"Biz bize benzeriz" ve "Türk, titre ve kendine dön"

Altemur KILIÇ

Liboş takımı, milliyetçilerin bu sözleriyle hep dalga geçerler! Onların emelleri  “yabancılara”, özellikle, Avrupa Birliği’ne benzemek, daha doğrusu “benzetilmek”, Avrupa mukallidi olmak ve sonunda da “Türklüğe” veda etmektir! 
Osmanlı’nın son dönenlerinde, kendimizi, hakir görmek - aşağılık kompleksine duçar olunmuştu. Hatta o zamanlar kendimize “Etrakı bi idrak”, yani “akılsız Türkler” denirdi! Türk milliyetçiliğinin yükselmesi üzerine, bu kompleksten kurtulduk ve Atatürk milliyetçiliği, Cumhuriyet’in ilk altın yıllarında, bunun yerine “Türk, övün, çalış, güven” inancını yerleştirmişti. Bu sadece bır “slogan” değil, haklı bir iftiharın ve çağdaş uygarlık düzeyine kendi başımıza, bağımsız olarak ulaşma gayretlerinin parolasıydı! 
O altın yıllarda Atatürk’ün deyişiyle, “az zamanda, çok işler” yapılmasını devrimleri küçümsedikleri bu “milliyetçilik” gerçekleştirdi. Ben hamaset palavrası yapmıyorum: Kimsenin inkâr edemeyeceği bir hakikati söylüyorum. Bu “milliyetçilik” olmasaydı, şimdi nerede olurduk? Milliyetçilik-ulusalcılık düşmanları, beni “milliyetçinin teki” diye akıllarınca aşağılamak isteyenler, önce bunun cevabını versinler! “Nerede olmak isteyecekleri” “malûm”dan ve bugün yazdıklarından belli: Ya yabancıların uydusu olmak, “ulus-devletin” yerine “Ilımlı İslam Devletini” kurmak. Bu iki amaç, şu bağlamda birleşmiş durumda; kozlar sonra paylaşılır, ama Başbakan Erdoğan’a, liberallerden, 2. Cumhuriyetçilerden ve Amerikan ve Avrupa medyasından yöneltilen, hatta TSK’nın yörüngesine girdiği iddiasıyla yapılan eleştiri ve tarizlerden anlaşılıyor ki arada, sonra genişleyecek bir çatlak var! 
Erdoğan da gerçekten bir tavır ve siyaset değişikliği var mı? Ben buna inanmıyorum: Bu, bence, AP’ye Güneydoğu oylarının garanti olmadığını son gezilerinde bizzat gördükçe, ülkenin diğer kesimlerinin oylarını kaybetmemek-kazanmak için, geçici, bir taktik!
Bu arada düşünmek gerek; Avrupalılar, Amerikalılar, acaba neden Türkiye’nin içişleri ve gidişatıyla başka hiçbir ülkeyle olmadığı kadar yakından ilgililer? Güzel gözlerimiz- bizi çok sevdikleri için mi? Bir bakıma, Türkiye, Afrika ve Güney Amerika hariç, başka hiçbir ülkede olmadığı kadar karışık ve karmaşık olduğu için ilgi odağı ve de dalgalanma kaynağı. Ama bundan da ötesi var; dün de yazdığım gibi Türk milliyetçiliğinin gücünü “önleyici vuruşla” ortadan kaldırmak isterler, mevcut karmaşaya tuz biber ekerler! 
Dünyanın her ülkesinde, tarihlerinde de, karanlık sayfalar - dolaplarına iskeletler, “faili meçhul” cinayetler ve “derin” devlet “işleri” vardır. Hatta denebilir ki bunların çoğu, bize oralardan sirayet etti. Ancak hiçbir kendini bilen millet-devlet, kendi “kirli çamaşırlarını” böyle herkesin önünde yıkamaz ve böylelikle kendi devletinin altının oyulmasına müsaade edemez. Oysa özellikle “Ergenekon sürecinde” bu oluyor: Ustalık, devletin bütün gelmiş geçmiş sırları, pervasızca ortaya saçılıyor, dökülüyor! Bu havada, eski memurlar, istihbarat şefleri, hatta emekli subaylar, bütün sırları ifşa ederek ve birbirlerini suçlayarak kahraman olmak, hatta para kazanmak istiyorlar! Bırakın başka ülkeleri, Türk Devleti, hiçbir dönemde, bu kadar, “elek” gibi olmamış ve ülke böylesine bölünmemişti!
Bizde yerleşik bir devlet anlayışı vardı; Ben devlette görevliyken vakıf olduğum bazı devlet sırlarını, ne anılarımda yazdım, ne de prim yapar diye başka yerde, hatta kendi kendime bile açıklamadım! Bunu da, üzerinde “TC Devleti” yazan, kalem ve dosya kapaklarını vb. okula gönderdiğim için, bunları burnuma sokarak “Bak burada ne yazıyor; TC Devleti diyor; babanın malıdır “demiyor” diye beni dövmekten beter eden rahmetli babamdan öğrendim! Babam, gazeteci olmamdan sonra, yakın tarihteki bir olayı sorunca, kızdı ve “Senin üstüne vazife değil. Ben de ölene kadar bunları kimseye, sana da asla söylemem” dedi! Şimdi ne oldu da, bazıları, görevleri dolayısıyla yaptıklarını ve vakıf oldukları sırları “yok pahasına”, “araştırmacı yazarlara” satıyorlar! Bu durumda bunlardan asıl düşmanlar yararlanıyorlar ve aleyhimizde koz olarak kullanıyorlar! Evet, nerden nerelere geldik ve kendi kuyumuzu kendimiz kazıyoruz! Artık “kendimize dönmemizin” sırası gelmedi mi?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş