Birlik ve beraberlik üzerine...

Ahmet SEVGİ
Millet olarak diğer birçok topluma nazaran daha üstün meziyetlere sahip olduğumuz bir gerçektir. Prof. Ah. Djevad’ın  “Yabancılara Göre Eski Türkler” yahut İsmail Hami Danişmend’in:  “Garb Menbalarına Göre Eski Türk Seciyye ve Ahlâkı” gibi eserleri inceleyenler bunu açıkça göreceklerdir. Ancak, itiraf edelim ki birlik ve beraberliği sağlamada pek de başarılı sayılmayız.  “Nizâm-ı âlem ve selâmet-i dîn ü devlet için”  şehzâdelerin katline cevaz veren kanun çıkarmış olmamıza rağmen zaman zaman fetret devirleri yaşamaktan kurtulamamışız. Ve maalesef günümüzde de böyle bir tehlikenin ayak seslerini duyuyoruz.
On birinci asrın sonlarından itibaren Anadolu’da yerleşmeye başlayan beylikleri hatırlayalım. Üç yüz yılı aşkın bir süre birbirimizle didişmişiz. Allah’tan Âşık Paşa (1272-1333) gibi bir ideolog çıkarak gönüllere  “birlik fikri”  tohumlarını serpmiş, bu tohumların yeşermesiyle de Osmanlılar 600 yıl ayakta kalabilmiştir.
Âşık Paşa’nın sadece tasavvufî anlamda değil, siyasî anlamda da birlik ve beraberliğin önemini dile getirdiği 12 bin beyitlik  “Garibnâme”  adlı eserinin birinci babından sizlere  “birlik”le ilgili bir hikâye nakletmek istiyorum:
“Bir grup insan Kâbe’ye gitmek üzere yola çıkar. Bir müddet gittikten sonra içlerinden birisi her nasılsa kâfileden ayrılır, yolunu kaybeder. Akşam olunca bir yere sığınır. Açlık bir taraftan, soğuk bir taraftan, perişan olmuştur. Bari bir ateş yakayım, der. Kavlığında; çakmak taşı, kav ve çakmak vardır, çıkarır ve ateş bunun hangisindedir acaba diye düşünür. Hepsine ayrı ayrı kendisine ateş vermeleri için yalvarır ama nafile... Sonunda üçünü (taş, kav, çakmak) bir araya getirerek ateş yakar.”
Âşık Paşa bu kıssadan şöyle bir hisse çıkarır:
“Bu mesel eyü meseldir birliğe//Birikenler girdi kirtü dirliğe//Tâ ki devlet var ise birlikdedir//Birlik ehli key ganî dirlikdedir.”
Demek ki güç ne A partisinde, ne B partisinde ne de C partisinde... Üçü bir araya gelirse ancak güç kuvvet ortaya çıkacak...
Âşık Paşa  “Garibnâme” nin bir başka yerinde yine birlik ve beraberliği yağmur örneği ile mealen şöyle dile getirir:
“Yeryüzünün suları denizin buharlaşmasıyla dağlara taşlara yağmur damlaları halinde düşer ve tekrar denize yönelerek akmaya başlar. Ancak bu yağmur damlaları tek başlarına denize ulaşamazlar. Dağ taş, sıcak soğuk onların yollarını keser. Bu yağmur damlaları kendileri gibi diğer sularla karışıp ırmak oluşturabilirlerse ancak o zaman denize ulaşırlar. Halkın birlik ve beraberliği için bu bir örnektir.”
Dün Âşık Paşa’nın yaptığını bugün başta siyasilerimiz olmak üzere, yazarlarımız ve ilim adamlarımızdan bekliyoruz. Birlik ve dirliğimiz daha fazla yara almadan sorumluluk mevkiinde olanlar bir an önce harekete geçmelidirler. Aksi halde tarih onları asla affetmeyecektir...
Bunları kime mi söylüyorum?.. Elbette sana söylüyorum kızım, sen anla gelinim...
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş