Biz marjinal görüşlüler (4)

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Ortaklaşa bir bina yapılmıştır. Binanın arsasına kimse dokunamaz çünkü bu arsa Türk-Yunan dengesini temsil etmektedir. Ortaklık bunun üzerine kurulmuştur. Makarios’un “bağımsızlığım tam değildir; garantiler bağımsızlığımı kısıtlıyor”  yaygarası bu temeli bozmak içindi. Gerçek olan, bağımsızlık ortaklık olarak devam etsin, Enosis yeniden gündeme gelmesin diye tüm tarafların oluru ile kısıtlanmıştı. Fakat, Makarios ortaklık binasını yıktı. Neyi yok edemedi? Türk ortağı yok edemedi ve binanın oturduğu arsayı kendi tapusuna alamadı çünkü Garanti Anlaşması devam etti ve ediyor. Ortaklık binasının yeniden tamiri ve devamı için yapılan bütün teşebbüsleri Rum tarafı ret etti çünkü Güvenlik Konseyinde alınan tek yanlı kararlarla arsaya da sahip çıkabileceğini ümit etti. Olmadı. Yirminci yılda, Türk ortak kendi binasını aynı arsanın içine inşa etti. Ortaklık için de kapıları açık bıraktı.
Rum tarafının veya herhangi bir diğer devletin “yıkılan bina yıkılmamıştır; siz, sokağa atılmış olan Türk ortağın bu arsanın üzerine ayrı bir bina yapma hakkınız yoktur” deme yetkisi yoktur, yeter ki arsa yerinde kalsın, taraflardan biri diğerini idareye kalkmasın. Rum tarafı arsayı ortadan kaldırmak veya kendine mal etmek için uğraşmaktadır. En son marifeti Türkiye üye olmadan AB’ye üye olmasıdır. AB’nin ayıbı suçlu, eli kanlı, sicili bozuk Rum ortağı “Kıbrıs” diye üye yapmış olması ve bunu Türkiye ile bize kabul ettirmek girişimlerini sürdürmesidir. Türkiye 1960 Antlaşmalarının kendisine verdiği haklara (arsaya) sahip çıktığı sürece AB, Kuzeyi de üye yapmadıkça Kıbrıs’ın tam üye olmadığını anlayacaktır yeter ki bu konuda taviz verilmesin. İşte, Sn. Talat’ın tek halk, tek devlet formülünü kabul etmekle kalmaması, Türkiye üye olmadan “halk AB istiyor, uzlaşma istiyor” diyerek bunu temin etmek için iki ayrı demokrasiye dayanan bir oluşuma da su katması bizi, Rumların “Zürih’i deldik” diyerek bayram yaptıkları bir noktaya getirmiştir. Türk Hükümetinin “görüşmeleri destekliyoruz”  beyanları Sn. Talat’a kuşkusuz güç vermektedir. Ancak bu gücü doğru yolda kullanmadığını hem halkımız hem de Anadolu halkı iyice görmeye başlamıştır. Sn. Talat korumak ve yüceltmek andını içtiği bir devleti sıfırlamak ve kendine güvenerek oy vermiş olan egemen bir halkı cemaat yapmak yolundadır. Sorumluluğu ağırdır. Hukuk açısından da son beyanatlarının ışığında çok zor bir durumda kalacağı aşikârdır. Kıbrıs milli davamızdır, Devletimizden ve egemenliğimizden taviz verilemez, bizi kimse Anavatandan ayıramaz diyen halkın seçtiği partilerin meclisteki oyları her halde “marjinal insanların oylarıdır” denemez. Sn. Talat’ın yerinde olmak istemezdim.

Yazarın Diğer Yazıları