Boğazı görmemiş İstanbullu...

A+A-
Mevlüt Uluğtekin YILMAZ
Kimi konular var ki, kültürün, sanatın önüne geçer; yazılmazsa vicdan tırmalar. Sözünü edeceğim konu da öyle... Geçtiğimiz yılın son günlerinde “İstanbul’da 63 yeni alışveriş merkezi (AVM) kurulacağı, 10 binin üzerinde mağazanın faaliyete geçeceği ve 100 bin kişiye iş olanağı yaratılacağı” haberi basına yansımıştı. Bu tasarıya, “Süt Platformu” ndan Ulaş Özkul bana gönderdiği yazısında bakınız neler diyor:
 “Bu haberden anladığımız, 100.000 Esnaf, 100.000 işçiye dönüşecek demektir. Önümüzdeki 5 yılda üniversitelerden mezun olacak ve öncesinde mezun olmuş 100.000 genç, üniversite diplomaları ile bu AVM’lerde garson, temizlikçi, güvenlik görevlisi, tezgâhtar olarak mı istihdam edilecektir? Bahsi geçen istihdamın çoğunluğunu mağazalarda tezgâhtarlık ya da garsonluk işleri oluşturmaktadır. AVM’lerde tezgâhtarlık katma değeri olan bir istihdam şekli değildir. Günde 10 saate asgari ücret ile köleliktir. AVM’lerde çalışanların çoğu çalıştığı yerden parasıyla bir şey alamaz, ya da yiyip içemez. Çünkü maaşı buna yetmez. AVM’ler bir Amerikanvari tüketim toplumu özentisidir. Bizim kültürümüzle ilgisi yoktur.
AVM kiraları uçuktur, fahiştir. Dükkânlar sadece sermaye sahiplerinin ceplerini doldurur. Kendilerine de bir yararları yoktur. AVM’lerde kiralar fahiş olduğu için, pazardan ya da mahalle esnafından 1 liraya aldığınız çorabı AVM’lerde 3-5 liraya alırsınız.
AVM’lerin müthiş tasarımı, ışık ve dekor oyunları ile kendinizi kaybeder; sezon fiyatı diye bir ceketi 200 liraya alırsınız. Aynı ceketi 1 ay sonra sezon sonu diye 80 liraya satarlar. Ceket aynıdır, ülke aynıdır, siz aynısınız; ama nefsiniz aynı değildir. AVM’ler nefsinizi kontrol eder. AVM’lerde bir bardak çay en az 2 liradır. Kahve 5-6 liradan aşağı değildir. İçtiğiniz çayın değeri 100 kuruştur. Kalan para AVM kirasıdır. AVM’ler ne kadar lüks bir yaşamı yansıtsa da orada çalışanlar asgari ücret ile sabah 10:00 akşam 22:00 çalışmaktadır. AVM’lerde 100.000 kişiye istihdam sağlansa da, alayı asgari ücret ile 10 saat çalışacaklardır. Böyle bir yaşam tarzı kabul edilemez.
Ülkemizde AVM açmaktan önce üretim yapan, ihracat yapan, katma değeri olan iş imkânları olan tesisler kurulmalıdır. Türkiye İstanbul’dan ibaret değildir. İstanbul’a durmaksızın AVM yapılacağına, Anadolu’ya yatırım teşvik edilmelidir.
AVM yapmak çok kârlıdır. Çünkü inşaat bitmeden dükkânları kiraya verecek ya da satacak birilerini bulursunuz. İstanbul’da heyecanlı girişimci çoktur. Ülkenin 5’de 1’i İstanbul’da yaşamakta, bu kitlenin çoğu da İstanbul’da yaşadığını sanmaktadır. İstanbul’da yaşayıp boğazı görmemiş, Topkapı Sarayı’nı ziyaret etmemiş insanlar vardır. İstanbul’da nüfusu kontrol altında tutmanın yolu, Anadolu’ya yatırımdır.
Acilen Hipermarket ve AVM yasası çıkartılmalıdır. Bu yasa yıllardır mecliste sürünmektedir. Henüz birilerinin kasası yeterince dolmamış olabilir; ancak İstanbul bu faşizan hayat şeklini kaldıramaz.
Son bir soru; Avrupa Birliği’ne bu AVM’ler ile mi gireceğiz, yoksa köyünde yol olmadığı için, hastaneye eşeğin çektiği sedye ile giden teyze ile mi? Cevap: Her ikisi ile de giremeyiz. Çözüm ise; AVM’lerden önce, hastaneye eşeğin çektiği sedye ile giden teyzelerin durumuna çare bulmaktan geçiyor.”
“Hayatın tadı kola değil süttür”
Ne dersiniz; Ulaş Özkul haksız mı?
Haftaya buluşmak dileğiyle; yeni yılınızı sevgiyle, saygıyla kutlarım.
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları