Bina, zina ve küfür...

Ahmet SEVGİ
Çocukluğumuzda bize büyüklerimiz  “kıyamet yaklaştıkça bina ile zina artacakmış” derlerdi. Şayet bu söz doğruysa kıyametin epey yaklaştığını söyleyebiliriz...
Büyük şehirlere şöyle kuş bakışı bir nazar edin... Gözünüzün alabildiği yer bina... Üstelik bu binaların bir çoğu sadece nicelik bakımından değil, nitelik bakımından da göz kamaştırıcı... Her türlü teknik imkânlarla donatılmış... Eminim, Şeddat bu binaları görse “Bâğ-ı İrem” deki eksiklerinden dolayı mahcup olurdu.
Bilindiği üzere Âd kavminin hükümdarı olan Şeddat; cenneti yer yüzünde inşa etme iddiasıyla, cennetin vasıflarına uygun olarak -bu vasıfları Hûd Peygamber’den dinlemişti- “Bâğ-ı İrem”  denilen bir bahçe ve içine kıymetli taşlardan bir saray yaptırmış ve halka  “Gaye cennete kavuşmaksa işte cennet” diyerek Tanrılık iddiasında bulunmuştu.
Buna benzer bir başka bina hikâyesi de Attar’ın  “Mantıku’t-Tayrı” nda geçer: Rivayet ederler ki zamanın padişahlarından biri duvarı kıymetli taşlardan, sıvası da altından muazzam bir köşk yaptırır. Görkemli bir törenle köşkü açarken kalabalık arasında derviş kılıklı bir şahıs dikkatini çeker. Çağırır ve köşk hakkındaki düşüncelerini sorar. Derviş der ki  “Güzel, çok emek çekmişsiniz. Lakin binada bir delik var, keşke onu da kapatabilseydiniz...”  Padişah öfkelenir, ustalara kontrol etmeleri için emir verir. Ustalar incelerler, hiçbir delik olmadığını söylerler. Padişah tekrar dervişe döner ve incelettiğini, herhangi bir deliğe rastlanmadığını ifade eder. Bunun üzerine derviş:  “Evet, siz göremiyorsunuz ama binada Azrail’in girebileceği kocaman bir delik var” der...
Hikâyelerden de anlaşılacağı üzere, para-pul ile makam-mevki bir araya gelince ihtişamlı binalar vücut buluyor. Ve bu tip binaların sayısı arttıkça da insanların inançları zayıflıyor. Hatta bazen işin sonu İlahlık iddiasına kadar varabiliyor...
Binanın artmasına paralel olarak zinanın da arttığına dair müşahedelerimi dillendirmeye, aldığım terbiye izin vermez. Lakin şu kadarını söyleyebilirim ki geçtiğimiz yıllarda (2004) muhafazakâr olduğu bilinen bir iktidar eliyle zina suç olmaktan çıkarılmış ve o günlerde bu konu tartışılırken tanınmış bir yazarımız -zinayı kastederek- “Bu topraklarda bizler hayvanlar kadar hür olamayacak mıyız?”  diye yazabilmiştir. İşte zina cephesinde genel manzara bu, fazla söze ne hacet...
Sıkı durun, bina ve zinadan sonra kıyametin bir başka alametini daha açıklıyorum: Küfretmeyi Kuran’dan delil göstererek meşru saymak... Adam çıkıyor, bütün dünyanın gözü önünde küfrediyor, sonra da Kuran’dan bir Âyet meali okuyarak yaptığının meşru olduğunu savunuyor. Bundan daha büyük kıyamet alameti olur mu?
“Lafzı muhkem yalınız, anlaşılan, Kurân’ın,//Çünkü kaydında değil, hiçbirimiz mânânın://Ya açar Nazm-ı Celîl’in bakarız yaprağını;//Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına,//İnmemiştir hele Kurân, bunu hakkıyla bilin,//Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için!”  diyen Mehmet Akif bu son müessif olaya şahit olsaydı kim bilir ne derdi?..
Dostlar! Hazırlıklı olun, kıyamet adım adım yaklaşıyor...
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş