Bilek güreşi, pehlivan dalaşı

A+A-
Altemur KILIÇ

“Açılım-açılımlar” pehlivan hikâyesine, tartışmalar, iktidarla muhalefet arasında “Kırkpınar güreşine” dönüştü! Davul zurnalar çalınıyor... Sadece bir değil, birçok uluslararası “Kırkpınar Ağaları” var.. Pehlivanlar, el ense peşrevi yapıyorlar... AKP isimli pehlivanı, fanatik taraftarları yağlıyorlar!
Bu safhada, iki pehlivan -Erdoğan ve Baykal- arasında mektuplar teati edildi, “açılım” konusunda buluşup konuşmaları, ilke olarak teyit edildi.
Bu buluşma gerçekleşecek mi? Şu sırada muallâkta... Baykal, Erdoğan’ın meydan okumasını -blöfünü- gördü ve ilke olarak “buluşmayı” kabul etti!
Politika, taraflar arasında oynanan bir oyundur! Bu oyunda Baykal, topu Erdoğan’a attı...
CHP Genel Başkanı görüşmenin, kameralar ve kayıt altında, yani açık yapılmasını istiyor... “Açılımın” TBMM’de kapalı oturumda konuşulmasına itirazının sebebi Erdoğan’la, Büyükanıt Paşa arasındaki, “mülakata” ve “mutabakata” benzemesin, kafaları karıştırmasın, muğlâk kalmasın diye! Baykal aslında Erdoğan’a güvenemiyor, görüşmenin ve neticelerinin, tek taraflı sızdırılmasından, açıklanmasından ve “nalıncı keseri” gibi yontulmasından kuşkulu! Haklı da. Erdoğan’ın, bu konularda sicili pek “ak” değil!...


Top, Başbakan’da
Top şu sırada -bu yazı yazıldığı sırada- Başbakan’da! Ve bana kalırsa Erdoğan müşkül durumda. Öyle ya “görüşme” mutabakata varılsa da, varılmasa da, neden kamuoyundan gizlensin? Nasıl devlet sırları olabilir ki? Böyle “sırlar” olabileceğini ima etmek bile “açılım” konusundaki şüpheleri artıracaktır. Deniz Baykal, Tayyip Erdoğan’ın “görüşme” talebini içeren mektubuna verdiği yanıtının içeriğini, Erdoğan’dan önce basına açıklamakla, taktik ve de etik hatası yaptı. Şu sıralarda futbol terimlerı revaçta, buna göre “biraz kontrpiyede” kaldı! Zira bu süreçten bir beklentisi olmadığını, peşinen açıklamış oldu... Gerçi bir şeyler beklemekte haklı ama tribünlerden, haklı olarak “ofsayt” sesleri yükseliyor. Kısacası gelişmeler futbolu yanlış ayakla başladı, şüpheleri artıracak, başarıya gölge düşürecek bir ortamda!


Samimiyet
Erdoğan’ın, bu konuda samimi olmadığı malûm. Eğer samimi olsa, görüşmeden “dostlar alışverişte görsünlerden” öte, somut bir netice bekleseydi ve sorunu samimi bir işbirliği anlayışıyla, çözmek niyeti olsaydı, önce o işbirliğinin altyapısını oluştururdu.
Oysa Oktay Ekşi’nin yazdığı gibi, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın siyasi yaşamının, bir aylık bir kesitini inceleyen herkes, “siyasi çıkar” hesabını göz önünde tutmayan hiçbir şey “yapmadığını ve yapmayacağını” anlar, görür.
Eğer “açılım”, Erdoğan’ın dediği gibi “milli bir açılım” olacaksa, görüşmenin tümü kayda geçirilmeli, hemen açıklanmalı ki, kararı millet verebilsin!
Açılımın içeriği konusunda, tarafların konuşacakları ve biri birlerini ikna etmeleri gereken çok husus var. Mevzuat-Anayasa değişiklikleri. Anayasa’nın ilk üç maddesinin, mümkünse hepsinin değiştirilmesi, ekonomik tedbirler, af önerileri, PKK’nın silahlarını bırakması ve DTP’lilerin azgınlığı, ülke içinde özerk bölgeler yaratma, Kürtçe’nin eğitim dili olarak kabul edilmesi istekleri, Apo faktörü ve asli muhatap kabul edilip edilmeyeceği! Bütün bu konularda, karşılıklı ikna ve mutabakat gerekecek! Mümkün mü? Yoksa havanda su mu dövülecek?
Şu sırada, benim kişisel değerlendirmem görüşmeden fazla somut bir şey çıkmayacağı, muhtemelen anlaşma yerine, “anlaşamamaya” karar verileceği. İnşallah yanılıyorumdur... Bu siyasi bir bilek güreşi değil, TC’nin var oluşu söz konusu! Ama gene de iyimser bakışla, bu süreç başlasın bir yandan! Konuşmak, hiç konuşmamaktan daha iyidir!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları