"BİR ÇOCUK GİBİ ALDANIYORUZ!"

Hulki CEVİZOĞLU

Dün, Mustafa Kemal Atatürk’ün 70. ölüm yıldönümü idi.
Yeni tartışmalar ışığında kendisini bir kez daha andık ve anlamaya çalıştık.
Sözde “insani boyutunu gösterme” kılıfı altında O’na yöneltilen ve O’nu etkisizleştirmeye çalışmak aslında yöneticilerin suçu.
Halkı cahil bırakmak ve sonra da iktidara gelmek için bu cahillikten yararlanmak en büyük günahlardan biri.


“YÖNETİCİLERİN KANINDAKİ CEVHER..”
 Ölümünden 70 yıl sonra da O’nu anlamaya çalışırken, ulusuna ve onu yönetecek devlet adamlarına verdiği öğütleri okuyalım tekrar:
 “Muhterem milletime, şunu tavsiye ederim ki; sinesinde yetişerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki asıl cevheri, çok iyi            incelemek dikkatinden, bir an              vazgeçmesin!..” (1927)
 “Bir millette, özellikle bir milletin yönetiminden sorumlu bulunan yöneticilerinin kişisel ihtirasları, kişisel kavgaları millî ve vatanî görevlerin gerektirdiği yüce duyguların üzerine çıkacak dereceye varmış olan ülkelerde, dağılmaktan ve batmaktan kurtulmak mümkün değildir.” (1921)
 “Bir devlet adamı, kendi insânî duygularına tabi olarak devlet sorunlarını çözemez, o yetkiye sahip değildir. Ülke kimsenin malı, mülkü değildir. Yalnız, biz Türkler memleket ve milletin idaresini elimize aldığımız zaman, yetki ve sorumluluğumuza verilen yüksek seviyeli devlet işlerini yabancılarla çözümlemeyi kural(gelenek) kabul ediyor ve bu tutumuzla bir çocuk gibi aldanıyoruz.” (1918)
 “Ülkeye hizmet etmek isteyenler açık kalpli olmalıdır. Açık söylemelidirler. Milletle, milleti sevk ve idare eden insanlar açık kalple görüşmelidirler. Yapılacak şeyler olduğu gibi ifade olunmalıdır. Yoksa boş laflarla milleti aldatmak, bozmak demektir. İlkemiz daima millete gerçeklerin söylenmesi olmalıdır. Ancak bu yöntem, milleti aydınlatabilir. Millete gerçeği açıklayanların kendileri de aldanmadıklarından emin olmalıdır.
Arkadaşlar! Benim bütün hayatımda izlediğim yöntem budur.” (1923)


“YABANCI ETKİLERDEN UZAK..”
  “Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli, kültürdür” diyen Mustafa Kemal, eğitim ve kültür alanında da yabancıların bizi aldatmamasını istiyor:
 “...bir Milli Eğitim Programından söz ederken, eski devrin boş inançlarından ve yaradılış niteliklerimizle hiç de ilgisi olmayan yabancı fikirlerden, doğudan ve batıdan gelebilen bütün etkilerden tamamen uzak, millî karakterimiz ve tarihimizle uyumlu kültür kastediyorum.
Çünkü, millî dehamızın tam olarak gelişmesi, ancak, böyle bir kültürle sağlanabilir.
Herhangi bir yabancı kültür, şimdiye kadar takip edilen yabancı kültürlerin yıkıcı sonuçlarını tekrar ettirebilir. Fikrî kültür, ortamla uyumludur. O ortam, milletin karakteridir.”


“VATANSEVERLER MECLİS’DE OLMALI!..”
Atatürk’ü anar ve anlamaya çalışırken, Atatürkçüler arasında birlik var mı?
Bunun yeteri kadar olmadığını yaşadığımız pek çok örnekte görüyoruz ne yazık ki.
Bakınız Atatürk bizlere ve özellikle Atatürkçü parti genel başkanlarına neler diyor:
 “Benim ve hepimizin düşünmek zorunda olduğumuz şey, gerçekten bu ülke ve ulusu kurtarabilecek beyinlerin, vatanseverlerin bir araya gelmesini sağlamaktan ibarettir.
Bu erdemlere sahip bulunan insanlar her nerede ise ve her ne ise onları bulmak ve ulusun alın yazısının çizileceği meclisin içine koymak lazımdır.
Davranışların belirlenmesinde akıl,   bilim ve deneyim egemen olmalıdır. Maddî ve gerçekçi atılımlarda bulunmak zorundayız.” (1923)
 “Bir çocuk gibi aldanmamak”  için, 70 yıl geçse de geçerliliğini koruyan bu görüşlere (=emirlere) uymamız gerekmiyor mu?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş