Bolu Valisi mi, Bolu Beyi mi?

A+A-
Altemur KILIÇ

“İrticayı bitirme belgesi” tartışmaları sürerken,  “Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı” tarafından düzenlenen “Abant Platformunun” açılışında Bolu Valisi Halil İbrahim Akpınar’ın konuşmasına bakalım:
“Halkın iradesine karşı plan yapmaktan ne usanıyorlar ne de utanıyorlar... Bugün demokratik hayatımızın önündeki en büyük engel hiç şüphesiz darbeci generallerin anayasasıdır. Askeri güç, yürütmesi ve yargısıyla paralel biçimde örgütlenmiştir ve adeta bağımsızdır. Jakoben bürokrasi, hükümeti amiri gibi değil de bayındırlık hizmetleri yapan, memur istihdam eden, harcamalarına kaynak bulan, bütçelemesini yapan muhasebe müdürü gibi görmektedir. Ne kadar para harcarsa harcasın bunun hesabının sorulmasından da pek hoşlanmamaktadır... Aradan geçen uzun yıllara rağmen, zaten pek de iyi olmayan demokratik hayatımıza tecavüz eden darbecileri yargılayamadık, bu millete reva gördükleri yargısız infazların, işkence ve kötü muamelelerin hesabını soramadık... Ülkemizde halkın iradesini bir türlü içine sindiremeyen kişi ve gruplar, içinde bulunduğumuz dönemde bile hâlâ Baas rejimi ya da bir çeşit Pol Pot rejimi özlemiyle hükümeti devirmeyi, binlerce kişiyi yok etmeyi planlıyor. Bu kişi ve gruplar, halkın iradesine karşı plan yapmaktan ne usanıyorlar ne de utanıyorlar. Her türlü kanunsuz, ahlâka mugayir yol ve yöntemi kullanmakta bir sakınca görmüyorlar. Üstelik geçmişte bu işleri yapmış olanların cezalandırılması bir yana ödüllendirilmiş olmaları bu gibi kişileri teşvik ediyor. Ülkemizi tepeden inmeci bürokrasinin paşa gönlünden koptuğu kadar değil, sonuna kadar demokrasiye kavuşturalım.” 
Vali Akpınar’ın bu sözlerini, oldukça geniş naklettim, çünkü bakıyorum ki çoğu gazeteler görmezlikten ve işitmezlikten gelmişler...
Vali mi, partili mi?
Bu dehşetengiz şeyleri söyleyen, bir yazar, öğretim üyesi, politikacı, Bakan, Başbakan, Cumhurbaşkanı değil; Devletin atanmış ve maaşlı Valisi! Daha da vahimi, T.C. Hükümetinin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da, ABD Başkanı Obama’nın seçim sloganı olan  “Yes, we can”  (evet yapabiliriz) diyen Akpınar büyük alkış alırken, Valiyi kutlamış: “Artık Türkiye’de okuyan, inceleyen, araştıran, fikir sahibi, fikrini de cesaretle ifade eden devletin valileri var”  diyor! Bu sözler, hiç kuşkusuz, devletin tarafsız olması, “yerini-haddini” bilmesi gereken bir  “valinin” haddini bilmemesi ve Türk Ordusuna, komutanlarına açıkça meydan okuması! Sayın Başbakan daha birkaç gün önce “Kurumlar arasında mücadele olmamalı” diyordu. Öyleyse bu sözlerin anlamı ne? Akpınar, bu devletin mi, yoksa AKP’nin, ya da bir başkalarının valisi mi? Vali bey böyle şecaat arzederken kime, kimlere güveniyor? Amirleri, onun haddini bildirecekler mi? Yok mudur, ona Türkçe ve İngilizce, “No you can’t ” - “Hayır yapamazsınız” diyecek!
Arınç olayı
 Fakat, bu, sadece “Bolu Valisi Olayı” değil; asıl, manidar ve vahim olan, Başbakan Yardımcısı Arınç’ın, bu Valiyi, can-ı gönülden, desteklemesi... Arınç, 2002’de, TBMM Başkanı olduğunda, yazmış söylemiştim; “T.C.’ye veya yerine kurulacak, ‘başka’ bir Cumhuriyette, Başbakan, Cumhurbaşkanı olmak ister, izleyin!..” diye... Aslında bugünkü yazım “Bülent Arınç Vakası” hakkında olacaktı. Başlığı “Vakay-ı Şeriye-Vakayı Şerriye!” idi. “Şer” kötülük demek... “Şerriye”  de şeriat; şu sırada pek denk düşüyor! Evet, asıl, ortada, bir  “Bülent Arınç Vaka’sı” var;
Atatürkçülüğe, sönmez bir “hınç” var,
milli “ar damarı” çatlamış, sınırsız emeller, ihtiraslar var...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları