Birbirimizi kandırmayalım

A+A-
Armağan KULOĞLU

Güvenlik sorunlarının çözümü için sıklet merkezi yapılması gereken bir ortamda, toplumun dikkatinin yeni anayasa ve başkanlık tartışmalarına çekilmesi son derece gereksiz ve içeriği itibariyle de sakıncalı bir yaklaşımdır.

Yeni anayasa ve başkanlık inandırıcı değil...

Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinin iki başlılık yaratabileceği, bu nedenle rejimin parlamenter sistemden, başkanlık sistemine dönüştürülmesi gerektiği, bunun da yeni bir anayasayla gerçekleştirilebileceği söylenmektedir.

Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi, 2007'de düşüncesizce verilen tepkiden dolayı yapılan bir anayasa değişikliğiyle gerçekleştirilmiştir. Şimdi de bunun sorun yaratacağı söylenmektedir. Hâlbuki sorunun, yeni anayasa, rejim değişimi ve başkanlık sistemine geçiş yerine, cumhurbaşkanının yeniden meclis tarafından seçilmesini sağlayacak bir anayasa değişikliğiyle daha kolay çözümlenmesi mümkündür.

Böyle bir yaklaşım, 2007'deki değişikliğin, rejimi değiştirmek ve başkanlık arzusuna zemin hazırlamak için bilerek ve maksatlı olarak yapıldığı intibaını da ortadan kaldırır.

Yapılmak istenenler tehlikeli

Mevcut meclis ve milletvekillerinin yeni anayasa girişimi anayasal suçtur. Yeni bir anayasa, ülkenin yıkıcı tabii afet, savaş veya sistemi yerinden sarsacak bir durumla karşı karşıya kalması, devletin yeniden yapılanmasının kaçınılmaz hale gelmesiyle mümkündür. Bunun için de bir kurucu meclis oluşturulması gerekir.

Darbe zamanındaki şartların değişmesinden veya ortaya çıkan yeni ihtiyaçlardan dolayı, anayasanın 175. maddesine göre değişiklik yapılabilir. Ancak yapılmak istenen, rejimin ve sistemin değiştirilmesi olduğu için, yetki olmasa da, varmış gibi gösterilerek, değişmez maddeleri de içine alan yeni bir anayasadır.

Yeni anayasa çalışmalarında değişmez maddelerin akıbeti belli değildir. İktidarın bu konuda net konuşmadığı, Türk Milletini, Türklüğü ve kuruluş felsefesini dikkate almadığı görülmektedir.

"Başkanlığı tartışmaya açtık" diyerek, tamamen başkanlığın her derde deva olacağı, bütün sorunların üstesinden geleceği algısı yaratılmakta, beyin yıkama operasyonu uygulanmaktadır. Muhalefetin bunu karşı propagandayla önlemesi, propaganda için araç ve konum bakımından zayıf olan durumuna çare bulması gerekmektedir.

Ancak muhalefetin, darbe hukukunu değiştirme hevesiyle yeni bir anayasa yapmak üzere masaya oturması onun akıntıya kapıldığını göstermektedir. TBMM'nin kendisini feshettiğini, rejimin yıkıldığını, fiilen sona erdirilen bir dönemin resmen sona erdirildiğini ve durumun vahametini anlayamayacak kadar hassasiyetini kaybettiğini göstermektedir.

Rehabilitasyon programı ve çözüm süreci

Açıklanan restorasyon/rehabilitasyon programında, ayrıştırıcı ulus anlayışından, birleştirici millet anlayışına geçileceği söylenmiştir. Bu yaklaşım, yeni anayasa anlayışında da vardır.

Anayasanın 3. maddesi, "Türkiye Cumhuriyeti ülkesiyle ve milletiyle bölünmez bir bütündür" demektedir. Ülkesiyle bölünmezlik "üniter devleti", milletiyle bölünmezlik de "ulus devleti" ifade eder. Ulus ayrıştırıcı değil, Türk Ulusu olarak birleştiricidir. Kastedilen birleştirici milletin ise ne olduğu belli değildir.

Çözüm sürecinin hâlâ buzdolabında olduğunun söylenmesi de, yaşananlardan ders alınmadığını göstermektedir.

Bu yaklaşımlar, başarıyla yürütülen terörle mücadeleyi de olumsuz etkileyebilir. Güvenlik güçlerinin, sivillere zarar vermemek için hassasiyet gösterdiği ve bu nedenle şehit olduğu, yaralandığı, ancak kahramanca mücadelesine de devam ettiği dikkate alınmalıdır.

Çözüm otoritededir. Psikolojik rehabilitasyondadır. Halkın tümünün, teröristlere bir daha sempati duymayacak, desteklemeyecek duruma getirilmesindedir.

Yönetim 7/24 konuşarak, yanlışlarının üstünü örtme, sürekli doğru ve haklı olduğu algısı yaratma peşindedir. Yeni anayasa, başkanlık, rehabilitasyon ve çözüm süreci konularında toplum kandırılmaktadır. Muhalefetin ise silkinerek, "tam saha pres" uygulamayla, heyecanlı, enerji dolu ve dinamik olması gerekmektedir.

 

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları