"Biz 'ben' demeyiz. Bizde enaniyet yoktur!"

A+A-
Afet ILGAZ

"Biz 'ben' demeyiz. Bizde enaniyet yoktur!"
Tayyip Erdoğan

Güler misin ağlar mısın. Bu cümleler enaniyetin ta kendisi çünkü. Enaniyetin tercümesi için bencillik diyeceğim az gelecek,  “nefsanilik”  diyeceğim belki biraz yaklaşacak.
Yunus Emre’nin ağzından, kaleminden bir kere bile  “biz ben demeyiz”  diye övündüğünü duydunuz mu? Mevlana Hazretleri’nde “Ben hiçbir zaman ’ben’demem, biz derim”  bildirisini ilan eden bir mısra olmuş mudur? O çok özendikleri Osmanlı’da minyatür sanatçıları, hatçılar, benlik iddiası olur diye imzalamazlarmış.
Bizim Başbakan,  “bakanlarım”  der,  “yardımcılarım”  der, hatta  “genelkurmay başkanım”  der. En sondaki “m” nin anlamı Türk dilbiliminde iyelik ekidir, yani malik olma, sahip olmak...
“Bana ayağa kalkmayan komutan şimdi Silivri’de”  demenin alt manası “işte görürsün günü”dür. Üst manası, istediğiniz kadar, “işte cezasını buldu’ diye tepinin” !
Ya en son, kurmay adayı subaylara yaptığı konuşma ne oluyor? Atatürk’ün de böyle subaylara hitap ettiği bir Afyon konuşması vardır ama düşman, bir eşini ancak şimdi gördüğümüz şiddetle Türk subayını hırpalamaktadır. Silah bırakmaya uymamış, tam tersine silahlanarak Anadolu’yu işgale, parçalamaya girişmiştir. Subayların yüreklendirilmeye ihtiyacı vardı. Şimdi subaylarımızın kimi Hasdal’da kimi Silivri’de; neye ihtiyaçları var? Özür dilenmeye! Böyle bir erdem gösterisinin yapıldığına hiç inanmıyorum. Pişman olmak, helallik istemek, kayıpları onarmaya çalışmak, hele hiç!

***

 
Ailece yapılan bu geziler bana hep bir manzarayı hatırlatır. Yıllar önce bir cumhurbaşkanımızın eşi trafik kazası mı geçirmişti, yoksa başka bir sebepten mi, boynuna boyunluk takmışlardı. Hastaydı yani. Eşi de Japonya’ya gidiyor. O gece haberlerde başkanlar ve eşlerini izlerken aklım şaştı. Bizimki boyunluğuyla çıkmıştı törene. İşte o  “hadi şurayı da görelim, burayı da görelim, o da gelsin, bu da gelsin” in arka (ön) planı böyle gezilerde öyle iyi anlaşılıyor ki! Enaniyet ise, üst perdeden anlaşılıyor...


Suriye’nin Düşmanları
Suriye’nin dostlarına bakar mısınız; Suriye’yi parçalayıp emperyalist ve Siyonist kucaklara düşürmeye çalışıyorlar. Bizim Güneydoğu’da olduğu gibi, arka veya ön planda da, koltuk kapmak  “idealleri” !.. Ne kadar ulvi! Esad’dan sonra hangi mevkilere geleceklerine, ne kadar para alacaklarına dair kurdukları düşler... Suriye’nin düşmanları dedikleri milli ve antiemperyalist kesimler ise, Sünni dayanışması adı altında parçalanacak bir Müslüman ülkenin gafillerini durdurmaya çalışıyorlar. Üstelik bunların  “en iyi Müslüman”  olma gibi bir iddiaları yok.


Rüya ve Cinayet
Eskiden ne güzeldi. Şarkılarımızı, şiirlerimizi, hatta hayatımızı rüyalar süsler güzelleştirirdi. Şimdi, “kindar nesil”  tohumları yeşermeye başladı. Artık erkekler, rüyalarında, kendisini aldattığını gördüğü karısını, bıçaklayıp öldürüyor.

Yazarın Diğer Yazıları