Bir daha Turan

A+A-
Ahmet B. ERCİLASUN

Geçen haftaki yazımda "her Türk'ün şuur altında olan birleşme, birleşerek büyüme dileği"nden bahsetmiştim. Şuur altındaki arzular, dilekler, açıkça ifade edilme seviyesine gelmemiş olan arzu ve dileklerdir. Bunların şuur altındaki varlığı, bazı davranış ve sözlerle ortaya çıkar. Ahbaplık ettiğimiz sıradan insanların sık sık, geçmişteki büyüklüğümüzden bahsettiklerini, bugünkü hâlimize hayıflandıklarını duyarız. İşte bu özlem ve hayıflanmalar, büyüme isteğinin şuur üstüne çıkmamış ifadeleridir. Sınırlarımız dışında kalan kardeşlerimiz için sıradan insanlarımızın üzüldüklerini de sık sık görürüz. Bu üzüntüler de bir olma isteğinin şuura çıkmamış göstergesidir. Fikrî, siyasi ve askerî önderler, şuur altındaki bu dilekleri su yüzüne çıkarıp toplumun ülküsü hâline getirirler.

Ziya Gökalp Turan şiirinde, Türklerin şuur altındaki dileklerini "nabızlarda vuran duygular" ifadesiyle anlatır. Gökalp, şiiriyle önce şuur altına dokunmuş, sonra da "Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan" diyerek bu duyguları şuur üstüne çıkarmak istemiştir. Daha sonra bunu bir program hâline getirdiğini, Türkçülüğün Esasları ile mefkûrenin (ülkünün) bir programını ortaya koyduğunu hepimiz biliyoruz.  

Geçen hafta Türk Dünyası'ndaki kimlik hasarlarından da bahsetmiştim. Egemen gücün telkin ve dayatmalarıyla Türkler, Türk oldukları bilgi ve bilincinden uzaklaştırılmışlardır. Bugün bu hasarın hızla onarılmaya başlandığını görüyoruz. İlk ciddi uyanış Kuzey Azerbaycan'da başlamıştır. 1990'ların başında, özellikle Ebulfez Elçibey zamanında Azerbaycan aydınları Türk olduklarını hatırlamışlar ve bunun bilincine varmışlardır. Bugün Kuzey ve Güney Azerbaycan aydınlarının büyük kısmı kendilerini Türk kabul etmektedir. Hatta, eskiden kalma alışkanlıkla kendilerinden "Azeri" diye bahsettiğimiz zaman bazıları buna öfkelenmekte ve kendilerinin Türk olduklarını ısrarla vurgulamaktadırlar.

Elbette bu uyanış bütün Türk dünyasında aynı hız ve yoğunlukta yaşanmıyor. Esasen sosyal olaylar ve gelişmeler dünyanın her yerinde ve tarihin her anında aynı şekilde cereyan etmez. Tarihî çizgi inişli çıkışlıdır ve her yerde farklıdır. Aynı hızla olmasa da diğer Türklerde de Türklük bilincinin oluşmaya başladığına dair emareler vardır. Çeşitli ortak bilim ve kültür toplantılarında bunun örneklerini görmekteyiz. Kazakistan'daki bazı müzik gruplarının, özellikle Erturan adlı grubun, Youtube'da on binlerce defa tıklanan Türk ve Turan vurgulu parçaları, gençler arasındaki uyanışı da göstermektedir. Üstelik bu grupların büyük salonlarda verdiği konserlerin, marjinal olmayan kalabalık kitleler tarafından izlendiğini de görüyoruz. Çin'in bütün baskılarına rağmen bazı Doğu Türkistan müzik parçalarında da Türk vurgusu bulunmaktadır. 

Turan düşüncesi Macaristan'da da yeniden ortaya çıkmış ve kısa zamanda büyük gelişme göstermiştir. 2010 seçimlerinde %17'ye yakın oy alarak ülkenin üçüncü partisi olan Jobbik (İyiye Doğru) partisinin lideri Gabor Vona, "Türklerle Macarların kökeni birdir. Hunlardır.. Biz de Atilla'nın torunlarıyız.." demiştir (Milliyet, 05 Ocak 2011). Ayrıca Macar Turan Vakfı, 2008 yılından beri, iki yılda bir Turan kurultayları düzenlemekte, yüz binlerce kişinin katılıp izlediği, otağlar kurduğu kurultaylar başbakan veya bakanlar tarafından açılmaktadır. At ve ok yarışlarının yapıldığı kurultaylara bütün Türk boylarının yanında Moğollar ve Japonlar da katılmaktadır.

Macarca bir Altay dili olmayıp Ural dili olduğu hâlde, Macarları oluşturan boylardan en az dördü Türk asıllıdır. Bunların içinde bazı grupların 19. yüzyıla kadar Türkçenin Kuman-Kıpçak lehçesiyle konuştukları bilinmektedir. Son zamanlarda Macarların yaptığı bazı genetik araştırmalar da köken birliğini ortaya koymaktadır.

Türkçeyi unutmuş en uzak akrabalarımızda dahi ortaya çıkan bu bilinç, tarihin izlerinin kolay kolay silinmediğini göstermektedir. Türkiye Türkleri olarak bizler unutsak bile çok uzaklardan seslenen kan kardeşlerimiz bize kim olduğumuzu, nerelerden geldiğimizi hatırlatmaktadır.

Enis Behiç ne güzel söylemiş: Biz kimleriz?.. Biz Altay'dan gelen erleriz / Çamlıbel'de uğuldarız: coşar, gürleriz // Biz öyle bir milletiz ki ezelden beri / Hak yolunda yalın kılıç, hep seferberiz // Yürüyoruz, başımızda ay yıldızımız / Genç, ihtiyar, kadın, erkek, oğul, kızımız // Soyumuzda ne kahraman kardeşler vardır // Türkmen, Oğuz, Başkurt, Tatar ve Kırgız'ımız // Demir dağlar delmiş olan Bozkurtlarız ki / Orkun'da var Kül Tigin'den kalma yazımız....

  • Yorumlar 4
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları