Biliyorum-unutmuyorum

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Geçmişini, tarihini bilmeyen bir toplum, hafızasını kaybetmiş kişiye benzer. Yaprak gibi esen rüzgârla istemediği yönlere savrulur gider. Tarihini ve karşısındakini bilmeyen kişi, iyi niyet gösterme merakına da düşerse, pazarlıktaki tüm kozlarını yitirmiş olur. Çocuklarımıza ve gençlerimize kökümüzü kökenimizi, Osmanlının Kıbrıs’a geliş nedenlerini, Kıbrıs’ın Anavatanımız için stratejik önemini, hiç olmazsa 1878’de başlayan Enosis talepleri ile  “süslenen”  dönemde Türk tarafının kaygılarını, protestolarını, 1931 isyanını, 1950 Plebisitini ve Türklerin karşı yanıtlarını, Makarios’un  “kutsal yemini”  ile başlayan dönemi, Dr. Küçük ve arkadaşlarının  gelmekte olan tehlikeyi Anavatana anlatmak için verdikleri uğraşı, 1954’de Yunanistan’ın Kıbrıs meselesini Birleşmiş Milletlere  “Kıbrıs Halkı - Kıbrıslılar Enosis istiyor” diye götürmesi; Türk tarafının  “Kıbrıs’ta tek halk yoktur, bu talep Rumların talebidir;  Yunanistan’ın Kıbrıs’ı kolonize etmesine HAYIR” diye ortaya çıkışımızı; EOKA yıllarını, Enosis’ten Taksime gidiş nedenlerini; Lozan dengesinin önemini ve 1959-60 Antlaşmaları ile bu dengenin Kıbrıs üzerine de getirilmiş olduğunu öğretiyor muyuz? BM’nin dürtüsü ve katkısı ile hazırlanmış olan Tarih kitaplarımızla ilgili şikâyetler ayyuka çıktığı halde  “bana mısın?”  demeyen sorumlular karşısında Tarih öğretmenlerimizin suskunluğu ne kadar üzücü ise Birol Özter hanımın uğraşı da o kadar takdire şayandır.
Bunları not ettikten sonra Rum tarafına bakalım. BM’nin  “Tarih kitaplarınızı karşılıklı olarak değiştiriniz”  önerisini ret etmiş olan Rum yetkililer çocuklarına ve gençlerine  “Kıbrıs meselesi barbar Türklerin 1974’de bu Yunan adasını işgali ile başlayan bir işgal ve bundan kaynaklanan göç meselesidir. Er geç işgalciyi kovacağız ve eski yerlerimize döneceğiz”  derslerini vermekte, Kilise bu yalanı telkine devam etmektedir.
29 Mart tarihli Rum Basın Özetlerindeki şu habere bakalım: Lefkoşa ve Girne ilkokul aile birlikleri federasyonlarının Ata yadigârı topraklara geri dönüşü talep etme meşalesinin yanık tutulmasına katkı koyma çabaları çerçevesinde bugün saat 18.30’da Kıbrıs Avrupa Üniversitesinde bir anti-işgal etkinliği düzenlenecektir. Biliyorum, Unutmuyorum, Mücadele Ediyorum başlığını taşıyan haberde ilkokul 4, 5 ve 6. sınıf öğrencilerinin yaptıkları “işgal altında Girne”  resimleri sergilenecek ve katılımcı bütün ilkokul çocuklarına birer anı plaketi ve dereceye girenlere çeşitli ödüller verilecektir. Girne ile ilgili bir film ve Girne Metropoliti ile Girne Belediye Başkanının konuşmaları ile etkinlik son bulacaktır. Bu sahte “Girne Metropoliti”  ile sahte  “Girne Belediye Başkanının” neler söyleyeceklerini tahmin etmek size kalmıştır.
Rum gençliği Türklerle bir arada yaşamak istemediğini (yani Türklerin geldikleri yere Anadolu’ya gidebileceklerini), Kıbrıs’ın bir Yunan adası olduğunu, Türkiye’nin Kıbrıs’ın tümünü almak planı bulunduğunu, Kıbrıs Türklerini bu maksatla kullandığını  “bilerek”  ve  “işgali unutmayarak” yetiştirilmektedir.  Bunların karşısında canlarını ve namuslarını, hürriyetlerini ve devletlerini savunmak için yıllardır uğraşmış, can ve kan vermiş, göçü yaşamış, Anavatan sayesinde zor kurtulmuş insanlarımızın çocuklarına ve torunlarına  “Kıbrıslılık” öğretilmekte,  “barış”  adı altında hikâyeler söylenerek  “Rum tarafı ile bütünleşme”  masalları anlatılmaktadır. Lokmacı barikatının açılışında davul zurna ile bayram yapanların  “devletsiz ve Türkiyesiz”  bir uzlaşmanın bizi kimlerle karşı karşıya bırakacağını düşünme ve kendilerine çeki düzen verme zamanıdır. Karşı tarafa düşman olmaksızın karşı tarafın  “milli siyasetini”  bilmek, bize yapılanları unutmamak ve devletimize sahip çıkma mücadelesine bilinçli bir şekilde devam edebilmek için Tarih öğretmenlerimize büyük görevler düşmektedir.  Geçmişte bir Tarih Kurumumuz vardı. Hâlâ var mı bilmiyorum. Varsa varlığını göstermeli, yoksa, Türkiye’yi Anavatan bilen ve KKTC’ye inanan tarihçilerimiz acilen Milli bir Tarih Kurumu kurmalıdırlar diye düşünmekteyim. Unutmayacaksak, bilerek yaşayacaksak, Rum’un Yunan’ın kulu kölesi olup haritadan silinmeyeceksek kendimize gelmeliyiz. 

Yazarın Diğer Yazıları