Bir yemin ettiniz ki...

Selcan TAŞÇI

Rejim, rejimin temel niteliklerinin bizzat bunların garantörü olması gereken TBMM üyelerince tartışmaya açıldığı şu günlerde "milletvekili yemin metni"ni hatırlatan  Mustafa Acer fotoğrafı çekmiş, yorumu da sizin takdirinize emanet etmiş:

"Bakınız Anayasada Millet Vekillerinin yemin metni nasıl düzenlenmiş.

-              Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük Türk Milleti önünde namusum ve şerefim üzerine and içerim.

***

 Türk Milleti önünde bu yemini edenler tarafından;

- "Terörist Başı ile görüşen şerefsizdir. Oslo'da PKK ile görüşülmedi, görüşme yapıldığını ispat etmeyen şerefsizdir" diyerek teröristlerle görüşmeler yürütülmüşse,

- "PKK ve Terörist Başı ile Hükümet görüşmüyor Devletin unsurları görüşüyor" diyerek Ülkenin bölünmez bütünlüğü tartışma konusu yapılıyor ve görüşmelerde sorumluluktan kaçınmak isteniyorsa,

- Atatürk'ün mirası olan eserler ve bayramlar yok sayılıyorsa,

- Ergenekon, Balyoz, Casusluk vs.. davaları ile vatansever insanlara kumpas kurularak halkın adalet duyguları zedeleniyorsa,

- Yolsuzluklar yargı denetiminden kaçırılarak, hukukun üstünlüğü ilkesi sorgulanır hale getiriliyorsa,

- "İster kabul edilsin, ister edilmesin, Türkiye'nin yönetim sistemi bu anlamda değişmiştir" diyerek Anayasa yok sayılıyorsa,

- Anayasayı devirerek, bir darbe ile meşruiyetini Anayasadan alan kurumları ortadan kaldırmaya çalışanlar, Anayasayı yeniden yapmaya kalkışıyorsa,

- "Anayasa Mahkemesi'nin vermiş olduğu karara uymuyorum, saygı da duymuyorum" diyerek Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı çıkılıyorsa,

- "Laiklik bir kere yeni Anayasada olmamalıdır" diyerek Laikliğe karşı çıkılıyorsa,

Yukardaki yemini yapmış olanların, namus ve şeref kavramını Türk Milleti takdir edecektir..."

 

 

*

 

Hukukçu arkadaşların dikkatine

Selçuk Üniversitesi'nde "üniversitede terör" konusunda Mehmet Akif Arslan Samsun'dan durum bildirmiş:

"28 Nisan 2016 tarihinde Samsun'da düzenlenen KESK yürüyüşüne katılan terör örgütü şehir yapılanması mensupları ile Türkçü arkadaşlarımız arasında çıkan tartışmada 1' i 18 yaşından küçük 5 arkadaşımız gözaltına alındı. Gözaltı süresinden sonra savcı karşısına çıkarıldılar ve mahkeme sürecinin başlayacağını bildirdiler. Yargılanma sürecinde yapabileceğiniz desteklerinizi bekliyoruz..."

Hukukçu arkadaşların bilgi ve ilgisine sunmuş olalım.

 

 

*

 

TTB buna da mı sessiz kalacak?

"PKK Şırnak'ta hastaneye saldırdı, çatışmaların yoğun olarak sürdüğü Dicle Mahallesi'ndeki İl Sağlık Müdürlüğü, Kamu Hastaneleri Genel Sekreterliği binası, D.T. Nurullah Kadırhan Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesine geniş güvenlik önlemleri altında ulaşan güvenlik güçleri, teröristler tarafından tamamen tahrip edilen binalara girdi..."

Yeniçağ'dan da duyurduğumuz bu bilgileri hatırlatan kişi Tıp Kurumu Genel Sekreteri Ali Rıza Üçer. Soruyor:

"TTB Merkez Konseyi, İstanbul Tabip Odası, Ankara Tabip Odası ve yandaş diğer odalar her zamanki gibi PKK'nın yaptıklarını güzel aldırmazlıkla görmezden gelecekler mi? Arka çıkmaya devam edecekler mi?"

 

 

*

 

Cahiliye zihniyeti

Dörtyol'dan Kazım Yalçın da "laiklik" düşmanlarına karşı duranlardan:

"AKP, laiklik ilkesini anayasamızdan çıkararak, Allah'ın kullarına tanıdığı özgürce iman ve ibadet etme hakkını ortadan kaldırarak bireyleri  zorlayacaklar. İslam'da yok böyle bir şey. Peygamber efendimiz döneminde zorlamaya dair bir tane örnek gösteremezler. Bunlar Allah'ın koyduğu kuralı değiştirmeye çalışarak Allah, Kur'an'ı Kerim, peygamber ve insan ilişkilerindeki o mükemmel sistemi, Allah'a rağmen bozmaya çalışıyorlar. Yazıklar olsun bu cahiliye zihniyetine."

 

 

*

 

PARDON

Yargıtay "asrın davası" denilen Ümraniye kumpasını bozdu ya, Coşkun Telciler, "pardon"cuları sorguluyor:

"Ferhan Şensoy'un bir oyunu vardı, birisi 30 yıl hapis yatıyor sonra suçsuz olduğu anlaşılıyor "PARDON" deyip bırakıyorlar

Ergenekon Balyoz davalarından yatanlara PARDON denecek mi?

Ergenekon bitti mi, PARDON denilince bitmiş mi olacak?

10 yıla yakın bir süre Ergenekon ile yattık Ergenekon ile kalktık. Uyandığımızda böyle bir şeyin OLMADIĞINI söylediler. Türkiye'nin ve Türk insanının 10 YILI ÇALINMIŞ oldu.

Benim anlamadığım nasıl bir beyin, gecekondu çatısında bulunan 10 el bombası ile darbe yapılacağına inanır?

Nasıl bir zekâ darbe yapacak askerin darbe yapacağı silahlarını Zaman gazetesine sarıp gömdüğüne inanır?.."

 

*

 

Teşekkür...

Önceki hafta CNN Türk'te Ahmet Hakan'ın Tarafsız Bölgesi'nde MHP'nin kongre sürecini konuşmaya çalıştık biliyorsunuz. O gece orada yaptığım gibi sonrasında bu köşede de maruz kaldığım üslupsuzluğu muhatap alarak tek bir şey söylemedim, yazmadım biliyorsunuz. Ama o gece iyice belirginleşen tablo karşısında sizin hangi tarafta saf tutacağınız benim için önemliydi; günlerdir gelen mesajlarınızdan anladım ki siz de "eli belinde" motifli bir süreç istemiyorsunuz. Kırılıp dökülmemek, kırıp dökenlere fırsat vermemek istiyorsunuz. Her bir mesajı aktarmam doğru olmaz, narsizme kadar yolu var sonuçta ama "ortak" cümlelerinizi aktarıp, hem kendim, hem gazetem adına, sağduyunuz karşısında iki kelam etmem elzem:

"Provokasyona gelmeyip sakinliğimi bozmadığım" için tebrik eden, "sükunetimi, sinmenin değil özgüvenin işareti" kabul eden, patronumun (Yeniçağ Gazetesi İmtiyaz Sahibi Ahmet Çelik'in) canlı yayındaki yazılı cevap notuyla sergilediği tavrı "kimsenin kışkırtmasına gelmeyen bir kibarlık" olarak değerlendiren, ve son tahlilde;

"Demek ki, bağırıp çağırmadan da oluyormuş" diyerek arkamızda duran bütün okurlarımıza da teşekkür ederim.

 

*

 

Bulgaristan Türkleri "laboratuvar" kıskacında

Sofya'da HÖH/DSP kongresine katılan Özcan Pehlivanoğlu gözlemlerini paylaşmış:

"Nerede bir Türk topluluğu yaşıyorsa orada boş siyasi çekişmelerin yaşanmasını kanıksamak artık olağan bir şey oldu.

Bulgaristan Türkleri, Osmanlı-Türk Devletinden ayrılmalarından bu yana büyük sıkıntılar çekiyor.

93 Harbi ve Balkan Savaşlarında maruz kalınan katliamlar ve ardından gelen baskılar, isim değiştirmeler, asimilasyon ve göçler çektikleri acıların başlıcaları...

Kısaca diyebiliriz ki; 2016 yılı itibarı ile bir AB ülkesi olan Bulgaristan'da, Türklere yönelik insan hakları ihlalleri, demokrasi ayıpları ve hukuk karşısındaki eşitsizlik bütün hızıyla sürüyor.

Buna karşılık, Bulgaristan Türkleri bazı siyasi güçler tarafından devamlı bir suni çekişme içinde tutuluyor. Yani HÖH'çülerin deyimi ile bu bir "laboratuvar" çalışması sonucu oluyor.

Siyasi çekişmenin nedeni, Bulgaristan Türklerini içeriden ve dışarıdan, buna Türkiye'de dahil bölme çalışmalarıdır. Bölünsünler ki, daha da zayıflayıp, yok olsunlar!

(...) İzlediğim her iki kongrenin havasına bakarak, HÖH/DPS'nin yine onca bölünme çabasına rağmen şaşırtıcı bir sonuç alacağını söyleyebilirim. Çünkü partinin bugüne kadar hiç bu kadar kenetlendiğini ve onursal başkan Ahmet Doğan'a destek verdiğini görmedim."

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Günün Karikatürü
    Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş