Bölücü terörle mücadelede hükümet nerede?

A+A-
Sadi SOMUNCUOĞLU

Hükümet sözcüsü Cemil Çiçek ne diyor? Aynen alıyorum: “Aslında sözün bittiği konuyu konuşuyoruz. Bugüne kadar hükümet olarak ne tedbir varsa almaya karar verdik. Ve alınan kararların devamlılığı sürüyor. Soğukkanlı olarak akla gelebilecek tüm tedbirleri almaya çalışacağız.. Bu konuda tek bir tedbir alınırsa sorunun çözülebileceği sanılmaktadır... Alacağımız tedbirin soruna ne ölçüde olumlu ya da olumsuz tesir edeceğini bilmeliyiz.”
Türkçesi bozuk ve ne demek istediği anlaşılamayan bu karmakarışık açıklamayı (!) nasıl yorumlayabiliriz? Panik halinin bir ifadesi mi diyelim? Öyleyse neyin paniği? Vebalin mi, tükenmişliğin mi, yoksa suçüstü olmanın mı? Aslında Hükümet adına yapılan bu konuşmayı cümle cümle ele alıp, iktidarın ruh halinin fotoğrafını çekmek de mümkün. Tıpkı, herkese laf yetiştiren söz ustası Başbakan Erdoğan’ın, sıra Barzani’ye gelince kekeleyen, konuşacak kelime bulmakta zorlanan, tıkız sözlerinde olduğu gibi. Ama biz bunu geçelim, meseleye yukarıdaki sorular açısından yaklaşalım.
Bakınız, Çiçek bir yandan sözün bittiğinden bahsedip, akla gelebilecek bütün tedbirlerin alınacağını vurgularken, öbür yandan  “Alacağımız tedbirin soruna ne ölçüde olumlu ya da olumsuz tesir edeceğini bilmeliyiz.” şeklinde garip bir ifade kullanıyor. Bir garip cümle de,  “Bu konuda tek bir tedbir alınırsa sorunun çözülebileceği sanılmaktadır.”  ifadesidir. Sanki böyle  “sanan”  bir Allah’ın kulu varmış gibi, Irak operasyonu çarpıtılıyor.
Demek ki, Hükümet tedbir arayacakmış. Oysa Türkiye bölücü terörle  1984’den beri mücadele ediyor. İlk yıllardaki acemilikler geçmiş, mücadelede  ciddi bir  tecrübeye sahip olunmuştur. 2002’de terörün dibe vurması bundandır. Bu dönemde de yapılan sayısız resmi toplantıda, uzmanlar defalarca her tedbiri masaya yatırmış, dosyalar bu raporlarla dolmuştur. Bunun aksini düşünmek, devlete hakaret olur. Açıktır ki, tedbirler belli de, uygulayacak siyasi irade aranıyor.                                     
Konuya biraz daha yaklaşmak için hafızalarımızı yoklayalım. 12 Köy Korucusu ve vatandaştan sonra 15 askerimizin daha şehit edilmesi üzerine tansiyon yükseldi. İktidar suskunluğunu bozarak, harekete geçti. Ne mi yapıyor? Geçmişte neler yapmışsa aynısını tekrarlıyor.Kuru sıkı laflar,  “Geceler gebe”  gibi esrarengiz sözler ve gerekli tedbirlerin alınacağının beyanı. Yalnız bu defa farklı bir gelişme daha oldu. Başbakan 1 ay sonra, derdimize şifa için ABD’ye gideceğini, Başkan Bush’la görüşüp, birlikte hareket edeceklerini müjdeledi. Müjdeledi de, geçenlerde BM toplantısı için oradaydı, PKK terör örgütünün ABD yapımı tankı, topu var demedi mi? Aynı konuda, Komutanlarımız delilleriyle PKK’yı ABD’nin silahlandırdığını açıklamadı mı? Hatta Batı basını aynı tespitleri, Kandil röportajıyla ortaya koymadı mı? Bunların  hepsi birer gerçek.
Bu gerçeğin üstüne, ABD dışişleri adına yapılan yazılı açıklamayı okuyalım:  “PKK terörist tehdidini ortadan kaldırmak için Türk hükümetiyle işbirliğimizi sürdüreceğiz. Irak makamlarını, PKK’ya karşı etkili tedbirler almaya çağırıyoruz.”  Dışişleri sözcüsü Tom Casey, daha geçen gün,  “Elbette bu meselenin Türk halkı için duygusal bir mesele olmasını anlıyorum. Ve elbette insanların bu mesele yüzünden canı sıkkın” diyordu.  Şimdi soralım. Teröristi besleyen, silahlandıran, koruyup kollayan, hukuken terörist değil mi?  Medet umduğumu adrese bakıp, yapılmak istenen ne? Gerçekten kim kimi kandırıyor, kim kiminle alay ediyor, sormayalım mı?

Millet başka, etnisite başka
Bilindiği gibi bölücü terörle mücadelenin iki yönü var. Birincisi terörist, ikincisi terör. Kısaca, sivrisinek ve bataklık. Güvenlik güçlerimiz teröristle kahramanca mücadele ediyor. Ama, bataklık kurutulmazsa, sivrisinek bitmez. Bunun için başta hükümet, topyekun hareket şart. Ama hükümet devrede değil. Bataklık nereden çıkıyor? Türkiye’de, sadece Türk Milleti yok, biz de varız. O halde devlete, vatana, millete ortak olacağız iddiasından. Bunun için teröre başvuruluyor.
Bu iddianın yanlışlığını, etnik/ırk esasına göre devlet düzeni kurulamayacağını, dünyada dağılan Yugoslavya ve kan deryası içinde yüzen Irak’tan başka hiçbir yerde uygulanmadığını, bu oyunun haçlı projesi olduğunu, herkese zarar vereceğini, Türkiye’de yaşayanların kökeni ne olursa, din, dil, tarih, vatan, kültür, gelenek-görenek, örf- adet birliği gibi her alanda kaynaşarak Türk Milletinin şerefli, eşit insanları olduğunu kim anlatacak? Elbette herkes, ama başta hükümet.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları