Bir başka oldu benim güzel memleketim

Altemur KILIÇ

Bugün canım yazı yazmak istemiyor... Siyasi gelişmelerden dolayı değil, Türk Silâhlı Kuvvetlerini yıpratan-yıpratacak dehşet iddiaları okumaktan!
İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi, “şantaj ve askeri casusluk” iddialarıyla ilgili soruşturma kapsamında aralarında emekli Albay İbrahim Sezer’in de bulunduğu 16’sı tutuklu 56 kişi hakkında hazırlanan iddianameyi kabul etti. Gene, inanılamayacak kadar pespaye ve hainâne bu casusluk olayı iddiaları, Deniz Kuvvetlerimize odaklamış... Ayrıntıları ve sanıkların arasında yüksek rütbeli asker kişilerin de olduğu iddiası karşısında, zaten ülkeyi sarmış olan kâbusun -kâbusumun- üzerine yeni bir karabasan çöktü içime! İçimden bağırmak geliyor, “Yok mudur, güzel milletimizi, vatanımızı, ordumuzu bu karabasandan kurtaracak?” diye. Umut, her konuda olduğu gibi donanmamızın subaylarının aklanması ve gerçek çetenin mensuplarının cezalandırılmaları... Ama bütün Ergenekon, Balyoz davalarında olduğu gibi, “nasıl ve ne zaman?..” Bu, süresi belirsiz “süreç” zarfında, ülkemize, silahlı kuvvetlerimize çalınmak istenen çamurların izleri kalacak!
Bu gibi iddiaların ortaya atılması için zaman ve zemin müsait... Ülkemizin mahremiyeti, devletimizin sırları, içeriden ve dışarıdan hatta kozmik oda becerikli elemanlar tarafından “yüksek teknolojiyle” kalbur gibi delik deşik edildi... Ve şimdi de bu son olay!
Ve “Odak-hedef” neden Deniz Kuvvetleri ve mensupları?.. Haritada Karadeniz’e, Boğazlar’a, Akdeniz’e, Kıbrıs’a bakın anlarsınız.
Fakat en acısı, “ bir başka” olan güzel memleketimizin, şimdi “bir başka” olması! Ve içimizdeki hainlerin, son iddialar doğru veya yanlış da olsa, Silahlı Kuvvetlerimizin aşağılanmasından keyif duymaları, manşetlere çıkarmaları ve de “çeteye” malzeme taşıyarak yardakçılık yapmaları!
Bu, yazarları tarafından içinden çıkılmaz bir yumak; “zülfü yâre” dokunacak ama “Arap saçı” haline getirilen, eski Yunan trajedileri gibi, post-modern Türk trajedisidir. Bizi, milletimizi bu karabasandan kim uyandıracak? Bu “Türk trajedisinde” sahneye kim, “tanrısal makineyi” indirip bu “oyunu” bitirecek, bu oyunu bozacak?
O zamana kadar, tek nefes, tek çaremiz, eski Türkiye’nin hayalleri, hasretiyle yaşamak ve umudumuzu yitirmemek. Umut tükenirse Türkiye de biter!
Ne güzeldi Cumhuriyetin o ilk yılları, günleri; Atatürk’ün “Ne mutlu Türküm diyene” inancıyla ve etnik kökenleri, dinleri, mezhepleri, ne olursa olsun, milyonların “Türk olmakla övündükleri” ve İstiklal Marşımızı tek bir ağızdan, inançla söylemeleri! Bunlar, yapmacık, devlet zoruyla değil, içtenlikle olurdu. Yaşadığım için bilirim. Kürt kökenli okul arkadaşlarımdan bilirim. “Siz-biz” demezdik; her şeyde beraberdik! Sonra ne oldu bize? Türkiye’nin tılsımı nasıl bozuldu; nerede yanlış yaptık ve “kâbus” başladı?
Herkesin suçu ve sorumluğu var bu hallerde. Ve şimdiden sonra olacaklarda da! Daha büyük tehlikeler yolda ve karabasan daha da çökecek!
Eğer yeni genel seçimlerde, AKP 2002’de olduğundan, muhakkak daha az çoğunlukla, fakat “tek parti” olursa, sonra olacakları düşünerek dehşete kapılıyorum. Tek umudum -umudumuz- “necip” milletimizin, son
9 yılda olanlardan, “açılımlardan”, fiyaskolardan ders alarak gerçeklere uyanması... “Ne büyük tesisler, oto yollar açılışlar yaptık” edebiyatı, sonunda bir ülkenin kaderini tayin etmeyecek!..
Hitler örneğini hatırlatayım... Almanya’da, Nazi diktatörü, büyük oy çoğunluyla iktidara gelmiş, sonra kilometrelerce otobanlar, Volkswagenler, savaş uçakları, tanklar yapmış, Almanya’nın, Büyük Savaştaki yenilgisini, “Versay Diktasını” bozarak zafere çevirmiş, İmparatorluğunu kurmuştu. Hatta ülkeye refah getirmiş, Alman parası “Reich Mark”, dünyanın en güçlü parası olmuştu. Bu durumda Alman halkı, Nazi rejiminin despotluğuna, Gestapo’nun yaptıklarına aldırış etmiyor, hatta Yahudilere yapılan zulmü alkışlıyor, generallerin kasap çengellerine asılmalarına bigâne kalıyordu. Fakat “mutlak iktidar” liderleri ifsat eder, şımartır... Hitler de, macerasının sonunda “Payitahtı” Berlin’de intihar etti ve bir “20. Yüzyıl efsanesi” sona erdi.
Eğer, AKP seçimlerde gene kazanırsa, zaten şimdi, padişahlar -Kanuni- gibi “Benim ordum, benim bakanlarım” vb. demeye başlayan Erdoğan, yeni Anayasayla, “Başkanlık Sistemini” getirirse, fiilen “İslam Cumhuriyetinin” padişahı olur. Dolmabahçe’deki ofisinden “Saraya” birkaç adım!
Ve eğer, yeni Anayasada, Türklük kavramı değiştirilirse, yeni “İslam Cumhuriyeti”, “Türk Cumhuriyeti” de olmaz. Sonra da, “üniter ulus devlet” de kalmaz. “Türkiye Türklerindir” demekle olmaz. Türkler alt kimliklerden “biri” olur... Laikliğe, Atatürk devrimlerine neler olacağını düşünmek bile istemiyorum. “Allah Türkü korusun” diyorum ve inanmak istiyorum ki, Türk milleti seçimlerde uyanacak, ulûfelere, erzak torbalarına, beyaz eşyaya itibar etmeyecektir. İnsan hayal ettiği müddetçe yaşar.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş