Bizde Hyde Park yok ki...

A+A-
Ergun KAFTANCI

       Adalet nerede aranır?

       Diyorlar ki, mahkemelerde aranır.

       Başka?

       Meclis'te aranır...

       Eğer bir siyasal irade, yargıyı siyasallaştırmak için elinden geleni yapıyorsa, yargıç ve savcıları değiştirmekten bıkmıyorsa yurttaş ne yapsın, ağır aksak işleyen ve yandaşlığa sürüklenen mekanizmadan nasıl adalet beklesin.

        Adalete mahkeme kapısında ulaşabilmemiz için, evvel emirde yargı kurumunun ve adli mekanizmaların tıkır tıkır işlemesi sağlanmalı. Bırakınız yurttaşı, bu ağır aksak işleyişten değerli yargı mensupları bile şikâyetçi...

        Dolayısıyla zamanında gelmeyen adalet adalet değildir feryadı anonim!

        * * *

        Adaletin Meclis'te de aranabileceğini söylüyorlar...

        AKP-MHP ortaklığı yasama erkinde egemen güç oldu; sadece adaleti değil yasaları da kendilerince şekillendiriyorlar. "Adalet yok değil ki, var" diyerek aramalara izin vermiyorlar.

        Bırakınız adaleti, siz hiç yasama organından kanun teklifinin çıktığına tanık oldunuz mu... Muhalefetin adalet arayışı o çatı altından nasıl çıksın!? 

         Bu iki çatı altından, yani yargıdan ve yasamadan umudunu yitirenlerin isteklerini sokakta eylemsiz olarak dile getirmeleri demokratik bir davranıştır. İnsanlar, adaletsizlikten şikâyeti ve yaşadıkları sıkıntıları başka hangi zeminlerde dile getirebilir ki...

       Elbet de özgürlüklere sığınacak ve sokakları Londra'da ki Hyde Park gibi kullanmak durumunda kalacaklar...   

       Bizde benzer bir park yok; düşünce ve ifade özgürlüğü değişik yöntemlerle budanmasaydı kimse ne park arar, ne sokaklara çıkardı...

        Adalet, o zaman yargı ve yasama yoluyla aranarak sorunun çözümü sağlanırdı.

 

 DERKENAR

--------------------

          AKP Genel Başkanı adalet yürüyüşündeki kalabalığı 175 bin olarak ilan etti. Yanlış, Valilik yürüyenlerin değil Maltepe Meydanı'ndaki mitinge katılanların sayısı o kadar dedi. Meydanda 2 milyon insan vardı, miting alanına giremeyen yurttaş sayısı da yüz binin üzerindeydi. Rakamları çarpıtmanın anlamı yok; bu ülkede yürüyen yürümeyen herkes adalet istiyor. AKP'ye oy vermiş yurttaşlar da... Mitingde çok sayıda AKP'li olduğu Erdoğan'ın dışında kimsenin dikkatinden kaçmadı, onu da ekleyelim.

 

Afişler üzdü...

--------------------------------

          Üzerinde ağlayan asker bulunan 15 Temmuz afişleri yurttaşların tepkisine neden oldu. Afişlerde asker figürünün kullanılması yanlış ve maksatlı bulundu...

          Cemaatin iktidarın gafletinden yararlanarak neden askerleri hedef aldığı açık ve seçik ortaya çıktı. Zayıflatılan TSK'da içerideki komutanların yerine atanan cemaatçi asker kılıklı teröristler talimatı alınca hiçbir direnişle karşılaşmadan darbe yapacaklardı. Buna giriştiler ama hesap tutmadı, 15 Temmuz akşamı halk direndi, canı pahasına darbeye karşı çıktı, senaryo da vizyondan kalktı...

         Bu afişler, kalkışmaya katılmayan, devlet ve milletin emrinde olan askerlerimizin tamamını rencide edecek mahiyettedir.

         Bence afişlere gerek yoktu; milletimiz zaten o menfur kalkışmayı yaşadı, kimin ne olduğunu gördü. Hainliği kâğıda dökmenin anlamı ne... Dediğim gibi afişler yaralayıcı oldu.

        Başbakan Yıldırım "Bu afişlerde rahatsızlık verecek ve alınganlık yapacak bir şey yok" dese de milletimiz afişlerin askeri küçük düşürdüğü görüşündedir ve Başbakanın değerlendirmesine katılmamaktadır.

 

Kısacası bu...

-------------------------

        Koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler; Bahçeli varlıklarından ürktüğü önemli isimleri uzaklaştırınca meydan Erkan Akçay'lara kaldı. Akçay CHP'ye sesleniyor ve soruyor, "Eyyy CHP sen ne biçim muhalefet partisisin"... Yankıya bakın, o ses geriye "Eyy MHP sen ne biçim muhalefet partisisin" şeklinde dönüyor...

         * * *

         AKP Genel Başkanı, OHAL'i grev tehdidine karşı kullandıklarını söyledi. İktidarın nazarında grev bir tehdit ve tehlike. Oysa grev bir hak, tıpkı lokavt gibi, toplu sözleşme gibi... OHAL ise sadece terör ve terörizmle mücadele için ilan edilmişti, işçi hakkıyla mücadele için değil. Biz öyle sanıyorduk, demek ki yanlış biliyormuşuz...

 

ANLAMLI SÖZLER

-------------------------------

          Verilmesi en kolay şey nasihat, alınması en güç şey ibrettir. (Droz.)

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları