Bizden kim özür dileyecek!

Altemur KILIÇ

Özür dilemek de bir fazilet ve büyüklüktür; yalnız bunu anlayacaklar olursa ve de hiç olmazsa, karşılıklı olursa!
Yakın tarihte milletimize yapılan mezalimden ve gerçek soykırımlarından dolayı bizden, kim özür dileyecek?
1820’de Yunanlıların, Osmanlı Devleti’nden “bağımsızlık” mücadelesi esnasında Mora’da Rumlar, bir gecede komşuları olan 20 bin Türkü öldürmüşlerdi! Hangi okul kitabında bu gerçek katliamdan söz edilir? Mora Rumlarının sonraları bölgeye gelen yabancılara, Türk evlerinin enkazını gösterirlerken “Onları ay yuttu” dediklerini bir İngiliz tarihçi yazar. Eski “Elen” hayalleriyle Yunan mücadelesine katılan İngiliz şairi Lord Byron’un da bu durumlardan dolayı Rumların eski “Elenler” olmadıklarını görerek hayal kırıklığına uğradığını da anlatır! Evet bunları İngilizler, yabancılar yazar ama, Ermenilere katliam yaptığımızı hatırlatmaktan mazoşist zevk duyan aydın profesörler görmezden gelirler ve halkımıza da unutturdular! Hatta hatırlamaktan, ayıp olur diye adeta çekindik! Hiçbir Yunanlı “aydın”, “Türklerden Özür Dilemek” belgesini imzaya açmadılar!
Ya 1919-1922’de Yunanlıların, işgalci ordusunun Batı Anadolu’daki vahşeti! Bunu da unuttuk. Rumların özür dilemelerinden vazgeçtik, neredeyse biz onlardan özür dileyecek olduk! Nasıl mı? Okul kitaplarında bu olaylar yazılmadı ve de yazılsa bile Yunanlıları rencide etmemek için “Yunan Ordusu” denmedi. Filmlerde bile aynı itina gösterildi. Yunan kelimesi geçmedi ve Yunan bayrağının gösterilmesi yasaklandı!

Başkomutan
Mustafa Kemal
Yunan ordusunu mağlup eden Başkomutan Gazi Mustafa Kemal, Yunan vahşetinin izleri arasında, yıkılan evlerin dumanları tüterken, bu ortamda, ayaklarının altına serilen Yunan sancağını çiğnemedi: Yaveri amcama, “Muzaffer, kaldır bunu yerden. Bu bir milletin onurudur” demişti! Acaba bu büyüklüğü anladılar mı? Kim anlar, kim hatırlar! 
Katliam mı dediniz?
Yunanlıların Batı Anadolu’da yaptıklarını Prof. Dr. Metin Ayışığı’nın kaleminden okuyalım:
“İtilaf Devletleri, 1919’da Mondros Mütarekesi’nden sonra Yunanlılara, İzmir’e asker çıkarma iznini verdiler. Bu izin, hem İzmir ve Bursa’nın işgaline, hem de Yunanlıların, Anadolu illerine doğru sokulmalarına sebep ve başlangıç teşkil etmiştir. Yunan Efsun alaylarının Konak Meydanı’na çıkışından hemen sonra, İzmir ve civarında yaşayan binlerce Rum’un, muzaffer ve kurtarıcı (!) Yunan askerlerini çılgınca alkışladıkları gün, sivil Türk ve Müslüman halka karşı silahlı saldırılar da başlamıştı. Yunanlıların gerek Anadolu’da, gerekse Trakya’da Müslüman Türk ahaliye karşı yaptıkları zulümleri ve akla hayale gelmeyen korkunç işkenceleri tarih şimdiye kadar hiç kaydetmemiştir. İşgal ettikleri yerlerde Müslüman halka akıllarına gelen en kötü işkenceleri yapmışlar, zulümleriyle sadizme varan davranışlar sergilemişlerdir. Bu işkenceleri görmek ve hatta işitmek bile en soğukkanlı insanın tüylerini ürpertecek derecede korkunçtur. Yunanlılar işgal ettikleri her yerde halkın mallarını gasp ve yağma ettikleri gibi, sahiplerini de kendilerinin icat ettiği işkencelerle öldürüyorlardı. Masum insanlar diri diri yakıldı. Ahali topluca veya teker teker sopayla, telefon telinden yapılmış kayışlarla dövüldü. Baş aşağı asarak, ağzından kan gelinceye kadar dövüldüler... Yine baş aşağı asarak, altında ateş yakarak dumanla boğdular... Ellerini kollarını bağladıkları kadınların kilotlarının içine kedi koyarak işkence yaptılar... Köy, kasaba ve ormanları, ekinleri yaktılar! Cami ve mescitleri tahrip ettiler. Yağmaladıkları eşyalardan kalanları yaktılar... Kadınların ırzlarına geçtiler... Bunlar uluslararası tahkikat raporlarında sabit.”
Batı Anadolu’daki Yunan vahşeti, Yunanlılara karşı değil de, bize yapılanları unutanlara, unutturanlara hatırlatmak için... 
Ve biz bütün bunları unuttuk, hatırlamak, hatırlatmak istemedik! Unutmak büyüklük mü, fazilet mi?

İtalyan ressam
Pisani’nin gözüyle İzmir’in işgali ve Yunan vahşeti
İtalyan ressam Vittorio Pisani 15 Mayıs 1919’da, İzmir’in ve Ege’nin işgali sırasında Yunan ordularının halka yaptığı zulümleri gördü. Annesi Melpomene Yunan asıllı olmasına rağmen evleri Yunan işgal güçleri tarafından talan edildi. Aile her şeyini bırakarak üzerindeki elbiselerle bir İtalyan gemisine binerek kaçtı. Pisani bütün bu gördüklerini çizgiye döktü. (Resimlerin orijinali İstanbul’da Atatürk evi müzesindedir.)

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş