Bölücü teröristleri niçin önlemeye çalışıyorsunuz?

Ahmet B. ERCİLASUN

Evet niçin, niçin önlemeye çalışıyorsunuz? İstanbul’un şu veya bu mahallesinde terör eylemi yapan bölücüleri niçin önlemeye çalışıyorsunuz? Niçin onların üzerine polis gönderiyorsunuz? Size sesleniyorum; bu ülkeyi yönetenler; bu ülkenin kurumları! Niçin bölücü teröristlerin üzerine polis gönderiyorsunuz? Siz, Polis Akademisinde Kürt Açılımı Çalıştayı yapanlar! Bana bunun anlamını söyler misiniz? Türk halkına bunun  ne demek olduğunu anlatır mısınız? Demokratik açılım, daha fazla demokrasi gibi içi doldurulmamış sözleri bir tarafa bırakın ve ne yapmak istediğinizi açıkça söyleyin.
Evet, onlar açıkça söylüyorlar; demokratik özerklik diyorlar; anayasada Türk - Kürt birlikte zikredilsin diyorlar. Hatta federasyon da diyorlar. Apo muhatap alınsın diyorlar. PKK’ya siyaset yolu açılsın diyorlar. Siz de mi bunları istiyorsunuz? Bu milletten saklamayın ve açıkça söyleyin. Siz de mi bunları istiyorsunuz? Kürt açılımından kastınız bunlar değilse nedir? Haydi söyleyin! Bunlar değilse bunları yazıp duran yazar çizerlerin orada ne işi var? Bir yandan Türk Silahlı Kuvvetleri Kandil’i bombalıyor; bir yandan Kandil’deki bölücübaşı Karayılan’la görüşüp röportaj yapan yazarlar Polis Akademisinde Kürt açılımı yapıyor? O zaman tekrar soruyorum; bölücü kampları niye bombalanıyor? Bölücüler üzerine niye her gün harekât yapılıyor?
Yeter  artık, akan kan dursun, değil mi? Kanı kim akıtıyor? Yoksa siz de Türk güvenlik güçlerinin kan akıttığını mı düşünüyorsunuz? Bunu yazıp çizenler çalıştayın baş köşelerine kurulduğuna göre Türk polisi niye hâlâ bölücü teröristlerin üzerine gidiyor?
Akan kan nasıl duracak? Türk askeri de silah bırakacak öyle mi? Çalıştaycıların bir kısmı öyle söylüyor. Niçin? Kürtlerin demokratik haklarını verelim. Hangi demokratik haklar? Kürtçe konuşmak yasak mı? Değil. Kürtçe müzik  yasak mı? Hayır, değil. Kürtçe yayın yapmak yasak mı? Değil. Hatta devletin televizyonunda bile Kürtçe kanal var. O hâlde hangi demokratik haklar? Onların dile getirip de sizin söyleyemedikleriniz mi?
Bölücü teröristler niçin silahlı eylem yapıyor? Sadece eylem yapmak için mi? Yoksa bir takım talepleri mi var? Siz de milleti uyutup o taleplere evet demeye mi hazırlanıyorsunuz? Yani bir grup bölücü, silahlı eylem yaparak Türkiye Cumhuriyeti Devletini dize mi getirmiş olacak? Bunun için mi ağzınızdan bir türlü baklayı çıkarmıyorsunuz? Sizin yerinize âkil dediğiniz adamlar konuşuyor; siz de onlara göndermede bulunuyorsunuz. Âkil adamlar çözüme katkıda bulunacaklar diyorsunuz. Âkil adamlar, bölücü teröristlerle ağız birliği içinde. Haydi siz de cesaretinizi toplayın da âkil adamlar üzerinden konuşmayı bırakıp kendiniz konuşun.
Bir de TÜSİAD var! Siz kim oluyorsunuz? Şu ülkede kaç kişiyi temsil ediyorsunuz? Teröristlerin sözcüleri gibi davranan bir partiyi muhatap alıp konuşuyorsunuz. Sonra da Apo muhatap alınamaz diyorsunuz. Ayda mı, uzayda mı yaşıyorsunuz? Konuştuğunuz partinin sözcüleri her gün Apo muhatap alınsın, PKK’ya siyaset yolu açılsın demiyor mu? Siz kim oluyorsunuz da böyle bir parti ile kamuoyu önünde görüşmeler yapıyorsunuz? Neyi hazırladığınızı, hangi zeminin taşlarını döşediğinizi zannediyorsunuz? Yoksa Irak’ın kuzeyinde yapacağınız üç kuruşluk ticaretin hesabını mı yapıyorsunuz? Petrol rüyaları mı görüyorsunuz? İktidarla petrol pazarlıkları mı yapıyorsunuz?
Efendiler! Bu devleti Türkler kurdu. Yüzyıllardan beri bu vatan için Türkler kan döktü. Bugün de Türklerin kanı bu toprakları sulamakta. Yalnız kanlarını değil terlerini de döktüler. Türk’ün nelere muktedir olduğu ise tarihin tanıklığı içindedir. Türk’ün nelere muktedir olabileceğini tekrar sınamaya kalkmayın! Hâlâ konuşmayan, hâlâ son sözünü söylemeyen sakin bir millet var; onun sükûnetini denemeye kalkışmayın!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş