Birilerinin istediği: Ergene-zisyon mahkemesi

A+A-
Altemur KILIÇ

13. yüzyılda, ortaçağlarda, Avrupa’da, Katolik dogmalarını inkâr edenleri yargılamak için “engizisyon”  mahkemeleri kurulmuştu. Sanıklara türlü, korkunç işkenceler yapılır, ölmezlerse, ateşte yakılırlardı! Astronomi biliminin öncüsü Galileo Gallilei 1633’te, “Güneş evrenin merkezindedir. Ve dünya, düz değil, yuvarlaktır; güneşin etrafında döner” dediği için, Roma’da, Papa’nın  “Engizisyon Mahkemesinde” yargılanmış, fakat çok işkence gördüğü halde, iddiasını geri almamıştı! 


Düşünce suçu
Türkiye Cumhuriyeti’nin 85. yılında 86 insanımız Silivri’de, Engizisyon Mahkemesi’nde değil, bağımsız yargıçlar tarafından yargılanıyorlar! Ama  “Ergenekon davası” ,  Cumhuriyet’e, hukuk ve adaletine gölge düşürüyor! Sanıkların çoğu bu “torba” davada bir “dogmayı” inkâr etmeleri sebebiyle değil, aksine, Atatürk sevgisini,  “Atatürkçülüğü”  kendi “dogmaları”  olarak kabul ettikleri ve bunları muhafaza etmek amacıyla ne yapmak gerekeceğini  “düşündükleri” için suçlanıyorlar!  “Darbe”  iddiaları  “kavl-i mücerret” ten fiiliyata geçti mi?...  Sanıkların çoğu  “düşündükleri”  için, “Düşünce” suçundan yargılanmaktalar! Gerçekler, herhalde 13. Ağır Ceza Mahkemesi duruşmaları sonunda ortaya çıkacak; suçları, delillerle, sabit olan bazı sanıklar varsa, o, gerçek suçlularla, mağdur ve masum olanlar ayrılacak! Çünkü Türkiye’de, hâlâ “hâkimler”  var! Fakat masum insanlar, haklarında verilecek son hükme kadar, aylarca maddi ve manevi “işkence” çektiler, çekiyorlar!
Bu “işkenceler”, muhakkak “fiziki” Engizisyon işkenceleri değil, ama gene de, bir nevi “Çin işkencesi”! Bakalım sonunda kaç masum insan, cezaevinde felç olacak, ölecek? Bunların hesabı kimlerden sorulacak! Bu mağdurlara ve ölmüşlerse evlatlarına, “Ergenekon Şeref Madalyası” vermek yetecek mi?
13. Ağır Ceza Mahkemesi yargıçlarının bütün iyi niyetlerine, adaletlerine rağmen (Başkanın ve üyelerinin insaniyet duyguları belli oluyor) davanın, her celsesinin olaylı geçmesi ve kaçınılmaz olarak “Kafka romanına”, kaosa dönüşmesi muhtemel! Aylardır, meyle suçlandırıldıklarını bilmeden hapiste yatan, dertlerini anlatamayan sanıkların, mağdurların, iddianame okunurken feveran etmelerini de, doğru olmasa da, anlayışla karşılamak gerek! “Adabı-ı muaşeret” herkese lâzım!  2455 sayfalık iddianamenin okunması her halde bir ayda bile bitmeyecek. Bu sırada sanıkların çektikleri de bir tür “Çin işkencesi” değil mi? “Kaos” ilk gün ortaya çıkmıştı... Bu “kaos” un, baş sorumlusu Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin idi. Başlamadan önce, medyaya haber ve belge sızdırılması suçundan dolayı, sorumlular hakkında tahkikat açılmasına; takibat yapılmasına “mahal” göremeyen de “Adalet” Bakanı Sayın Şahin! Apo’nun eşkıyalarıyla mücadele etmiş orgeneraller, generaller, askerler vb... hapishanede yargılanıyorlar: Bölücübaşı Apo, İmralı’da, azami konfor içinde af edilmeyi bekliyor! Ne büyük -hatta utanç verici çelişki!
 Yargıçların “adaleti” sayesinde “Ergenekon balonu” sonunda patlayacak, ama neticede -hükümler- ne olursa olsun “balon” patlayınca yayılacak gaz ve parçaları, uzun yıllar Türkiye’nin havasını kirletmeye devam edecek.  “Derin şüpheler”  hep kalacak... Hatta çoğu sanıklar aklanınca, şom ağızlılar “Ergenekon”u “Derin Devlet” yaptırdı diyecekler... Beraat etmezlerse de “nedeni” zihinleri zorlayacak!
Aslında “kirlenme”, duruşmalar devam ederken, hükümler verilmeden önce, peşin hükümlerle de gene sızdırmalar, “açıklamalarla “ devam ediyor. Bazıları, şimdi, bu havada, sırları açıklayıp kahraman olmak istiyorlar! Bakalım daha ne çok sır ifşa edilecek! Gün uğursuzların!  Ey, eski Emniyetçiler, MİT’çiler; madem ki bunları biliyordunuz neden sustunuz? Şurası muhakkak ki; “Ergenekon veya Ergene-zisyon” davası, Türkiye’yi bölüyor ve düşmanların işine yarıyor!
Bir hayali, suç ve cinayetler çetesine, Türkler için kutsal olan “Ergenekon” adının yakıştırılması tarihimizle bugünümüzü böldü! Ergenekonun adı kötüye çıktı! Bugünün çocuklarına, gençlerine, öğrencilere, bunu nasıl anlataceğız? Adları, soyadları Ergenekon olanlar ne  yapacaklar?  
Özet olarak “Ergenekon davası”, Türkiye’ye muhayyel “Ergenekon çetesinden” fazla zarar verdi ve veriyor, daha da verecek! Galiba asıl maksat da bu! Teşbihte hata olmaz. “Bir deli kuyuya bir taş atarmış da, kırk akıllı çıkaramazmış “ derler... Türkiye’nin “taşını” gayya kuyusundan çıkaracak “akıllıyı”-akıllıları bekliyorum!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları