Bizim kahramanları unutanlar

A+A-
Burhan AYERİ

NTV'nin Siyasi İşler'inde Murat Yetkin'in kitabından yola çıkıldı.                                                              

Meraklısı için karanlık entrikalar işlendi. Beni etkilemedi. Belki daha önce CNNTÜRK öncelikli bazı kanallarda bu tip yayınları izlemektendir. Son sözümü baştan söyleyeyim; "Yetkin'in çalışması çeviriler yumağı". Dünyadaki gizli servisler ve öne çıkan ajanlardan söz edildi. Aslında bunların tamamını dış kaynaklı pek çok yerde okumuştuk. Onun için sadece "güncellenmiş, derleme" diyebiliriz. Programı bir yerde çarpıcı hale getiren Ahmed Arpat'ın gizli servis öykülerine dayalı sorularıydı. "Siyasetin karanlık aktörleri" şeklindeki kurgusu için ise en akıllı senteziydi diyebilirim.

Hitler'e suikast düzenleyen İngiliz ajanın hikâyesi 40 kere film yapıldı. Sovyetler'de 3. Enternasyonal'in "gelmiş geçmiş en kalabalık gizli servis" olduğu bininci kez tekrarlandı. Ajan faaliyetleriyle siyaseti yönetenlerin bağlantısı havada bırakıldı.

Türkiye'den çok az söz edilmesi, sanırım Doç. Dr. Ahmet Kasım Han ile "ana konuk" Murat Yetkin'in fazla donanımlı olmamasından kaynaklandı. Dünya ajanlık tarihinin en önemli ismi Kim Philby'den sadece "Beylerbeyi'nde yalı tutmuştu" diyerek söz etmeye ne diyeceğimi şaşırıyorum. Philby, İngiliz gizli servisi MI-6'nın başı. Bu önemli birimin özelliği "istihbarata karşı koymadır". Bu çifte ajanın gerçek kimliği ancak Moskova'ya kaçtığında ortaya çıktı. Tezgâhları arasında, İstanbul'da görevli önemli bir Rus ajanın Batı'ya ilticasını önleyişi de var.

Fransa örneği

Arpat, Yetkin ve Kasım Han'ın yerinde olsam sırf renk olsun diye ünlü kadın casus Mata Hari'den de bahsederdim. Araya, Fransa gizli servisinden satır başları sıkıştırırdım. Bu ülkede gizli teşkilatın en tepedeki ismi hükümetlerle gelir, gider. Asıl yönetici pozisyonundaki iki numaradır. Kimse bilmez. Buna en çarpıcı örneği aktarayım:

"İki numara, Fransız Telekom'unda yıllardır baş teknisyen olarak çalışmaktadır. Adam bunu herkesten çok iyi saklar. Uzun seneler sonra karısı tarafından deşifre edilir. Bu da tamamen tesadüf sonucu. Anlayın ağzı sıkılığın ölçüsünü".

Başarı ölçüsü

Ne "Basın Ataşeleri" biliyoruz. Öldürüldüler. Sonuncusu da Atina'da şehit edildi. Ahmed Arpat'ın sorularından biri "Sizce en başarılı örgütler hangileri?" şeklindeydi. Murat Yetkin'in bir İsrailliye dayandırıp "MOSSAD abartılıyor" cevabını vermesi, bu işlerden hiç anlamadığının ispatıydı. Bu servis, Yahudi kasabı Eichmann'ı Arjantin'de bulup yakaladı. 1972 Münih Olimpiyatları'nda öldürülen sporcularının intikamını birer birer aldı.

Doç. Dr. Ahmet Kasım Han'ın İran gizli servisi SAVAMAK'ın -1979 devriminde adına K harfi eklendi- ismini vermesine aynen katılıyorum. Bu teşkilat rejim karşıtlarıyla da mücadele etmekte. Türkiye'de de pek çok operasyon yaptı. Başarısı tartışılmaz.

KGB'nin hemen her zaman MI-6 ve CIA'ya nal toplatması inkâr edilemez. Bunlar arasında uçak modelleri ve atom bombasının sırları dahildir. Bir gün bunlardan geniş şekilde söz etmek isterim.

Ya bizimkiler!

Türkiye yıllar yılı en büyük darbeyi ASALA'dan yedi. Esenboğa'dan Charles de Gaulle havalimanları dahil baskınlara uğrattılar. Çok fazla canımızı yaktılar. Pek çok diplomatımızı şehit ettiler. Elimizde sadece bir vesikalık resim ve Agop Agopyan ismi vardı. Bu eli kanlı Ermeni örgütün lideri için "İsviçre'de tarih profesörü" şeklindeki bilgiye ulaşmak yıllar aldı.

Sonraki gelişmeler daha hızlı gerçekleşti. Kimilerin mafya diye karaladığı üç isim Agopyan'ın izini sürdü. Hatta bunlardan biri Fransa-Belçika sınırında benzin pompacısı olarak çalıştı. Fazla uzatmayayım. Neticede Agop Agopyan, Pire'den Ancona'ya giderken halledildi. Hem de feribotun içinde. Buradan Abdullah Çatlı'ya rahmet dileklerimi yolluyorum. Bu ülkeye pek çok yararlı hizmette bulunan birine; Mehmet Ağar'a selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Tabii Korkut Eken'i de unutmayalım. Öyle bir ülkeyiz ki, kahramanlarını içeri tıkıyoruz. Bütün bunların farkında olmayanlara ise yeni derleme kitaplar yazmalarını tavsiye ediyorum.

***

Dediğim çıktı

Şampiyonlar Ligi'nde henüz maçlar başlamadan yazdıklarımı hatırlayın; "Bu yıl hedef büyüttüm". Beşiktaş ligde iyi gitmiyordu ama içimden bir ses sanki bugünleri işaret ediyordu. Nitekim grubu tamamladık hem de lider olarak. Çok soğuk bir havada 40 bin taraftar sadece stadı değil, tüm Türkiye'yi ısıttı. Aklımda kalan iki görüntü var. İlki Cenk Tosun'un engelli koşucusu gibi taşıdığı top. İkincisi Aboubakar'ın siyah-beyazlı taraftara çektirdiği "üçlü".

Burada bir kutlama da TRT Spor'a yapacağım. Yine iyi organize olmuşlardı. Bence en önemli özellikleri "uğurlu gelmeleri".

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları