Bir Çankaya oyunu

A+A-
İrfan ÜLKÜ

MHP’nin yeni seçilmiş milletvekillerinden, eski büyükelçi Deniz Bölükbaşı’nın cep telefonu çalmıştır. Bölükbaşı, Genel Başkan Bahçeli’nin odasına girmek üzeredir. Konuşan, tanıdığı bir sestir, daha düne kadar bakanlığını yapmış bir isimdir yani Dışişleri bakanı ve başbakan yardımcısı Abdullah Gül

Gül: Sayın Bölükbaşı hayırlı olsun demek için aradım. Nasılsınız?

Bölükbaşı: Sayın bakanım çok teşekkür ediyorum. Bu kez diplomatlar bakımından zengin bir meclisteyiz.

Gül: Sayın Bölükbaşı partiniz cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili ne düşünüyor?

Bölükbaşı: Efendim tabii ki demokrasinin gerekleri yerine gelmeli değil mi? Ben de sayın genel başkanımla bu konuda sohbet etmek istiyordum.

Aynı günlerde MHP Genel Başkanı da “Cumhurbaşkanlığı seçimlerine dışarıdan müdaheleler, AKP’nin bu kadar yüksek oy almasına neden oldu” şeklinde demeç vermiştir. Ancak Başbakan Erdoğan’ın seçimden sonra, telefonuna çıkmamıştır. MHP kulislerinden sızan, Bahçeli’nin Erdoğan’ın kullandığı sözlerden çok alınacağı şeklindedir. MHP lideri, aynı partinin ikinci adamı Abdullah Gül’ün ölen milletvekili Özönder’le ilgili başsağlığı telefonuna çıkar. Bir gün önce, Gül basın toplantısı yaparak, Erdoğan’ın “Cumhurbaşkanı’nı uzlaşmayla seçeceğiz” söylemini adeta taca atmıştır. Erdoğan ise ertesi gün tatile çıkmıştır.

MHP Kulisleri: İki kişi konuşuyor: “Genel başkan demeci patlatacak. Biraz önce, Fikret Bila’ya, “Biz Meclis’e gireceğiz ama kime oy vereceğimizi biz biliriz” gibisinden sözler söylemiş.

İkinci ses: Erdoğan Gül’ün adaylığına karşı. Uzlaşma aramaktan söz ediyor, öyleyse, Bahçeli bir taşla iki kuş vuracak: Hem askerin varıldığı iddia edilen mutabakatını bozacak, hem de AKP içinde partinin kuruluşundan bu yana gözlenen Erdoğan - Gül rekabetini Çankaya bağlamında iyice körükleyip AKP’yi karıştıracak!

Birinci Ses: İyi de bu bir intikam mı yoksa stratejik bir satranç hamlesi mi? Diğer hamleler hesaplandı mı acaba?

O sırada Deniz Bölükbaşı yeniden genel başkanının odasında görünür. Biraz heyecanlıdır. Ertesi gün, Milliyet Ankara temsilcisi ve köşe yazarı Fikret Bila Bahçeli’nin Gül’ü Çankaya’ya taşıyacak demeceni patlatmıştır. Bir gün sonra kazada ölen milletvekilinin cenazesinde Gül ve Bahçeli birlikte namaza dururlar. Cenaze töreni çıkışında bazı AKP’liler aralarında fısıldaşırlar.

Birinci AKP’li: Ben anlamıyorum sayın Gül başbakanımızın telefonuna çıkmayan Bahçeli’yi telefonla arıyor bununla da kalmıyor, şimdi biraraya gelip konuşuyorlar.

İkinci AKP’li: Reis zor durumda. Gül’ün adaylığına açık destek vermedi. Ama o da almış başını gidiyor. Ne olacak şimdi? Biz dindar cumhurbaşkanını seçtirmediler söylemiyle yüzde sekiz fazla oy aldık.

Birinci AKP’li: Açıkça karşı çıkarsa partide büyük rahatsızlık olur. Daha şimdiden homurtular duyuluyor zaten.

Erdoğan ise Antalya’da seçim yorgunluğunu atmaktadır. Bürokraside Abdullah Gül’e yakın en önemli isim, başbakanlık danışmanı Prof. Ahmet Davutoğlu görevinden ayrılacağını söylüyor.

AKP Meclis grubunda Bahçeli’nin Gül’ün cumhurbaşkanlığına verdiği destek sevinç yaratmıştır. Bahçeli, şimdi AKP’nin gözdesidir. Gül’ün seçilmesine destek vererek Erdoğan’dan intikamını almış mıdır?

Bir Gazeteci: Şimdi Başbakan başka bir aday için CHP’nin desteğini arayabilir ya da Gül’ün seçilmesine ses çıkarmaz. Üçüncü bir seçeneği yok.

Bizim bu yazımızda karakterler gerçek, olaylarsa kurgu ile gerçek arasında birbirlerine karışmıştır. Bilinen olaylardan hayali olaylara geçtik ama Çankaya krizi belki ilkinden daha yoğun biçimde Ankara’nın kapısını çaldı.

Yazarın Diğer Yazıları