Bir kumpas daha mı?

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

İzmir’de  “Casusluk ve fuhuş Davası”  duruşmaları  Pazartesi başladı. Yıllarca TSK’ya kurulan kumpası yazmaya gayret ettim. Önce itibar infazı, sonra kadroların tasfiyesi için kurgulanan İstanbul’daki ilk casusluk davasında fuhuş suçu ortadan kalkmıştı. Ortada belge olmadığı halde  “gizli belge bulundurmak” suçundan onlarca asker yerel mahkeme tarafından mahkum edildi. Yetmedi, geçtiğimiz hafta sessiz sedasız Yargıtay, cezaların bir bölümünü onadı. Deniz Kuvvetleri personelinin çoğunlukta olduğu söz konusu davanın  “kes-yapıştır”  şekli İzmir’de başlatıldı. Şu günlerde  “iki bin kişilik liste” diye gündeme gelen fişleme olayının ilki, aralarında TUBİTAK bilirkişilerinin bulunduğu bu davaya dayanır. İzmir’de aynı oranda rakamlar vardır. Yani toplamda 5 bin ismin geçtiği plan... Ancak tutuklu bulunanlar ve isimleri geçenler ne hikmetse askerlerdir. 
“Pandora”  adı verilen dijital veride aralarında yeni İçişleri Bakanı Efkan Ala, Hatay Valisi Celalettin Lekesiz, Artvin Valisi Cemal Cirit gibi bürokratların bulunduğu 400’den fazla yüksek düzey devlet görevlisinin adı geçmesine rağmen kovuşturma sadece TSK personeline yönlendirilmiştir. Bürokratlar için suç teşkil etmeyen sözde deliller TSK personeli için delil kabul edilmiştir.
İzmir’de bu davada 316’sı asker olmak üzere 357 sanık yargılanmaktadır. 1200 civarında mağdur/müşteki söz konusudur. Bu şu ana kadar gerçekleştirilen en geniş çaplı muvazzaf askerin tasfiye operasyonudur. Balyoz ve Ergenekon tertiplerinde daha ziyade generaller tasfiye edilirken bu dava ile  “genç subaylar”  hedef alınmıştır. Bu kumpasın etkisi sadece 357 sanıkla sınırlı değildir. 2500 personelin fişlenmesi sonucunda oluşan idari ve psikolojik baskıyla Hava Kuvvetleri başta olmak yaşanan istifa ve erken emeklilikler tasfiye operasyonunun olumsuz sonuçlarını daha da artırmıştır.
Kumpasın esasını teşkil eden Pandora adlı dijital veri tabanının ele geçirildiği iddia edilen Bilgin Özkaynak’ın Sapanca’daki adresinde yapılan aramaya ilişkin, içerik ve imzaların baştan sona hukuksuz olduğu kanıtlanmıştır. Söz konusu aramayı yapan Sakarya KOM’dan 5 kişi, İzmir KOM’dan 14 kolluk görevlisinin imzaları vardır. Operasyonu yürüten Emniyet Amiri Emin Göktaş, Haşhaşi olduğu gerekçesiyle görevden alındı. Oradaki polislerin çoğu da başka yerlere gönderildi. İddianameyi hazırlayan savcı; internet sitelerinden, arkadaş mail gruplarında yayımlanmış, sahte içerikli, küçük düşürücü metinleri, sanıkların örgütsel mahiyette yaptıkları fişlemeler olarak göstermektedir. Yasalara uygun olarak Rus uyruklu kadınlarla evlenen personelin özel hayatları bile örgütün faaliyet kapsamında değerlendirilmiştir. Arama talimatlarına yazılı adresler MERNİS’de kayıtlı güncel adresler iken, tutuklama evrakına yazılı adresler sanıkların 2008-2009 yıllarındaki adresleridir. Çok sık tayin edilen personelin bu adreslerinden bile tutuklama kararlarının çok önceden verildiği kumpasın yıllar önce kurgulandığını göstermektedir.
İddianameyi hazırlayan Savcı Zafer Kılıç’ın sözde örgütün varlığına ve faaliyetlerine ilişkin 4 Ekim 2012 tarihinde MİT’e gönderdiği yazıya MİT’in verdiği cevap dosyada yer almamaktadır. MİT ne cevap vermiştir ki dosyaya konmamıştır. Başbakan ve çevresinin son günlerde Savcı Zekeriya Öz başta olmak üzere bazı yargı mensuplarına ilişkin açıklamaları ister istemez insanın aklına  “Savcı da kumpasın içinde mi?” sorusunu getiriyor. Umarım kumpasın farkına varılır da önce tutuklular serbest bırakılır, daha sonra da kumpası kuranların peşine düşülür...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları