Biz marjinal görüşlüler (3)

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Geçen günkü yazımda Zürih ve Londra Antlaşmalarının temelinde değişiklik yapılamayacağına değinmiştim. Buna açıklık getirmem gerekmektedir çünkü Rum tarafında, Sn. Talat Cumhurbaşkanı ile muavininin seçimlerinde, bir noktada “ağırlıklı oy” safsatası ile müşterek listeden seçime gidilebileceğini teslim edince, “Zürih’i deldik” diye bir açıklama yapılmıştı. Hristofyas da “Türkler ilk defa ayrı egemenlik iddiasından vazgeçtiler” demişti. Sn. Talat da “tek halk, tek egemenlik, tek devlet” formülünü kabul ettiğine göre Zürih ve Londra Antlaşmalarının temeline bakmak gerekmektedir.
1960 Anlaşmaları Enosis nedeniyle iki NATO üyesi (Türkiye ile Yunanistan) Kıbrıs için savaşmasın diye, İngiltere’nin de oluru alınarak ve İngiltere’ye egemen üsler bırakılarak, yapılmış anlaşmalardır. Türkiye, 1923’de İngiltere’ye bırakılmış olan Kıbrıs’tan İngiltere çekilecek olursa adanın eski sahibine verilmesi tezindeydi ve İngiltere’nin adadan çekileceğine inanmadığı için de uzun süre Kıbrıs’ta ve Yunanistan’da devam eden ENOSİS etkinliklerini önemsemiyor, “benim Kıbrıs meselem yoktur” diyerek Yunanistan’ın Lozan dengesini bozma eylemini bu şekilde önlemeğe çalışıyordu. Yunanistan Kıbrıs meselesini “Kıbrıs halkının kendi kaderini tayin hakkını kullanarak Enosis isteminin kabul edilmesi” talebi ile 1954’de Birleşmiş Milletlere götürünce Türkiye ve Kıbrıs’ta Türk liderliği ayağa kalkarak bu talebin ret edilmesi için yola çıkmıştı. Kıbrıs’ta iki halk vardı; Lozan dengesi bozulamazdı; halkların kendi kaderlerini tayin hakkı başkalarını kolonize etmek için kullanılamazdı ve saire. Bu karşılıklı mücadelede Türkiye’nin üzerinde titizlikle durduğu konu Lozan dengesiydi; adanın Yunanistan’a geçmesi ile Türkiye’nin güvenliğinin etkileneceğiydi. Taksim önerisi de Lozan dengesi ile halkların kendi kaderlerini tayin haklarını kaale alan bir öneriydi. Kıbrıs’ta kendi kaderini tayin hakkı olan iki halk vardı. Bu da kabul edilmeyince ve Yunanistan Türkiye’nin Kıbrıs konusunda boyun eğmeyeceğini anlayınca Kıbrıs’ın bağımsızlığı gündeme geldi ve Fonksiyonel federatif bir ortaklık devleti üzerinde anlaşmaya varıldı. Bu anlaşma Lozan’da varılmış olan Türk-Yunan dengesini temel olarak almıştı. Bu temel hiçbir zaman bozulmasın diye iki halkın zıt siyasi talepleri (Enosis ve Taksim) yasaklanıyor; içte bir tarafın diğerine tahakküm tehlikesi vetolarla, ayrı cemaat meclisleri, özel oylama hakları ile önleniyor ve bu “oluşum (state of affairs)” üç devlet tarafından Garantilenmekle kalmıyor Garantörlere müdahale hakkı tanınıyordu. Kıbrıs’ın Türkiye ve Yunanistan’ın birlikte üye olmadığı bir kuruluşa üye olması da karşılıklı veto hakları ile yasaklanmış oluyordu.
Bunun daha iyi anlaşılması için konuya şöyle bakalım:
(Devam edecek)

Yazarın Diğer Yazıları