Böl ve yönet

Altemur KILIÇ

Referandum sonucunda EVET mi HAYIR mı çıkacak! Arada kıl payı fark var gibi...“Ya herru- ya merru”... Fakat bir hakikat var;  hangisi kazanırsa kazansın Türkiye, Türk halkı hiç bir dönemde bu kadar ortasından bölünmemişti... Dışarıdan bölücüler ve destekçilerinin yapamadıklarını Erdoğan ve AKP iktidarı başardılar! İftihar edebilirler!..
Ülkenin Başbakanı Doğu’da ayrı Batı’da ayrı Kuzey’de, Güney’de  ayrı konuşuyorsa, asıl bölücünün kim olduğu belli!
Acıdır ama Erdoğan’a, sömürgeleri yaptıkları gibi “bölüp yönetmek” daha çok cazip geliyor...
Bir gerçek daha; bölünme, Anayasa  “Paketinin” maddelerinin değerlendirilmesinde ve hatta algılanmasında değil; futbol takımı tutar gibi ve AKP tarafından fanatiklikte!
 Erdoğan, Başbakan gibi hareket etseydi Diyarbakır’da TC’nin Başbakanı gibi konuşur ve Diyarbakırlılara çekinmeden “Türk Milleti”  diye hitap eder onlara, kökenlerine göre hoşlarına gidecek alıntılar yapmazdı! Mesela birileri ona Musa Anter’i “kopya” vermişler... Erdoğan acaba, Anter’in  “Neden Hakkari’de, Şırnak’ta sıkışıp kalalım, Mersin de Antalya da bizim” dediğini ve bunu hangi anlamda söylediğini bilir mi? Bölücülere destek verdiğini bilir mi?  Erdoğan, Diyarbakır’da neden Ziya Gökalp ve Cahit Sıtkı Tarancı’dan hiç söz etmedi!
Referandum kampanyasında AKP Hükümetinin yatırımlarından ve başarılarından söz ediyor... Kulağa büyük gelsin diye milyarları “katrilyonlar” olarak ifade ediyor. Eğer bunlar başarıysa, mesele İngiltere’nin Hindistan’da idare ve yargı alanlarında başarılı yatırımları olmuştu ama “bölünüp yönetilmesinin” derin acıları bugüne kadar devam ediyor. 
Hitler’in başarıları “otobanlar” inşa etmek, Mussolini’nin başarısı da trenlerin vaktinde işlemesi idi... Sonra ne oldu? Ne kaldı? Enkaz!
Referandumda da HAYIR demenin gerekçesini tek kelimede özetlemek gerekirse bu kelime; ERDOĞAN!

Vefa meselesi
Kişisel bir kırgınlığımı köşeme taşımamı mazur görün... Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün kuruluşunun 90. Yıldönümünün kutlandığını BYGEM sitesinden öğrendim. Ben bu kurumun iki kez Genel Müdürlüğünde iki defa da Devlet Bakanlığının Özel Müşavirliğinde bulundum. Bilenler ve hatırlayanlar bilir birçok hizmetlerim oldu.. En azından, BYGEM amblemi de benim zamanımda yapıldı. O zaman Türkiye Radyolarının da başında idim. Bu alanda da ekip arkadaşlarımla bir çok yenilikler yaptık. Bu dönemde, 27 Mayıs darbesinden nasibimi aldım... Dokuz ay görev yapmıştım, Yassıada’da 9 ay yattım.
Sonraki Genel Müdürlüğümde; TRT’nin kuruluşunda, televizyonun gelmesinde hizmetlerim oldu. Bunları bilenler ve hatırlayanlar vardır... Mesela Turgut Özakman ve Hukuk Müşavirim Nükhet Özeken...
Genel Müdür iken, benden evvelki Genel Müdürleri, radyoculukta  hizmetleri geçenleri törenlerle andım. Çünkü vefa ve kadirşinaslığın bir insanlık erdemi olduğunu bilirim.
Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün kuruluş yıldönümünde beni hatırlamadılar diye kırgın ve buruğum... Ama Hasan Pulur’un dediği gibi “vefa” bozacıda kalmış... Hoş galiba o da kalmamış!
Fakat bugün öncekileri unutanlar, ileride kendilerinin de unutulacaklarını bilmelidirler!

NOT:
Vefa ve kadirşinaslıktan söz ederken bunun bir örneğini Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Tayfun Devecioğlu gösterdi. Bana Milliyet’in 60. yıldönümü için yayınlanan nefis bir albümü göndermek zarafetini gösterdi... İçinde ben de vardım... Yeni Milliyet kurulurken Genel Yayın Müdürlüğü için Rahmetli Abdi İpekçi’yi ben önermiş ve elinden tutup Karacanlara götürmüştüm. Sonra Milliyet Yayınlarında onunla, rahmetli Turan Aytul ve Orhan Heper’le iyi bir ekip oluşturmuş ve güzel şeyler yapmıştık... Bu yaşımda hatırlanmak güzel.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş