her konuşmasından amentü gibi tekrarladığı “AB sürecine bağlı” kalması TSK’nın ellerini hâlâ bağlıyor! Ve şimdi de, Güneydoğu oylarının peşindeyken, konuyu PKK ile TC arasında “inatlaşma” düzeyine indirgedi. Ve göstermelik olarak da, TC hükümeti Talabani’den ve aşiret ağası Barzani’den medet ummakta!
Burada parantez içinde söyleyeyim; “çok bilen fakat hiç bilememiş” Sabah yazarı Mehmet Barlas, “Barzani’ye aşiret ağası demek yanlıştır” dedi ve Barzani’nin ABD Cumhurbaşkanı tarafından kabul edildiğini söyledi. Yani Çankaya’ya davet edilmesini önerdi! Bu sözler bir çırpıda süren gafleti yansıtıyor! Evet; Barzani “aşiret ağası veya şeyhi”; eskiden, muhatabı Silopi Kaymakamı idi. Peşmergelerinin postallarını biz verdik ve PKK’ya karşı onu kullandık! Ama bu aşiret şeyhini, bu mevkiye kimler çıkardı? Bizim “gafletimiz” ve Barlas gibilerin “gafleti” ve de ABD’nin petrol çıkarları! Biz onu kullanırdık, şimdi o bizi kullanıyor, daha doğrusu bize karşı “kullandırılıyor”!
Bugünkü sorumluların, biraz tarih şuurları ve vizyonları olsa, tehlikenin ne olduğunu ve güncel boyutlarını görür ve bu gerçekler karşısında asıl çözümün “barışçı çözüm”, yani “verip kurtulmak” olamayacağını anlarlardı!
Ama anlayabilirler miydi? İşte asıl mesele de bu! Bugünkü Başbakan Erdoğan’ın, 1991’de Refah Partisi döneminde partinin İstanbul sorumlusu iken Necmeddin Erbakan’a verdiği rapor, onun bu konudaki asıl zihniyetini gösteriyor. Bu raporun ayrıntılarını, daha sonra ele alacağım. Erdoğan’ın şimdiye kadar yalanlamadığı bu raporda özetle devleti ve orduyu, güvenlik güçlerini PKK’dan da fazla suçluyor ve partisinin, devletle ve PKK arasında tarafsız kalmasını öneriyor. Tuhaf tesadüf;  raporda önerdiği 12 madde, adeta AB’nin bu konuda önerdikleri, hatta eyalet sistemine kadar!
 İlk sorum Erdoğan’a. Bugün Başbakan. 1991’den önce önerdiklerini neden uygulamadı veya uygulayamadı? İkinci sorum: Koltuğa oturunca gerçekleri gördü ve hidayete mi erdi? Öyle ya, iktidar ifsat ettiği gibi, insanları akıllandırır da! İnşallah öyledir, ama Erdoğan “hidayete” ermiş olsa bile, gene gerekenleri yapmadı, yapmıyor! Daha doğrusu Güneydoğu oyları yüzünden ve AB-ABD baskısından dolayı yapamıyor!
Fakat Erdoğan’ın asıl altyapısı şu: Türkleri “alt kimliklerden biri” saydı ve “Türkiye Türklerindir demek yanlıştır” dedi!  Şimdi bu Başbakan’dan ve iktidarından terörle mücadelede ne dereceye kadar vizyon ve kararlılık beklersiniz?
Çocukluğumuzda “lâdes” oyunu oynardık. Tavuğun lâdes kemiğini kırar “Lâdesim lâdes olsun mu?” diye, “Lâdes”  tutuşur, “Havada bulut, sen de bunu unut” derken, kemiğin elimizde kalan parçasını arkadaşımıza uzatırdık. O, gafil davranıp alırsa “Lâdes!” der ve bahsi kazanırdık! Fakat “aklımda” deyip, kemiği veya uzattığımız başka bir şeyi almazsa oyun devam ederdi!
Bugün de, adeta Türkiye’nin geleceği üzerinde “lâdes” oynanıyor; bu, “bile bile lâdes”! Terör konusunun, bütün ayrıntı ve sebepleri ortada ve “aklımızda” olması gerekirken, oyuna geliyoruz! Erdoğan, Tunceli’deki konuşmasında, terörü “havadaki bulutlara” benzetti! Yani lâdesteki gibi “havada bulut, sen bunu unut”! Ne var ki, “bulutlar” dağılmıyor, unutulmuyor!  Tutuşulan bahiste söz konusu “Türklüğün geleceği!” Bu “bile bile lâdes” oyununda, Erdoğan ve düşmanlarımızın “akıllarında” neler olduğunu bildiğimiz halde, hâlâ “bizim de aklımızda deyip devam mı edeceğiz!
Eski Roma’da, Senatör Cato (MÖ 231-149) her konuşmasının sonunda, “Delande Carthacaja” (Kartaca yıkılmalıdır) dermiş... Benim içimden de, konum ne olursa olsun, her yazımın sonunda “Bu iktidar yıkılmalıdır” yazmak geliyor!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş