Bir kahramanı kaybettik

A+A-
Afet ILGAZ

Herkes ona “kahraman”  diyor. Gerçekten de kahramandı. Tavizsiz, aldatılamayan, üç kâğıda getirilme imkânı olmayan, çilekeş başkan, Rauf Denktaş! Onun için ve Kıbrıs için çok yazı yazdım. Gene yazacağa benziyorum.
   Onu, Kıbrıs’ın bağımsızlığı bahasına  “bitirmek”  isteyenler,  “bitti”  diye sevinenler, bu ölümden biraz olsun üzüntü duymuşlar mıdır, onu ölürken bile  “Kıbrıs bağımsız bir cumhuriyettir”  seslenişinden utanmışlar mıdır, uydurma bahanelerle ona Ergenekon soruşturması yapmak isteyenler biraz pişmanlık duymuşlar mıdır?
   En son yaptığı kahramanlık  “Ermeni soykırımı yalandır”  diyenlerle birlikte, Talat Paşa Komitesi’nin bütün eylemlerine katılmaktı. Allah rahmet etsin ve Kıbrıs’ı onun yokluğunda korumak için kalan milli güçlere kuvvet versin!


Namazı da liberalleştirdiler
Elbette iyi niyetlerle yola çıkmışlardır, bir de üstelik heyecanlanmışlar ve kendilerini çok iyi hissetmişlerdir. Halktır bu, evet ama zihniyet  “serbest piyasa zihniyeti” haline dönüşmüş ya da dönüşmek üzere.
   Baksanıza avukat, imam, öğretmen, esnaf ve mali müşavirlerin kurduğu  “Gençlik ve Sosyal Dayanışma Derneği” , çocukları namaza alıştırmak için yarışma düzenlemiş. İlköğretim okulu kız ve erkek öğrencileri ihtiva eden yarışma açmışlar. Yarışmaya katılmak isteyen öğrenciler dernek binasına gidip başvuru formunu dolduracak. Süre 15 Ocak’a kadar. Yarışma da 90 gün sürecek. En çok puan toplayan öğrenciye ödüller verilecek.
   Olay Seydişehir’de oluyor. Vaktiyle özelleştirmek istenen alüminyum fabrikası için yazılar yazdığım Anadolu kasabası Konya’ya bağlı.
   Yarışmanın adı  “ Haydi Çocuklar Cami’ye!”
   Ödüller, dizüstü bilgisayar, bisiklet, çeyrek altın, müzik çalar falan. Sabah ve yatsı namazının puanı 30, diğerlerinin 10 puan.

***


   AKP’den önce çocukları namaza alıştırmak için hocalar, dindar aydınlar başka çareler üretirlerdi. Hatta bir kitapta, Ömer Seyfettin’in annesinin nasıl şefkatle bu işi başardığına dair bir hikâye de okumuştum. (Ömer Seyfettin en büyük millî hikâyecilerimizden biridir.)
   AKP’nin çakma liberal anlayışı şimdi çocuklar ve namaz üzerinde de etkili olmaya başlamış anlaşılan. Serbest piyasa ekonomisinin  “rekabet”  üstüne kurulu ticari anlayışı da gelmiş buralara dayanmış.
   Namaz satılık değildir beyler. Ticari bir işlem değildir. Namaz kılan çocuğa hediye verebilirsiniz ama hediye için namaz kıldırmak akıl alacak bir şey değil; takva noksanlığına yol açacak bir alışkanlığa teşviktir. En hayırlı işleri dünyevi bir şey kazanmak için yapmak... Bugünkü AKP zihniyetinin bir özeti gibi. Hayırlı işlerden de öte, dini işleri, ibadetleri,  “bir şey kazanmak için yapmak” ...  İktidara yakın olmak için eşinin başını örttürmek (veya bazılarının yaptırdığı) açtırmak gibi bir şey... Yapmayın! İslam’a halel getiriyorsunuz.

Yazarın Diğer Yazıları