Bir gecede 2 bin 20 doları olan Vatandaş Mehmet Efendi (?)

İsrafil K.KUMBASAR

Vatandaş Mehmet Efendi, hafta sonu tatilinin verdiği rahatlık ile, yatağında mışıl mışıl uyurken, Ayşe Teyze’nin “Kalk herif kalk, artık zengin olduk” haykırışları arasında uyandı.
- “Delirdin mi hanım, ne zenginliği?”
Ayşe Teyze, adeta gözünün içine sokar gibi elindeki gazeteyi eşine doğru uzattı:
- “Aha işte, gazetede öyle yazıyor.”
“2 bin 20 dolar zenginleştik” başlıklı haberi görür görmez hemen gardıroba koşan Mehmet Efendi, pantalonunu askıdan koparır gibi çekip aldı, heyecanla ceplerini yokladı, sonra telaşla eşine çıkıştı:
- “Hanım, benim dolarlar yerinde yok.”
- “Valla benimki de yerinde değil.”
- “Eee, o zaman?”

* * *

Vatandaş Mehmet Efendi, kahvaltıdan sonra gazeteyi masaya yayıp, aynı haberi bir kaç kere okudu.
Gerçek, her zaman ‘ayrıntılarda’ gizliydi.
Daha önce, ‘rakamlar’ ile oynayarak enflasyonu düşüren hükümet, şimdi ‘Avrupa Hesap Sistemi’ne uygun bir teknik ile yine ‘rakamlar üzerinde’ oynayarak, Kişi Başına Milli Geliri 5 bin 400 dolardan, ‘7 bin 500 dolara’ çıkarmayı başarmıştı.
Böylece, kendisi gibi milyonlarca kişi, ‘ceplerine tek bir dolar girmediği halde’, bir gecede ‘2 bin 20 doların’ sahibi olmuştu.
‘5 milyon’ kişinin nüfustan tırpanlanması ile, önümüzdeki yıl milli gelir ‘9 bin 500 dolara’ çıkacaktı.
Şeytana pabucunu ters giydirecek bu sihirli tekniğe, ancak şapka çıkarmak gerekirdi.
‘Sanal’ mutluluk dedikleri, işte böyle bir şeydi.
İçinin daralmaya başladığını hisseden Mehmet Efendi, evdekilere tek kelime dahi söylemeden birdenbire kendisini sokağa attı.

* * *

Vatandaş Mehmet Efendi, yolda öylesine yürürken, kafasını hep aynı soru meşgul edip duruyordu:
- “Bir gecede zengin olunur mu?”
Karşı kaldırıma geçerken, köşedeki altı katlı apartman ile burun buruna geldi.
- “Al sana bir gecelik zengin” diye geçirdi içinden.
Daha beş yıl öncesine kadar, mahallede küçük bir kırtasiye dükkanı işleten Hasan Bey, (ki bir zamanlar Hasan Efendi idi) kendisine gaipten uzanan bir el sayesinde kısa sürede köşeyi dönmüş, aha işte buraya da kocaman bir apartman dikivermişti.
Otobüs durağına yaklaşırken, son model bir cip durdu önünde. Ayağında ‘yumurta topuklu’ ayakkabı, üzerinde ‘blucin’ bir pantolon, daha üzerinde kısa bir ‘pardösü’ olan, ‘makyajlı’, ‘güneş gözlüklü’, ‘eşarplı’ bir hanımefendi indi aşağıya.
- “Nah işte bir gecelik zengin daha” diye söylendi.
Albayraklar’dan, Çalıklar’a, ‘burslu’ öğrencilikten ‘gemicik’ sahipliğine kadar bir dizi imaj geçit resmi yaptı Mehmet Efendi’nin zihninde.

* * *


Vatandaş Mehmet Efendi, uzun süre sokakları arşınladıktan sonra bir ara kahveye uğrayıp latife olsun diye, 20 yıllık arkadaşına takıldı:
- “Hadi gene iyisin. Bir gecede 2 bin doları atıverdin cebe, ısmarla bir çay da içelim.”
Remzi Efendi, şakayı kaldıracak halde değildi:
- “Zenginlik bedel ister. Artık bundan sonra öyle bedava yaşamak yok. Elektrikten, doğal gaza kadar herşeyin vergisini artıracaklar. Sokakta yanan ampülü bile bir tarafına dayayacaklar, haberin yok.”
Moral bozukluğu ile çayını yudumlayan Mehmet Efendi, uzattığı paranın garson tarafından geri çevrilmesi üzerine bir kez daha sarsıldı:
- “Kusura bakma abi, zam geldi.”
Mehmet Efendi, paranın üzerini tamamlayıp, dışarı çıkarken, Remzi Efendi’ye doğru seslendi:
- “Ampülün büyüğü daha geride. Bundan sonra dolu gibi yağacak olan zamlara da şimdiden hazırlıklı olursan iyi edersin.”

* * *


Vatandaş Mehmet Efendi, eve döndüğünde kapı arkasındaki üzerinde ‘ampül’ resmi bulunan paketleri görünce, sinirlenip Ayşe Teyze’ye çıkıştı:
- “Bir daha bu paketleri alma sakın.”
- “Nedenmiş o, çocuklar ne yiyecekler?”
- “Bizi bu hale düşüren zaten onlar değil mi? Bu yardım paketleri ile bizleri kandırıp, sonunda baba yadigarı evlerimizi de elimizden alacaklar.”
Mehmet Efendi’nin, seçim öncesinde kendisine hangi partiye oy vermesi gerektiği konusunda saatlerce dil döküp nutuklar çektiği anı gözlerinin önünde canlandıran Ayşe Teyze, bir anda kendini kaybederek avazı çıktığı kadar bağırdı:
- “Seni kör olasıca, suç kimde peki?”
Ardından “Küüüt” diye bir ses duyuldu.
Ne olduğunu anlayamayan Mehmet Efendi, bir anda “Yandım anam” diye yerde kıvranmaya başladı.
Oklavayı kafasına yiyivermişti.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş