Bir Türkmen’i anlamak

A+A-
Ümit ÖZDAĞ

Irak’ta ve Suriye’de Türkmen olmak, Türk olmak hep zordu. Bugünlerde ise daha da zor. Türkmen bebeleri Sincar dağlarında 50 derece sıcaklıkta susuzluktan annelerinin kucaklarında ölüyor. Helikopterlere atlayan ve ancak paletlerine tutunabilen Türkmenler bir süre sonra yüzlerce metreden kameraların önünde düşüp ölüyorlar. IŞİD’in tecavüz etmek için istediği kızlarını teslim etmek istemeyen babalar kızlarını öldürüyorlar. Türkmen kentleri basılıyor, katliamlar küçüklü büyüklü devam ediyor. Özetle Türk olmanın bedeli çok ağır ödeniyor. Belki bu olanların hepsinden daha ağır olanı Türkiye’nin Türkmenlere sırtını dönmüş olması. 

Ancak Türk olmak bu coğrafyalarda Kasım 1918’den bu yana çok zor. Geri çekilen Türk ordusuna bir Türkmen şöyle sesleniyordu: “Gedirsin beni apar, Yoksa kıyamet kopar, Ardınca gözüm yaşlı, Ögünce seller kopar.”  Bugün Türkmen olmanın bu coğrafyalarda ne kadar zor olduğunu en iyi anlatanlardan birisi de Kerkük’ün Tuz ilçesinden 1932 doğumlu aşık şair Ekrem Tuzlu’dur. Ekrem Tuzlu hayatta mı vefat etti mi bilmiyorum. Etti ise Allah rahmet eylesin. Hayatta ise 84 yaşında olmalı, Allah ona ve ailesine yardım etsin. Uzun ömür versin.    
Ekrem Tuzcu’nun dedesi marangoz, babası ise Osmanlı ordusunda askerdi. Babasından savaş destanlarını ve askerlik anılarını dinleyerek büyüdü, Türk marşlarını ezberledi. Ekrem Tuzcu, dedesinden öğrendiği sanat ile tahta oymalar yaparak hayatını kazandı. Daha lise ikinci sınıfta okul müsameresinde okuduğu kendi yazdığı “Kemal derdi, Bende var Kemal derdi, İstiklal bir gül idi, Onu da Kemal derdi” hoyratını okuyunca okuldan uzaklaştırıldı. Ekrem Tuzcu; Ziya Gökalp, Mehmet Akif, Yahya Kemal, Namık Kemal’i okudukça daha güçlenerek şiirlerine devam eder. Türkçe üzerindeki baskılara şöyle cevap verir: “Dilim dilim, Kes kavun dilim, Men bu dilden vazgeçemem, Olsam da dilim dilim, kan araya, kan akıp, kan araya, Ben bu dilden vazgeçmem, Asılsam kanaraya, Yar adı, Çok şirindi yar adı, Türkmen bir parça kandı, Kannan tarih yaradı”. 
Ekrem Tuzcu yazdıkça baskılar arttı. Kendisi 11 kez hapishaneye girdi. İlk kez 1962’de hapishaneyle tanıştı. Nedeni, düğünlerde Türkçe hoyratlar okuması idi. Sadece hapishanede yatmadı. Ağır işkenceler gördü. Tırnakları çekildi ve demir çubuklarla dövüldü. Askıya bağlandı yukarı kaldırıldı. Beline et parçası bağlandı ve aç köpekler ete saldırtıldı. Böylece her seferinde köpekler ondan da bir parça kopardılar. O cevap verdi: “Bu elma dört olaydı, Karnıma dert olaydı, Boynumu vuran cellat, Keşke bir mert olaydı.” Ve devam etti: “Al turnayı sal dama, Anam Türk Babam Türk, Bel bağlamam Saddam’a”. 
Ancak sadece Ekrem Tuzcu hapse girmedi. Ailesi de cezalandırıldı.  Öyle ki doğum yapmak üzere olan karısı çocukları ile birlikte ve kolları zincirlenerek zindana atıldı. Süheyla hanım hapse yanında 8 yaşındaki Şahin, 7 yaşındaki Erkan, 5 yaşındaki Zeynep ve dört yaşındaki Yasin ile birlikte girdi. Doğumu, zindanda kolları zincirli şekilde gerçekleştirdi. En son 1989’da hapishaneye giren Ekrem Tuzcu, Bağdat’ta hurma çekirdeğine yazdığı şiirde şöyle diyordu: “Çeyranım gezirem çayır çimen, Avçıdır ayırdı balamdan meni, Baş kesip nere gedim avçı edinden, Kestiler balamdan sütü memeni”.
Ekrem Tuzcu, Türkiye’ye de kırgındı. 1962’de şöyle yazıyordu. “Günler geçti, aylar geçti, yıllar geçti kalkmazsın, Sağa baktın, sola baktın bir karşına bakmazsın, Al bayrağı demir elle bizim ele çakmazsın. Günü güne katma annem, yad elinde yaşıram, Genç sineme her gün bin oklar taşıram, Bilmiyorum ne beklersin her dem ona şaşıram, Uzaklardan bakıyorsun sineme ok vursunlar, Kendi yurdumda gezerken, gögsüm üste dursunlar, Kan kardeşim bilaçlarda, ormanlarda geziyor, Her günde bir bar içinde ipek kolda süzüyor. Bağ istirem yaram sarsın, darılıyor, üzülüyor, Sen sarmazsan ben sararım derin derin yaramı, Sen soymazsan ben soyarım üstümdeki karamı, Aç ve çıplak koltuğuna al beni, Kumaş yoksa şereflendir al bayrağa sar beni.” 
1962’de bunu yazan Ekrem Tuzcu bugün ne yazardı bilmiyorum. Ancak ben de Ankara’ya bakınca “Bilmiyorum ne beklersin her dem ona şaşıram”.   

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları