"Bir başkadır benim memleketim"

A+A-
Altemur KILIÇ

Güzel bir şarkı var; “Bir Başkadır Benim Memleketim”... Bu şarkıyı, evlerde, lokallerde coşkuyla, içtenlikle, hep bir ağızdan söylerdik!
Bugünlerde ise, içimizden aynı şarkıyı, hüzünle, “Bir ‘başkaydı ‘benim memleketim” diye söylemek geliyor! Farkında mısınız; ülkemiz, “ilelebet payidar” olacağına inandığımız Cumhuriyetimiz, avuçlarımızın içinden kayıp gidiyor! Gericilik, ihanet çiçekleri, gözlerimiz önünde büyürken farkında değiliz! Farkında mısınız ki “Tehlikenin farkında mısınız?” diyenlerin, Atatürk ve laiklik mitingleri düzenleyenlerin, PKK’ya karşı dövüşmüş olanların çoğu, “Ergenekon kapsamında” Silivri Cezaevi’nde...Olmayanlar ve sağlık durumundan, delil yetersizliğinden salıverilenler, hâlâ iddianame bekleyen ve yargılanacak “sanıklar”!
İş o raddeye geldi ki bundan sonraki dalgaların, eski cumhurbaşkanlarını, başbakanları, Genelkurmay Başkanları’nı da yutacağından söz edilebiliyor.
Yılın karikatürü: Anıtkabir’in önünde iki karagözlüklü adam telefonla konuşuyorlar. “Amirim henüz çıkmadı çıkarsa alıp getireceğiz” diye! Kara mizah ama hiç de güldürücü değil!
Atatürk’ün manevi kızı büyük insanın çocuk sevgisinin simgesi olmuş sevgili Ülkü (Adatepe) ile Alanya’da beraberdik. Atatürk’e “Atatürkçüğüm”  demiş bu hanımefendi de Atatürk’ü sevmiş olanlar gibi, Silivriye alınırsa şaşılmayacak!
KKTC’nin ilk ve bence hâlâ tek Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş bile “İçeriye alınmasının söz konusu olabileceğinden” söz etmiş. Diyor ki:
“Beni susturmak istiyorlar, ama bunlarla susturamazlar”... Ekliyor: “Türkiye’de ‘Ergenekon’ davası adı altında, laikliğin tehlikede olduğunu, ılımlı İslam diye Türkiye’nin bir yerlere götürülmekte olduğunu gören, Atatürkçü, Cumhuriyet’e sadık, vatanperver insanların tevkif edildiğini, bir çoğunun 7-8 ay, bir tanesinin 13 ay yattıktan sonra evinden ölüme gönderildiğini ve niçin tevkif edildiğini bilmediğini görüyoruz, üzülüyoruz. Şüpheyle içeriye alınan insanlar, ‘içeride kal, ben delil arıyorum, ben delil bulduğumda aleyhine dava getiririm’ dercesine hapiste tutulmaktadırlar.”
Ve farkında mısınız ki, bildiğimiz anlamda T.C. dışarıdan “kuşatma”, içeriden “ihanet” altında ve içi -kırmızı çizgileri- değerlerinden boşaltılmakta! Neredeyse, “püf” deseler yıkılacağız.
Kamran İnan’ın dediği gibi kendi ayak seslerimizden korkar yabancıların ağızlarına bakar olduk? Her olayda Osmanlı’nın son döneminde “Düveli Muazzama ne der?” endişesindeki gibi “AB-ABD vb. ne der?” korkusu içine düştük. “Ermeni soykırımı” sorunu hususunda da böyle böyle! Cumhurbaşkanı Ermenistan kapısını açmak için Erivan’a gitti. Ermenistan Devlet Başkanı Serkisyan daha dün en büyük hayalinin “Büyük Ermenistan’ı gerçekleştirmek” olduğunu söyledi. Türkiye toprakları üzerinden... PKK terörünü bitirmek için medet umduğumuz Barzani’nin de amacı “Kürdistan” yerel yönetimini gene topraklarımız üzerinde “Büyük Kürdistan” yapmak... Erbil platformuna katılan bizim sözde aydınların alkışlarıyla! Ve adeta nefeslerimizi tutuyoruz; “Soykırım yasası” ABD Kongresi’nden geçecek mi? Yeni Başkan Obama acaba ne buyuracak? Dünyadaki itibarımız milletimizin tarihi, onuru onların yasalarına ve verecekleri hükümlere mi bağlı? Kendimize, tarihimize ve gerçeklerine öz güvenimiz kalmadı mı? Yoksa yavaş yavaş  liboşlarımızın dayattıkları gibi, Ermenilerden milletçe özür mü dileyeceğiz? Süreç başladı. Ermeni konusunun, bu konudaki gerçeklerin nefis bir belgeseli yapılmıştı; “Sarı Gelin”. Şimdi bir baba -Dr. Serdar Kaya (Herhalde Ermenilerden özür dilemek için imza atanlardan biri)- suç duyurusu yapmış: “Bu belgesel, 5. sınıf öğrencisi kızımın ruh sağlığını bozuyor, dağıtım ve gösterimi durdurulsun” diye... Ama en acısı, anlaşılıyor ki meğer T.C. Milli Eğitim Bakanlığı, belgeselin dağıtımını 8 ay önce durdurmuşmuş.
Merak ediyorum Ermenistan’da eğitim bakanlığı okullarda bu konuda neler öğretiyor ve nasıl belgeseller gösteriyorlar... Onlarda böylesine bir kompleks var mı? Aksine; onlar unutmuyor, unutturmuyorlar,  “Unutmak-bağışlamak”  bizim ezeli hastalığımız!
Ve bugün bunlara bakarak düşünüyorum; halkımız Atatürk’e layık mı diye! Montesquieu, “Her millet layık olduğu hükümeti bulur”  demiş. Bizim de layığımız bu iktidar mı?
 “Bir başkaydı bizim memleketimiz!”

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları