Bir ABD gezisinin hatırlattığı!

A+A-
Behiç KILIÇ

Bizim değerli büyüklerimizin ABD gezileri çok önemlidir.(!) Her bir liderin, her bir gezisi insanı derin derin düşündürür!.
Bendeniz izninizle size Özal’ın bir “ABD” seferinden söz edeceğim..!
Efendim, mesele şudur!..
Uğur Mumcu’nun suikaste uğramasından sonra devrin Cumhurbaşkanı Özal’ın olaya donuk kalması hep dikkatimi çekmiştir. Mumcu’nun cenazesi kaldırılmadan Turgut Özal bir bahane ile ABD’ye gitti. 1996 yılında Milliyet Gazetesi çok küçük bir haber olarak, Uğur Mumcu’nun ağabeyi Ceyhan Mumcu’nun bir demecine yer verdi. Ceyhan Mumcu, Özal’ın, Uğur Mumcu’yu Amerika’da bazı mihraklara şikayet ettiğini söylüyordu. Üstelik Özal bu şikayetini Yaşar Kemal’in elinden aldığı mektupla destekliyordu.
Mesele şudur...
1992 yılı Nisan ayında Özal, ABD’de Methodist Hastanesi’ndedir. Buradan Semra Özal aracılığı ile bir ünlü gazeteciye ulaşır. Bu gazetecilerden Yaşar Kemal’e gidip, Güneydoğu meselesine ilişkin bir yazı alması istenir, Semra Hanım aracılık istediği gazeteciye “Turgut Bey en yüksek düzeyde ABD güvenlik örgütleriyle görüşecek. Bu yazarın görüşlerine ihtiyacı var” der yazar, Yaşar Kemal’dir... Yaşar Kemal malum sloganları ile federasyonlardan çağrışımlar yapar. Bu arada Ulusal Birlikçi-Kemalist yazarların, federasyonlar önüne set koymalarından söz eder...
Ulusal birlikçi yazarların başında Uğur Mumcu vardı..
Mumcu, C-4 tipi bomba ile öldürüldü. Bu bomba tipi CIA patentiyle ünlüdür.

Uğur Dündar’a
helal olsun..

BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun da hayatını kaybettiği olayda, bir de basın görev şehidimiz vardı.. Genç Gazeteci İsmail Güneş, kazada ilk anda kurtulmuş ve yaralı haliyle olayı, bağlı olduğu ajansa iletebilmişti.. Ne yazık ki kurtarılamamış, donarak vefat etmişti..
Ardında bazı acı izler bıraktı.. Gencecik eşi ve çocukları mahsun kaldılar.. Bir de dramatik bir durum.. Gazeteci İsmail Güneş’ten çocuklarına anı-miras ne kalabilir?! Görev yaptığı kamerası, bilgisayarı ve fotoğraf makinesi.. Hayır!.. Bu hatıralarını ondan geriye ailesine aktarmamışlar, 8.5 milyar lira istemişler... Biz bunları Uğur Dündar’dan Star haberde öğrendik.. Dahasını  “Gazeteciler.com”  şöyle yazdı:  “İsmail Güneş’in eşi Yasemin Güneş, Star Ana Haber’e konuk oldu.
 İsmail Güneş’in ölmeden önce kullandığı fotoğraf makinesini ” Eşimden bir hatıra olarak saklamak istiyorum
“diyerek istemiş ancak aldığı” 8 bin 500 lira verirseniz verebiliriz “ cevabı karşısında neye uğradığını şaşırmıştı.
İsmail Güneş’in helikopter kazası sonrasında kendisini aramadığını, görev bilinci içerisinde İHA’yı aradığını, bu denli işine bağlı olduğunu ifade eden Yasemin Güneş’e Dündar’ın teklifi ” vicdanı donmuş “ birilerine ” ders “ niteliğindeydi.
Dündar, kendisinin de muhabirlikten geldiğini, muhabirliğin ne denli zorlukları olduğunu bildiğini belirterek, ” İzin verirseniz sizden talep edilen parayı ben ödemek istiyorum. Böylece İsmail’in hatırası sizinle ve çocuklarıyla birlikte olur “ dedi.”
Uğur Dündar, İsmail Güneş’in acılı ailesinden istenen parayı cebinden verecek...

Ağamız her partiden!..
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ’un söylediği, siyasetin saadet zinciridir..! Aşiretlerin önde gelenlerinden temsilciler belirlenir ve bunların TBMM’ye seçilmesi sağlanır, sorarsan demokrasidir ve “seçilenler” halkı temsil ederler!..
Cumhuriyetin seksen yıllık en büyük yalanı..!
Yeniçağ’da değerli Yazar Selcan Taşçı’nın aktardıkları çok önemlidir.. Bir araştırma yayınladı, orada partilerin aday görüntüleri vardı..
Dicle Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Rüstem Erkan’ın 2002 yılında, “sosyal değişim” üzerine çalışan bir yardımcı doçent olarak, şu değerlendirmesi de bulunmaktadır...
“Sektörel ağalık düzeninin, siyaset kolunun da kendi içinde çeşitlendiğini görüyoruz. “liberal muhafazakar” gibi temelden çelişkili siyasal anlayışın temsilcileri, ağaların dini nüfuzunu kullanmaya azami özen göstermişler.
Bir siyasi parti farklı illerde farklı değerleri temsil eden aşiretlerle işbirliğine girebildiği gibi, bir aşiret de aynı seçimde birden çok siyasi partiden aday çıkararak her koşulda Meclis’e girebiliyor.
İlişkiler “çıkar” odaklı, Meclis’teki bir milletvekilini transfer etmek ile aşiret reisini transfer etmek aynı şeydir. Aşiretlerin siyasal tercihi önemli değildir. Çünkü” Aşiret reisi milletvekili olduğunda, aşiret üyelerinin iş bulma, ihale alma, kredi alma imkanlarının artacağı düşünülüyor. 

Yazarın Diğer Yazıları