Boks maçı anlatmakta kimse onunla yarışamaz

A+A-
Şemsi SILKIM



Daha televizyonun olmadığı dönemde futbol maçlarını naklen dinlemek için radyolarının düğmesini çevirenler aşina oldukları şu anonsla karşılaşırlardı:
“Mithatpaşa’dan selam ve sevgiler... Karşınızda Orhan Ayhan...”
Orhan Ayhan, Ekim 1962’de İstanbul Radyosu’nun açtığı sınavda birinci seçilerek futbol maçlarını anlatmaya başladı. Devlet radyosunda sınav kazanarak mikrofon karşısına geçen ilk spor spikeri oldu. Mikrofonik sesiyle futbolseverlerin sevgisini kazanan Orhan Ayhan o yıllarda radyonun vazgeçilmez spor spikerlerinden biriydi. Daha sonraki yıllarda boksa olan merakı dolayısıyla dünya çapında pek çok önemli boks maçını radyo ve televizyondan naklen anlatmasıyla da haklı bir ün sahibi olmuştur. Onun anlattığı, sabaha karşı 04:00’de naklen yayınlanan ve bütün Türkiye’yi ekran başına kilitleyen  Muhammed Ali’nin unvan maçları hala hafızalardadır. Bugüne kadar radyo ve televizyondan anlattığı spor müsabakası sayısı 9 bine dayanmış durumdadır.

***

1938 İstanbul-Kartal doğumlu Orhan Ayhan İstanbul Erkek Lisesini bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde eğitimini sürdürürken, 19 yaşında çok sevdiği gazeteciliğe başlamak üzere Son Posta Gazetesi’ne başvurdu. Yöneticiler kendisine gece muhabirliğini önerdiler. O dönemlerde Son Posta gazetesi bir bakıma da Anadolu’da en çok satan gazetelerin başında geliyordu ve çok sayıda muhabiri de olunca, gece telefon trafiği de yoğun oluyordu. Gazeteye telefonla bildirilen bu haberleri almaktan bitap düşen yeni gece muhabirinin çok çalıştığı ve güzel haberler aldığı kısa sürede gazetede konuşulan konu olmuştu. Ama arkadaşlarına da onunla gırgır geçmek için büyük bir fırsat doğmuştu.
Fakültedeki arkadaşları bu fırsatı kaçırmadılar. Çünkü Orhan’ın başlıca zevklerinden biri, karşısındakini gırgıra almak ve sonra da bunu zevkle övünerek tüm arkadaşlarına anlatmaktı.
Bu arada Orhan Ayhan’ın Son Posta Gazetesi’nde gece muhabirliği yaptığı da tüm fakülteye yayılmıştı... Kendisinin gırgıra aldığı arkadaşları, bu kez birleşerek, geceleri onu telefonla arayıp taciz etmeye başladılar... Geceleri gazetedeki telefonlar bir türlü susmaz oldu. Ancak, Orhan’ın ahizeyi eline aldığında karşıdan ses verilmemesi ve bunun her gece defalarca tekrarı üzerine bu defa gazetedeki arkadaşlarının alay konusu oluyordu.
Bunun üzerine çok serinkanlı davranan Orhan, hiç bozuntuya vermeden, “Genel hatlarda bir bozukluk ve tıkanık var herhalde!.” diyerek durumu savuşturmaya çalışıyordu.
Gazetenin gece müdürü de bir akşam art arda çalan telefonların açıldığında karşıdan hiç ses gelmediğine şahit olunca kendi odasına geçip tanıdığı Telefon Müdürüne “arıza ihbarı” yapmış. Çok geçmeden gazetenin gece müdürünü arayan telefon müdürü şu cevabı vermiş:
 “-Telefonunuzda ve hatlarda hiç bir arıza yok... Ancak teknisyenlerimiz yaptıkları araştırma sonucunda bazı kişilerin Beyazıt’da üniversite yakınlarındaki bir telefon kulübesinden sizin gazeteyi aradıklarını, telefonun açılmasından önce koydukları jetonu geri çektiklerini, bunu devamlı yaptıklarını tespit etmişler... Gülüşmeleri dinleyen ekibimizin tahmini; bazı kişilerin ve genellikle de üniversitede okuyan öğrencilerin bu muzipliği yaptığı yönünde... Acaba gazetenizde çalışan üniversiteli birisi mi var?..”  Durumu anlayan gece müdürü, Orhan Ayhan’ın bulunduğu odaya geçdiğinde onun kan ter içinde Anadolu’daki muhabirlerden telefonla gelen haberleri not almaya çalıştığını görüp ve kendi kendine gülerek şöyle söyleniyormuş;
 “-Gece aylak kalan üniversiteliler ne yapsın, arkadaşlarıyla dalga geçmek istiyorlar!...”
Olan bitenden haberi olmayan gece muhabiri Orhan Ayhan ise şöyle yakınıyormuş;
 “-Ne şansızlık, tam da eve erken gidecektim telefon hatlarında teknik arıza çıktı. Ardından da açıldı ama bu kez de muhabirlerin beklemekten canları çıkmış hepsi birden peşpeşe beni haber topuna tuttular!.”

***

Orhan Ayhan’ın Babası Mehmet Ayhan da ünlü bir yöneticiydi ve yıllarca eski Vefa kulübünün her zaman aranan en sevilen kişilerinden biri olarak tanınırdı. Vefa takımı futboldan yana eski itibarını kaybedene kadar da vefa borcunu ödemede öncülük yapmıştı. 
Spikerlik, sunuculuk ve televizyon program yapımcılığıyla şöhrete erişen Orhan Ayhan bu arada gazeteciliği de bırakmadı. Tercüman, Güneş, Foto Spor, Günaydın ve Meydan Gazeteleri’nde spor yazıları dışında ilgi gören röportajlara da imza attı. Selma Ayhan ile evli iki çocuk babası Orhan Ayhan, defalarca Gazeteciler Cemiyeti’nin yönetiminde yer aldı. Burhan Felek Armağanı yanında çok sayıda ödülünde sahipi olan Orhan kardeşime bu vesile ile nice sağlık ve başarı dolu yıllar diliyorum.

Yazarın Diğer Yazıları