Bir kadrolaşma biçimi olarak "katil istihdamı"

A+A-
Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

Önceki akşam iftar saatleri. İstanbul Bahçelievler'de bir yerden başka bir yere yetişmeye çalışıyoruz. Trafik -elbette- kilit. Ana yolda ilerlemeye çalışırken, belediyeye ait temizlik araçlarından biri tali yoldan önümüze fırladı; kilit trafiğin ortasına!..

Şoförümüz uyanık olmasa muhtemelen biçilecektik.

***

Bir "oh" çektikten sonra "iyi kurtardınız" deyip minnetimizi ifade ettik bindiğimiz ticari taksinin şoförüne. Nereden bilelim bu tetikte halin perde arkasında bir trajedinin yattığını... Anlatmaya başladı:

- Katil bunlar katil! Nerede kötü, sicili bozuk, kimsenin malını, canını emanet etmeyeceği şoför var, hepsi belediyede... Bir tanesi benim çocuğumu ezdi. Canımı aldı. Ama hâlâ belediyede, hâlâ direksiyon başında; başkalarının da canını alsın diye mi?

Robot gibi; her cümleyi aynı tonda ve öyle sıradanlaştırarak sıralıyordu ki, bir an yanlış anladığımı düşündüm:

- "Çocuğumu ezdi" mi dediniz?

- Evet 3 yıl önce. Çankırı'da. Belediyenin sulama tankeri ezdi oğlumu. Öldürdü. Pişmanlık yok. Mahcubiyet yok. Bir de üste çıkmaya çalışıyorlar; Allah korkuları da yok! Dava açtık. Avukatımız, aynı şoförün daha önce de bir çok kazaya karıştığını belirledi, buna rağmen çalıştırmaya devam etmiş belediye... Ediyor da hâlâ... Yatacak yerleri yok...

***

Adamın anlattığına göre aynı şoför daha üç gün önce yeni, yine bir "ölümlü" kazaya karışmış (kontrol ettim bu kez ona arkadan vurmuşlar).

Muhalefet belediyelerini çay-çorba parasına kadar denetleyen 'müfettiş görevlendirmekten sorumlu' bakanlıklar, iktidar belediyelerinde halkın can güvenliğini tehdit eden bu vukuatların peşine düşüyor mu, hesabını soruyor mu?

Hiç duymuyoruz da...

 

 

*

 

"Adıyla yaşasın" istiyorsunuz madem "Çilem" koymayın adını çocuklarınızın!

 

*

 

Ömer Diken'den öğrenmişlerdir

-----

Paralel yapı üyesi, destekçisi vs.. olma iddiasıyla devam eden davaların Çorlu ayağında, Sulh Ceza Hâkimi Üzeyir Başak avukatları dışarı atınca dünün "özel yetkili medya komiserleri" bastı feryadı:

- Taş devri hukuku bu! Savunma hakkının kısıtlanması bu!

***

Balyoz Davası'nda avukatları salondan atınca "vesayete boyun eğmedi" diye kahramanlaştırdığınız Ömer Diken'i emsal alıyordur kendine belki; niye bu kadar kızdınız ki!

 

 

*

 

Kamyoncuların yeni idolü

Geleneksel "yolların kralı olmaz kuralı olur" uyarısını yapan Binali Yıldırım, böyle kamyon arkası yazılarını peş peşe sıralayarak konuşmaya devam ederse, kamyoncularla muhabbeti dillere destan olan Devlet Bahçeli, sadık dostlarını yakında Başbakan'a kaptıracak gibi... Doğa boşluk kaldırmaz.  Hazır Anadolu yollarına düşmüşken açığı kapatacak birkaç hamle şart!

 

 

*

 

Madem öyle, siyaset de gazeteciyi dizayn etmesin lütfen!..

Biri "Devlet Bey seni burada görmesin" dedi gülerek... Komik olan neyse; bilinçsiz bir hakaret cümlesi kurduğunun farkında bile olmadan...

Siyasi parti genel başkanlarının emir ve talimatıyla mı yazıyoruz? Buna varır o ima...

Bir diğeri kendi gönlünde yatan adayı "pas geçtiğim" iddiasıyla yüklendi. Siyasi parti genel başkanlığına aday olanların emir ve talimatıyla mı yazmamız gerekiyor acaba? Buydu yaptığı ima...

Velhasıl; "isimler" kâh orada, kâh burada asıl olan "kafa"; o değişiyor mu, ondan haber ver bana!

***

Ahmet Hakan da yazdı önceki gün "Muhalifleri yazıyorsun genel merkez bozuluyor, genel merkezi yazıyorsun muhalifler bozuluyor... Bir muhalifi çok yazıyorsun "ona mı oynuyorsun" diyorlar, birini az yazıyorsun "ne yaptı sana" diyorlar..."

Gazetecilerin, MHP'yle imtihanı tam da bu insanı bezdiren sınırda! Her satırdan sonra noter onaylı "niyet tutanağı" mı yayınlayacağız; yıldık arkadaş!

Genel merkez, "gazetecilerin siyaseti dizayn cüreti"ne esip gürlüyor, muhalifler de "siyaseti yeterince dizayn etmemesine".

Halbuki bütün mesele "siyaset" kurumunun "gazeteci"yi dizayn hevesinde...

 

 

*

 

1-591.jpg

Anlaşalım Başkan

Espri şahane...

Seyhan Belediye Başkanı Zeydan Karalar aracı olsun...

Biz güneşe ateş etmeyelim tamam; ama güneş de bize ateş etmesin!

Yine mi "100 yılın en sıcak yazı"?!

 

 

*

 

"Türkiye'deki Suriyeliler" sorununun tek müsebbibi var:

 Türkiye'deki "Türkiyeliler"!

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları