Bir "Milliyet" vardı

A+A-
Altemur KILIÇ

Milliyet gazetesinin, 60. kuruluş yıldönümü  “gurur ve buruklukla” kutlandı... 1950 yılında, Merhum Sadun Tanju’nun kitabındaki deyimiyle, zamanın  “dolu dizgin”  gazetecilerinden Ali Naci Karacan, yeni Milliyet’i 1950 yılında mütevazı bir binada kurmuştu... Daha önce de bir Milliyet vardı. Siirt Milletvekili Mahmut Soydan’ın 1926’da kurduğu Milliyet...
1950’de kurulan Milliyet çok mekan değiştirdi. Cağaloğlu’nda Molla Fenari Sokağından Nuruosmaniye’deki daha modern binasına kadar. Şimdi “gazeteci” kökenli Karacan’ların değil iş adamı Aydın Doğan’ın Doğan Holding’in malı veya organı... Binası da çok görkemli! Kısacası adı Milliyet de olsa bu Milliyet, artık o eski Milliyet değil. Olsaydı en azından 60. yıl kutlanırken Ali Naci Karacan da anılırdı. Gazeteyi Türkiye’nin en güvenilir gazetesi yapan rahmetli İpekçi’nin ve sevgili Örsan Öymen’in adını taşıyan ödüller verilmesi güzel... Ben de Milliyet’in bu 60. yıldönümünde eski Milliyet’in gururunu taşıyorun ama buruğum!
O “Milliyet”in, Milliyet gazetesinin ilk sayısı 3 Mayıs 1950 tarihinde yayımlandı. Gazetenin ilk yazarları arasında Refik Halid, Bedii Faik, İsmail Hami, Refii Cevad Ulunay vardı. Gazeteye hemen tiraj kazandıran hamlesi babam Kılıç Ali’nin anılarının tefrika edilmesi olmuştu.   
Abdi İpekçi’nin 1954’te yazı işleri müdürü olmasında benim rolüm var... Karacan’lar bu görevı bana teklif etmişlerdi ama o sırada Devir dergisini çıkardığım için kabul edemedim. Kore’de askerlik görevini yapmakta olan Abdi’ye yazdım ve terhis olunca de elinden tutup Karacan’a götürdüm. Milliyet, Abdi’nin yönetiminde Türkiye’nin en etkili siyasi gazetelerinden biri haline geldi. 1960’larda yazı kadrosunda Burhan Felek, Talat Halman, Refik Erduran, Bülent Ecevit, Kemal Bisalman, İsmail Cem, Metin Toker, Hasan Pulur, Sami Kohen, Ümit Deniz, Bedri Koraman, Mümtaz Soysal, Örsan Öymen, Yılmaz Çetiner yer alıyordu.
1970’lerde tirajı 200 binlere çıktı.
1980’li yıllarda Ercüment Karacan gazeteyi Aydın Doğan’a sattı.

* * *

Ben gazetecilik hayatıma 1945’te Tasvir-i Efkar’da başladım. Vatan gazetesinde, Hür Vatan’da sürdürdüm ve 1975’te Milliyet’te bitirdim. Bununla gurur duyarım. Yassıada’dan çıktıktan sonra bana bünyelerinde yer verdikleri Hür Vatan’ın başındaki dostlarıma Özcan Ergüder’e, Orhan Birgit’e, sonra da Milliyet’in sahibi rahmetli Ercüment Karacan’a ve Genel Yayın Müdürü rahmetli Abdi İpekçi’ye şükran borcum var... O dönemde Milliyet, mensupları için gerçekten gurur dolu yıllardı. Gazete Abdi’nin yönetiminde ve onun ekibiyle Türkiye’nin en iyi, en objektif, en güvenilir gazetesi olmuştu.
Kimler yoktu ki bu ekipte? Rahmetli Turan Aytul, Hasan Yılmaer  Yılmaz Çetiner, Allah uzun ömürler versin Hasan Pulur, Doğan Heper. Karikatürist Bedri Koraman ve rahmetli Altan Erbulak. Ankara Temsilcileri, önce İzzet Sedes sonra Orhan Tokatlı. Ve Abdi Bey’in sekreteri Melek. Arşiv Müdürü Nedim Ağabey, Altan Bulak Çetiner, sporda Namık Sevik, Necmi Tanyolaç ve Halit Kıvanç.

* * *

Gazetenin haber yazı işleri masası tam bir ekoldü. Haber toplantısı daima olurdu. Arada güler birbirimize şakalar ve muziplikler yapardık... Ben o masada daimi üye değildim ama fahri üyesiydim. Bazen katılırdım. Benim görevim ilaveleri çıkarmak, magazinle meşgul olmaktı. Leyla Umar’la birlikte moda ilavesi bile çıkardım. Sonra da Milliyet Yayınlarının başına geçirildim. Bir ara Abdi’nin inisiyatifiyle Gün adlı bir tabloid gazete çıkardık.
Bu Türkiye’nin ilk tabloid (küçük boy) gazetesiydi. O kadar başarılı oldu ki, Milliyet’i tehdit ettiği için maalesef kapatıldı. Türkiye hâlâ böyle bir tabloid bekliyor!
Başlarda muhabir ve yazı işleri sekreteri olarak çalışan sevgili Hasan Pulur, ilk köşe yazılarına Gün’de Olaylar ve İnsanlar başlığıyla başladı. Köşenin isim babası, Genel Yayın Müdürü olarak bendim.

* * *

Ve Milliyet’te Abdi’nin inisiyatifiyle yaptığımız yeniliklerden biri de; Turan Aytül, Hasan Pulur, Doğan Heper ve benim yönettiğim Milliyet Yıllıkları, Milliyet Almanakları idi. Yeni bir kitap dizisine başlamıştık. İlki, Cumhuriyetin ilk on yılının, altın yıllarının resimli fotoğraflı ve belgeli anı kitabı. Bu bir klasikti. Ben Amerika’ya gidince devam ettirilemedi.
Yıllıklara bakınca, o zamanki Milliyet’in olması gerektiği bir gazete olduğu anlaşılıyor.
Rahmetli Güner Dinçer “özel olaylar” sorumlusu idi... Çanakkale’de yükselen Anıt, onun yönettiği kampanya ve bağışlarla yapılmıştı.
Bir zamanlar bir Milliyet vardı... Kendi gitti, adı ve ekolü kaldı yadigar...

TARİHİN DİP NOTLARI
Parti otobüsleri
Kılıçdaroğlu koltuğuna oturdu. Parti otobüslerinin mucidi ve ilk yapımcısı okul arkadaşım, can dostum Mehmet İsvan’dı. İstanbul eski Büyükşehir Belediye Başkanlarından Ahmet İsvan’ın kardeşi, Bülent Ecevit’in çok yakınıydı. Mitinglerde onu tabancasıyla korurdu ve İzmir’deki bir olayda bacağından yaralanmıştı.
Mehmet CHP’nin mitingleri için özel bir otobüs düşünmüş ve tasarımını yapmıştı. Özel hoparlörü ve tepesinde platformu var! Özel hoparlörü benden istemişti. New York’tan yolladım...

ATATÜRK DİYOR Kİ
“Basının tam ve geniş hürriyeti iyi kullanmasının, ne derecede nazik bir vaziyet olduğunu söylemeye lüzum görmem. Her türlü kanuni kayıtlardan evvel bir kalem sahibinin ilme, ihtiyaca ve kendi siyasi telakkilerine olduğu kadar vatandaşların hukukuna ve memleketin, her türlü hususi telakkilerin üstünde olan, yüksek menfaatlerine de dikkat ve hürmet etmek manevi zorunluluğu, asıl bu mecburiyettir ki umumi düzeni temin edebilir. Bununla beraber bu yolda yanılma ve kusur olsa bile; bu kusuru düzeltecek etken ve vasıta; basın hürriyetinden doğan mahzurların giderilme vasıtası, yine basın hürriyetidir.”

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları