Birlik beraberlik nasıl olur?

Armağan KULOĞLU

İktidarın liderleri her fırsatta birlik beraberlik mesajı vermeye devam etmektedir. Bayram dolayısıyla bu mesaj daha da çok kullanılmıştır. Aslında milletçe bir ve beraber olmak son derece önemli, ülkemize güç katan, etki yaratan ve arzuladığımız bir husustur. Ancak bunun sözde değil, özde olması gerekir.
Mevcut duruma baktığımızda, ülkemizin bırakın bir ve beraber olmayı, Alevi- Sünni, Türk-Kürt ve diğer etnik kökenler, Laik-Antilaik, dindar-dindar olmayan, sözde inançlı-inançsız, benden/yandaş-muhalif/öteki gibi birçok sahada ayrışmaya uğradığı, kutuplaştığı görülmektedir. Bunun sebebinin de dış ve iç etkenler ile geçmişten gelen bazı hoşnutsuzluklar ve şuur altına yerleşmiş karşıtlıkların ön plana çıkardığı yanlış politikalar olduğu değerlendirilmektedir.

 


***

 


Son zamanlarda açıklanan ve uygulamaya konan demokratikleşme paketi ve onun bir parçasını teşkil eden çözüm sürecine ilişkin konulara bakıldığında, onların da demokratikleşmeye değil, uzun süredir gittikçe artan kutuplaşmaya katkı sağladığı kıymetlendirilmektedir.
Türbanın ve hatta daha aşırı tesettürün kamuda serbest olmasının demokrasiyle olan ilgisi anlaşılamamıştır. Ne kadar çok türban, o kadar çok demokrasi olamaz. O zaman Arap ülkelerinin en ileri demokrasiye sahip olması gerekirdi. Bunun demokrasi adı altında başka düşüncelerin bir uygulamasının olduğu düşünülmektedir. Bireylerin dindar olması ve dini vecibelerini yerine getirmesi kadar doğal bir şey olamaz. Böyle insanlara da saygı duyulur. Ancak devletin dindar olması laiklik ilkesiyle bağdaşmaz. Laiklik olmadan da demokrasi olmaz. Bu uygulamanın, Türk Milletini ayrıştırmaya katkı sağladığı dikkate alınmalıdır.
Diğer taraftan Türk kelimesine karşı, ırkçı, bölücü ve ötekileştirici olduğu gerekçesiyle yürütülen kampanyanın bir uzantısı olarak görülen andımızın, okullarımızdan kaldırılmasını da kabul etmek mümkün değildir. Tam aksine Türk kelimesi, ayrıştırıcı değil, bütünleştiricidir. Türkiye Cumhuriyetini kuran ahaliye Türk Milleti denmiştir. Türklük ise, Türk Milletini oluşturan her bir ferdin ulusal ve uluslararası kimliği olarak belirlenmiş ve bu husus anayasanın 66. maddesinde de yer almıştır. Anayasa çalışmalarında bunun değiştirilmesi için ortaya atılan hususların da ayrışmayı artıracağı unutulmamalıdır.
TC rumuzlarının kaldırılmasına, “Ne mutlu Türküm diyene!” yazılarının yok edilmesine, Türk kelimesinin bulunduğu kurum isimlerinden ve bayrağımız başta olmak üzere doğal olan ve onur duyduğumuz ifadelerden çıkarılması eylemlerine ve teşebbüslerine kayıtsız kalınmamalıdır. Türk kelimesiyle uğraşanlara gerekli cevap verilmelidir. Esas bu düşünce ve uygulamalar birlik ve beraberliğimizi bozmaktadır.

 


***

 


Diğer taraftan Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarsızlaştırılması ve etkisizleştirilmesi maksadıyla yürütülen psikolojik harekâtın, çoğunlukla düzmece olduğuna inanılan haberlere, kanıtlara ve düzenlemelere istinaden yapıldığı kanaati bulunmaktadır. Yargıya intikal ettirilen davaların ve yargı kararlarının da, kamuoyunda farklı tepkiler yarattığı görülmektedir. Bu tepkilerin de, kendilerinin ait olduğunu kabul ettiği tarafa göre şekillendiğine şahit olunmaktadır. Bu konu da birleşmeyi, bütünleşmeyi değil, tam aksine ayrışmayı artırmaktadır.
Davaların da çoğunlukla olmayan, ancak teşebbüs olarak nitelendirilen darbelere istinat ettirildiği anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, bugüne kadar demokratikleşme adı altında yapılan ve yapılmakta olan bazı uygulamaların 2003 yılında yapılmış olması halinde darbeye sebep olabileceği de hükümet yetkililerince ifade edilmiştir. Bu durum, TSK üzerindeki uygulamaların muhtemel darbeleri önlemeye yönelik olduğu algısını yaratmakta, davaların daha çok siyasi olduğu kanaatini uyandırmakta ve demokratikleşme adı altındaki uygulamaların da doğruluğunun sorgulanmasına sebep olmaktadır.

 


***

 


Sonuç olarak birlik ve beraberliğin özde olabilmesi için, birleştirici ve bütünleştirici olan Atatürkçü Düşünce Sisteminin benimsenmesi, Türklük etrafında birleşilmesi ve bütünleşilmesi, Cumhuriyet’in kuruluşundan beri kazandığımız değerlerin yıpranmasına göz yumulmaması önem arz etmektedir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş