Biz marjinal görüşlüler (2)

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Sayın Talat “Bugüne gelelim. Kıbrıs Türk halkı çözüm istiyor, AB’yi istiyor, o yüzden beni göreve getirdi. Varsayın ki KKTC bütün dünya tarafından tanındı. Eski zamanlardaki gibi taksim olamaz ki artık. Ne olur? Federasyon olur. Federasyon iki toplumun imzasıyla değil de iki devletin imzasıyla kurulsa da sonuç değişmez. Hatta o Federasyonu kurarken (Toplum olarak) çok daha rahat olmaz mıyız? Oluruz. Nihai sonuç, hedeflenenden farklı olmayacak ki! Yine federal bir Kıbrıs’a ulaşmış olacağız” diyor.

Sayın Talat’ın “dünyalı görüşüne” göre demek ki “egemen”, kendi kaderini tayin hakkı olan ve bunu devletinin varlığı ile 26 yıl, kendi ayrı idaresini yürütmekle 46 yıl kanıtlamış olan bir halk olarak, yeni bir ortaklık anlaşmasına atılacak imza ile tek halkın içinde %20 bir toplum olarak atılacak imza arasında hiçbir fark yoktur. Sayın Talat Cumhurbaşkanlığına Kıbrıs Türk Halkının hür iradesi ile (bu irade sahtekârlıkla, olmayacak vaidlerle, KKTC tanınacak ve yüceltilecektir sözleri ile, AKP’nin tehditleri ve Rumlar Annan Planını ret ederlerse ertesi gün uçağa binip KKTC’nin tanınması için yola çıkacağız sözleri ile alınmış olsa da) seçildiğini de unutmuşa benziyor. O irade Anayasamıza göre halkın egemenliğinden kaynaklanan iradedir. Sn. Talat’ın bu iradeyi yok farz etmek hakkı ve yetkisi yoktur.

Sayın Talat’ın “federasyon devletler/egemen halklar arasında olamaz”  düşüncesi varsa bu konuda da yanıldığını bilmesi gerekir. KKTC ilân edildiğinde kapı federasyona açık bırakılmıştı. Kiminle? Güneyde kendi kendini devlet ilân etmiş olan Rum tarafı ile. Adı federasyon veya konfederasyon olsa da kuruluş iki egemen devlet arasında olacaktı. Rum tarafı federasyon istediği için değil, dünya indinde Kıbrıs Cumhuriyeti olarak azınlığı ile görüşür resmini devam ettirmek için görüşür gibi yaptı. Şimdi Hristofyas’ın yaptığı da odur.

AB’nin Rum idaresini “Kıbrıs” olarak üye yapmasına bakalım. Sn. Ecevit’in Başbakanlığı döneminde AB bunu yapmadı, yapamadı. Niye? Çünkü Ecevit’in, benim de desteklediğim, bir beyanatı vardı. Şöyle diyordu: Rum idaresini Kıbrıs meselesi halledilmeden üye yaparsanız biliniz ki TC ile KKTC arasında aynı şekilde bir birlik kurulacaktır! AB, yeni Türk Hükümeti Annan Planını kabul ettiğini duyurduktan sonradır ki “Kıbrıs” dediği Rum idaresini üye yaparak Kıbrıs Türklerine de AB havucunu göstermek suretiyle bize Annan Planını kabul ettirebileceklerine inanmıştı. Bu inançlarında aldanmadılar çünkü içte muhalefetin ve Türk Hükümetinin Annan Planına evet diyeceklerini tespit etmişlerdi. Yeni Hükümet de Ecevit’in beyanatı doğrultusunda hareket etmiş olsaydı AB Kıbrıs’ı üye yapmakta acele etmeyecek, o günlerde benim de Papadopulos’un da “müzakerelere devam” çağrımıza kulak verecekti. ABD içte otuz milyon dolar harcayarak, Türk Hükümetine ve bize Annan Planına evet dedirttikten sonra derhal “Kıbrıs Türkleri Annan Planına evet dediklerine göre, ayrı devlet, ayrı egemenlik talebinden vazgeçmişlerdir”  yorumunu getirdi ve Türkiye’ye de  “bundan sonraki görüşmelerde Kıbrıs Türklerini bu çizgide tutma” görevi verildi.  Sayın Talat “kurucu devletler” eşit olacak, “eşitliğimizden taviz yok” diyor. Egemenliğe dayanmayan eşitliğin 1960 Antlaşmalarında olduğu gibi kâğıt üzerinde kalacağını sanki bilmiyor. Hristofyas haklı olarak “kurucu devlet yoktur; kurucu eyalet vardır” diyor.. Annan Planında olduğu gibi. Eyaletlerin kurucu olabileceği nerede görülmüştür? Bu nedenle Hristofyas “yeni bir oluşum yok, Kıbrıs Cumhuriyeti var” diyebiliyor ve eyaletlerin hudutlarını zaman zaman Federal Devletin şu veya bu makamının değiştirebileceğini de önerilerine ekliyor.
Bu nedenlerle Sayın Talat’ın “sonuç federasyon olacağına göre ha devletler arası olmuş, ha da cemaatler arası olmuş, ne fark eder ki” görüşü temelden sakattır.
Tekrar etmek gerekirse kendisine  “devletten, halkın egemenliğinden, Zürih ve Londra Antlaşmalarının temelinden vazgeçme hak ve yetkisi verilmediğini” bilerek hareket etmediği takdirde “aşırı milliyetçi ve marjinal” dediği ancak Devletin kurulmasında kan ve can vermiş, ter dökmüş insanların ortaya çıkacak bir belgeyi desteklemeyeceklerini bilmelidir.

Yazarın Diğer Yazıları