Binlerce sevgi çiçeği...

A+A-
Hulki CEVİZOĞLU
Geçen haftaki yazımın başlığı “AKP’den farkınız ne?” idi. 22 Temmuz milletvekili genel seçimlerine katılan AKP dışındaki partilere soruyordum. Bunun yanıtını seçmen verdi ve “hiçbir farkınız yok” dedi. O yüzden iktidardaki AKP yaklaşık yüzde 47 oy alarak önemli bir patlama yaptı. “Ana muhalefet” durumundaki CHP ise olduğu yerde saydı ve yine iktidar olamadı. Yüzde 5,5 civarında oy alan DP’nin Genel Başkanı Mehmet Ağar’ın istifasının ardından, şimdi de Deniz Baykal’ın istifası bekleniyor. 30-40 yıldır politika yapan ve başarısızlığın mimarlarından Önder Sav ve Eşref Erdem gibi yöneticilerle birlikte. [B]BEN NİÇİN SEÇİLEMEDİM[/B] Gelelim benim durumuma. Ankara 1. Bölgeden “bağımsız” milletvekili olarak girdiğim “ilk” siyaset denemesi geride kaldı. Yeterli oyu alamadım ve milletvekili seçilemedim.. Yıllardır, burada birlikte savunduğumuz düşüncelerin, Mustafa Kemal ilkelerinin, “tam bağımsız Türkiye” felsefesinin TBMM’de seslendirilmesi -şimdilik- mümkün olmayacak. Artık bunu, AKP’nin üçte biri kadar milletvekili çıkaran “Atatürk’ün Partisi” (!) CHP yapar. “Her şeye rağmen” aldığım oy 11 bini geçti. Nedir bu “her şey” ?.. Anlatayım. İnsanlarımız Türkiye geneline yansıyan açıklamaları bildiği için bizim bölgemizdeki gelişmeleri ben anlatayım. Bugüne kadar “AKP’ye yaramasın” diye, bazı açıklamaları yapmaktan kaçındım ve hatırlayacaksınız bu satırlarda “susmanın ağırlığını taşıyorum” dedim. Şimdi her şeyi değil ama, birazını söyleyelim... Rakibimiz AKP olacak diye beklerken, ne yazık ki CHP oldu!.. Daha doğrusu onlar bizi kendilerine tehdit olarak algıladılar ve şu yalanları yaydılar: -“Cevizoğlu, bizim oylarımızı bölecek. Ona oy vermeyin.” -“Biz Cevizoğlu’na adaylık teklif ettik, kabul etmedi. Arkasında AKP var.” Rezaleti görüyor musunuz?.. Büyük bir özveride bulundum ve bunlara basın yoluyla yanıt vermedim. Çünkü, “CHP’lilerin yalanını açıkça söylemek, AKP’nin işine yarar” diye düşündüm. Artık şimdi böyle bir durum yok. Artık, CHP yönetimi uğradığı hezimet ile baş başa ve herhalde bunun faturasını halka ödeyecek. [B]BİNLERCE TEŞEKKÜR[/B] Ankaralı vatandaşlarımızın büyük bir kısmı “Aman oyları bölmeyelim” ya da “Cevizoğlu’nu seviyoruz ama Meclis’te tek başına kimse bir şey yapamaz” düşüncesiyle CHP’nin oyununa geldi. Asla mazeret aramıyorum ve bir yılgınlık, yenilgi psikolojisi içinde değilim. Bakınız. Ankara 1. Bölgede aldığım 11 bini aşkın oy, teşkilatı ve parası olan 8 partiden daha fazla. 11 bin seçmenime yürekten teşekkür ediyorum. “Amatör politikacı” olarak birçok partiden çok daha iyi çalıştığımızı herkes biliyor, görüyor. Kamer Genç Tunceli’de 7 bin oyla milletvekili olurken, ben 11 bin oyla milleti temsil edemiyorum! Gecesini gündüzüne katan, bir kuruş para almadan; yol paralarını, araçlarının benzinlerini ve birer sandviçin dışında yiyeceklerini dahi ceplerinden ödeyen “Gönüllülerimize” büyük minnet borcum var. Hepsine çok teşekkür ediyorum. Gözlerindeki ışıltılarla bizleri selamlayan, sevgilerini göstermekten çekinmeyen binlerce Ankaralı vatandaşımıza ben de aynı duygularla cevap veriyorum. Bu arada, büyük bir özveriyle çalışırken, üç gün önce kalp krizinden vefat eden gönüllülerimizden sevgili Ünal Bey’e de Allah’tan rahmet diliyorum. Bize düşünceleriyle ve ellerindeki olanaklarla aynî yardımda bulunan dostlarıma teşekkür ediyorum. Kanaltürk Televizyonu ve Yeniçağ Gazetesi’nin patron, yönetici ve çalışanlarını ise unutmam mümkün değil. [B]SORULARIN İÇİNDE BOĞULMAK[/B] Gelelim oy vermeyenlere. Bu yazımda, oy ve emek verenleri yazmaya çalıştım. Diğerlerini yazmak ise, zaten önümüzdeki dönemin tamamını alacak. “AKP’den kurtulalım” diyenler nerede?.. “Cumhuriyet Tehlikede” diyerek mitinglere koşan on milyonlar nerede?.. “Teslimiyetçi politika istemiyoruz. Ülkemiz satılmasın” diyenler nerede?.. Sorular o kadar çok ki. Artık bunların yanıtıyla biz uğraşmayacağız. Kim bilir belki de, bu durumda olanlar sordukları soruların yanıtlarını ararken, sorular içinde boğulacak. Önceki yazımdan alıntıyla bitireceğim. 1914 yılında milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy; “Memleket mahvoluyor, baksana, bedbinlikle, Bir ışık gösteren olsaydı eğer, tek bir ışık, Biz o zulmetleri (karanlıkları) bin parça edip çıkmıştık” diyordu. Işığı gösterenleri anlayamadığımız sürece, karanlıklar devam edecektir. Ben ise, “Ne ABD’ye ’yeşil kuşak’, ne AB’ye ’uşak’ olmak istemiyoruz”, demeye devam edeceğim.
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları