Bırakışma

A+A-
Hangi vatanını, devletini, milletini ve ordusunu gerçekten seven insan, Devleti devlet yapan kurum ve erklerin çatışmasını ister?Tersinden alalım; kimler böyle bir çatışmayı arzu ve tahrik eder?
Başbakan Erdoğan ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ arasında, bu defa ve bu bağlamda, anlamlı bir şekilde Genelkurmay Karargâhında gerçekleştirilen haftalık görüşmeden, İktidar ile Ordu arasında mevcut, inkâr edilemez gerginliğin en azından asgari düzeye indirileceğinin işaretleri çıktı...

Fotoğraf
Başbuğ’la Erdoğan’ın birlikte çekilen, TSK tarafından medyaya dağıtılan fotoğrafları da, anlamlı bir “ilk” ve iyi işaret. Buluşmanın Dolmabahçe “mülakatı” gibi tanıksız-kayıtsız, baş başa yapılmamış olması da, hayra alamet!
İyi haber almaktan, dürüstçe iletmekten başka, doğru sezgileri olan Fikret Bila’ya inanmak isterim... Bu “memnuniyet”, fotoğraftaki yüz ifadelerine pek yansımamış olsa bile! Zoraki bir duruş var gibi geldi bana! 
Gelinen nokta ve şartlar, Hükümetin başı ile Ordunun başını, en azından bir “bırakışmaya” ve bu sırada da gerçek “barışın” zemin ve şartlarını oluşturmaya zorluyor!
Bir ülkenin Hükümetiyle Ordusu arasında, sanki düşmanmışlar gibi “mütareke”  ve  “barış”  sözcüklerini kullanmak münasip midir?  Normal şartlarda ve “normal”  demokrasilerde, elbette ki doğru değildir. Ama şu son yıllardaki acı gelişmelere, yaşananlara bakınca, Hükümet ve Ordu arasında gerçek bir barışa bütünleşmeye ihtiyaç olduğu aşikâr.
Genelkurmay karargâhındaki resmen  “mutat” fakat fiilen mutat olmayan mülakatı da Fransızların dediği gibi “Bütün orantıları muhafaza ederek” bir “mütareke” bir nefes alma süreci olarak değerlendirmek hata olmaz... Bu karamsarlık değil “ölçülü iyimserlik”  olur. Sonra hayal sukutuna uğramamak için! Bu “barışın” ilerideki bütün “barışlara” son verecek bir barış olmaması için! 
Zira fazla iyimserlikle hataların üzerine sünger çekilirse, yara bantla örtülürse, için için kanamaya devam ederse, ilerisi için daha vahim olur.
Bir şey daha var; gelinen noktayı, bir tarafın kazancı diğer tarafın yenilgisi olarak göstermek de yanlış... Malumlardan Mehmet Ali Birand bunu yapmış. Son yazısında  “Şimdi AKP, TSK’ya balans ayarı yapıyor” diyor! Yani AKP, TSK’yı terbiye etti, dize getirdi... Rövanş mı bekliyor?

Sorumlular kim?
Bu safhada, iki tarafın da “nerede hata yapıldı”  diye ciddi olarak düşünmeleri gerekir. Doğrusunu söylemeli, hataların çoğu sivil cepheden! Ordu ile Hükümet arasında, daha alt seviyelerde, askerle polis arasında, kurumlar arasındaki çatışmaya kim sebep oldu, kimler tahrik etti ve hâlâ da ediyor? Kimler, en ufak bir olaydan, ihbardan Orduya karşı bir sürü ahkâm çıkarıyorlar. Kimler ortaya ordu hakkında dedikodular atıyorlar? Son Çukurambar olayında ‘Kozmik Odaların’ araştırılmasında “TSK’ya gol atıldı”  diye sevinenler kimler?
Önceki akşam, Kanaltürk Televizyonunda ve D Kanalında 32. Gün Programında TSK’ya alçakça saldıranlar, TSK’yı lağvedip yerine “Nizamı Cedit” Ordusu kurmayı savunanlar kimlerdi? Hangi  “zamanda” hangi  “tarafta” yandaş yalakalardı? Yargıca kaleşnikof mermileri gönderen provokatörler kim? Daha vahimi; bu hükümet, acaba polisi neden, ağır silahlarla teçhiz etmek için kanun tasarısı hazırlar? 
Tam bunlar olurken Orduya karşı kini asla sönmeyecek olan Taraf gene Genelkurmayın, Reşadiye saldırısından haberdar olduğu halde kasten tedbir almadığı iddiasını ortaya atıyor. Bu gibi şeyleri imal eden ve bu düşman gazeteye sızdıran kişi ve kişilerin, biran önce ortaya çıkarılması şart. Sahayı bütün “mayınlardan” temizlemek  “barışın” vazgeçilemez ön şartı!
Eğer gerçek barış isteniyorsa, ülkedeki genel çatışmanın cadı kazanı “Ergenekon davasının” , adaleti geciktirmeden bir an evvel sonlandırılması gerek. Ama Başbakan bu davanın savcısıysa, İktidarın iradesi söz konusu olur mu? Fakat çanlarına ot tıkılası  “barış düşmanları”  bunu özellikle istemiyorlar. Taraf başyazarı Ahmet Altan, Hükümetle Ordu arasında yakınlaşma olmasından ve özellikle bu kapsamda Ergenekon davasının  “yavaşlatılmasından” rahatsız. Doğruysa, bu iktidarın “intiharı olur” diyor. Yani Orduyla çatışma ve Ergenekon, İktidarın sebebi mevcudiyeti!
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları