Bir devleti nasıl batırdık?

A+A-
Mevlüt Uluğtekin YILMAZ

Sevgili okuyucum; tarih denilen 'öğretmen' bize göstermektedir ki; bir devletin yönetiminde bir kişinin -söz gelimi devlet başkanının- duyarlı, dikkatli ve bilgili olması yetmiyor...

Devlet yönetimini bir 'takım oyununa' benzetmek de mümkün.

Elçisi'nden Bakanı'na, askerinden, sivil okumuşuna; bir bütün halinde hareket gerekli ve bu gerekliliğin 'kurumlaşması' ise çok önemli.

Bu durumun aksini sergileyen dönemlerin tarihteki sayfaları zehir-zakkum tadında önümüzdedir.

Tarih uzmanı olarak, sizleri sıkmadan bu konuda çok kısa örnekler vermek istiyorum...

Bumin Kağan'ın varlığı, Göktürk Devleti'ni yıkılmaktan kurtaramadığı gibi, Bilge Kağan'ın, Tonyukuk'un varlığı da 2. Göktürk (Kutluk) Devleti'ni uzun süre yaşatamadı.

Şimdi, örnek vermede devlet görevlilerinin akla-hayale gelmeyen akılsızlıklarını kısaca anlatacağız...

Napolyon ve Osmanlı...

Yıl 1798... Fransa, Direktuar Hükümeti tarafından yönetilmekte. Bu hükümette, aykırı fikirleriyle etkin olan farklı bir General var: Napolyon Bonapart!

Bu General, Fransa'ya hizmet etmenin heyecanını taşımaktadır.

Ve Napolyon 1804'te İmparator olur...

Gelişen olaylar bizim Fransa'ya yaklaşmamızı gerektiriyordu. Fransa ile dost olduğumuzu, her durumda belirtmemiz hayati bir önem taşıyordu.

Devletimiz, Napolyon'un "Österliç Zaferi"ni kutlamak için Ahmet Muhip Efendi'yi Fransa'ya elçi olarak gönderdi... "Elçiye, Napolyon'a imparator unvanı yanında, İtalya Kralı diye de hitap ediniz" denildi.

Elçi Efendi, sanki deyince, dünya batacakmış gibi, "İtalya Kralı" demedi.

Mektubu alan Selim Han, çevresindekilere; "Kendisine, aman sakın ha 'İtalya Kralı' deme diyen mi oldu? Ne ahmak adammış. Asıl niyetimiz ne, bu adam ne ile uğraşıyor" diyerek, elçiyi İstanbul'a çağırdı...

İngilizler Marmara'da!

O sıralar İngilizler Osmanlı'ya bir 'ders' vermeye çalışıyorlardı...

Fransızlar, Osmanlıya verdikleri raporlarda; "İngiliz Donanması Bozcaada'da. Çanakkale Boğazı istihkâmları bakımsız, topların kundakları çürük. İngilizler kuvvetli bir rüzgâr ile donanmasını Marmara'ya sokabilir" raporu üzerine Selim Han, Kaptanı Derya Salih Paşa ile Feyzullah Efendi'yi kalelerin ve topların tamir işiyle görevlendirdi.

Bu sırada İngiliz Elçisi Aburnot, Osmanlı devlet adamlarını oyalamak için görüşmelere başladı.

Bu görüşmelerde 'gevşeyen' devlet adamları; "İngilizlerin saldırmaya niyeti yok. Padişahımızın parasına yazık. Topa, kaleye masraf gerekmez" diyerek, görevlerini yapmadılar...

İngilizler çok geçmeden, Kurban Bayramı günü 14 gemilik bir donanma ile Marmara'ya girdi!

Gerçi tüm İstanbul halkının da yardımı ile bu saldırı püskürtüldü; ama, ihmal dehşet vericiydi.

Selim Han bu facia karşısında hükümete, şu Hatt-ı Hümayun'unu gönderdi:

"Size Boğazlar için yazdığım kâğıtları toplasam, bir kitap olurdu. Ben sizleri tenkid ettikçe siz say (hizmet) ettik sandınız.

Aman Boğazlar, aman tabyalar, aman donanma diye feryat ettim, kimsenin kulağına girmedi. Niçin vükela (devlet adamları) bunları bilmez?"

Selim Han, Hat'tında işte böyle feryat ediyordu...

O feryadı ses getirdi.

Nasıl mı?

"Dinsiz Padişah" diye, çok geçmeden tahttan indirildi ve sonra da öldürüldü!

Ve Yesevî...

Yesevî'nin Aralık sayısı yine ilginç bilgilerle dolu. Erdoğan Aslıyüce'nin "Türk tarihini dinsizlikle suçlayan Babanzadeleri anlatımı", Mehmet Ali Talayan'ın "Rüşvet", Fahri Yağlı'nın "Osmanlıda Akıncılar", Ali Öztürkmen'in "Cezayir'de unutulan Oruç Reis'in mezarı ve Türk şehitliği", Prof. Dr. Hasan Onat'ın "Yeni Bir İslam Medeniyeti İçin Maturidi ve Maturidiliğin Önemi", Davut Haskırış'ın "Bahailer", Prof. Dr. Metin Akar'ın "Kıbrıs Türkü'nün ve Türk Dünyasının yüz akı Dr. Harid Fedai Uçmağa Vardı", Dr. Yusuf Gedikli''nin "Bilge Umar'ın Türkiye'deki Tarihsel Adlar Yapıtındaki Yer Adları Üzerine, Yakup Korkmaz'ın Türk Deniz Endüstrisi, Seyhan Çağlar Emen'in "Cemal Hoca'nın Müdafaa-i Milliye Teşkilatı Faaliyetleri, Süheyl Başaran'ın "Fatih ve Boğaziçi, Erdoğan Aslıyüce'nin, İTÜ'de Yesevi Konferansı, yazıları okunmalı.

Esen kalın efendim.

  • Yorumlar 4
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları