Bölücüler azarken...

A+A-
Altemur KILIÇ

Sözde  “aydınlar” çalıyor, Erdoğan alkış tutuyor ve bölücüler azıyor!.. İşte oyunun özeti bu; ve  “bütün olamazlar” oluyor!
DTP Genel Başkanı Ahmet (neden, nasıl) Türk, Meclis grup toplantısındaki konuşmasına, Türkçe başladı, ancak daha sonra Kürtçe devam etti. Türk, konuşmasında 21 Şubat’ın dünya anadili günü olarak kutlandığını belirterek,  “Çok kültürlülüğü geliştirecek olanın çok dillilik olacağını... TRT Şeş’te Kürtçe yayın yapılabildiğini, ancak bunun da yasal dayanağının olmadığını”  söyledi ve ekledi:  “Kürtçe halka yasak, AKP ve devlete serbest... Başbakan Kürtçe konuşursa ben neden konuşmayayım”.
Partililer, bu anonsu ayakta alkışlarken Meclis TV canlı yayını kesmiş! Neye yarar? Yoldaşı Leyla Zana, 1994’te Diyarbakır milletvekili iken TBMM kürsüsünde, yemin töreninde, başında Kürt bayrağının renkleri olan bir bantla, Türkçe başladığı yemini Kürtçe tamamlamıştı! Aradan 15 yıl geçti; onlar hâlâ “orada” , biz nerdeyiz? Bizi getirdikleri yerde. Türk, milletvekili değil, sanki  “PKK vekili” gibi bir adam aynı “şovu”  gene TBMM çatısı altında, meydan okurcasına yapıyor! Anlaşılıyor ki, “sıçanlar”, “sakalımızın” üzerinde cirit atacaklar.

Hangi Türk haklı?
Ancak, mübarek “Türk” adına yakışmayan bu kişi, bir bakıma, haklı: TRT Şeş yayına başladığında TC Devleti’nin Başkanı ve Başbakanı, Kürtçe konuşurlarsa, Erdoğan “Oy” için gittiği Diyarbakır’da, etnik milliyetçiliğe pas verir, Kürtçüleri hoşnut etmek için, gerçekte, bölücülüğe karşı çarpışmış olanları “kapsayan” Ergenekon davasında, “sonuna kadar gidileceğini”  söylerse ve “saye-i alilerinde”, ülkemiz bu kadar bölünmüşken, DTP’liler nasıl devlete meydan okumazlar - sadece TBMM’de Kürtçe konuşmazlar- Kürtçenin, “ikinci dil” olmasını bile açıkça istemezler... Ve  “sözde aydınlarımız” Erbil’de toplanıp Türkiyeli “Kürtlerin”  de Barzani’nin yerel yönetimine, “Kızey Irak” vs. demeyip, aralarındaki ayrımı ortadan kaldırmak için, artık, adıyla sanıyla,  “Kürdistan”  demeleri gerektiğini yazıp söylüyorlar!..
TC hükümetinin Başbakan’ı ve Kültür Bakanları Kürtçe söylemekte ısrar ettiği - (özenle “türkü” demiyorum) ezgilerinde, PKK’ya ve ayrımcılara moral veren,  “Kürt milli saz şairi”  Ahmet Kaya’nın mezarını, sığınıp öldüğü Paris’ten getirmeyi vaat ederlerse, Kürtçüler nasıl azmazlar? Kürtçe ikinci dil de olur, Diyarbakır şehrinin adı “Amed” eyaletin de adı “Botan” olur... “Van” -  “Wan” olur ve de Erivan’la kardeş şehir! En sonunda da Türkiye küçülür, “Kürdistan” ,  “Büyük Kürdistan”  olur!
İktidardakiler bir tutam “oy” uğruna - sözde aydınlar entelektüel şıklık, daha doğrusu “ihanet” uğruna, nasıl tehlikeli bir  “oyuna” geldiklerinin ve bu oyunun, Türk milleti için nelere mal olacağının acaba farkındalar mı? Umurlarında mı?
Ve bu adamlar ABD’nin, AB’nin şu sırada Orta Doğu ve Orta Asya’daki projelerinde şimdi hangi aşamaya gelindiğinin ve bu oyunda  “Kürt kartının”  ne kadar önemli olduğunun da farkındalar mı?
Bu enteller, kabahati gene Türkiye’de buluyorlar: Zaten, hep, Kürtler, Ermeniler vb.  “haklıdırlar” . Onların hakları, insan hakları vardır da, Türklerin hakları, haklılıkları yoktır. Biz nedense hep  “haksızız”!

Tek dil kimin tek dili?
Kürt vatandaşlarımıza neden Türkçe öğretememişiz? Diğer etnik gruplar öğrendiler de Kürtler neden öğrenemediler? Öğrenmek istediler mi?.. Ağaları, şıhları, orada açılan okullara gitmelerine müsaade ettiler mi? TRT Şeş esasında daha iyi Kürtçe öğrenirler ve muhtelif lehçeleri de  “tek Kürtçede”  birleşir, bu da  “Büyük Kürdistan’ın”  tek dili olur!
DÜZELTME: Dünkü yazımda Taraf’ta sohbeti yapan hanım Ayşe Hür değil Ayşe Örer’dir. Çağlayangil olayının, Etiyopya ziyaretinin tarihi 1969’dur. Özür diler, düzeltirim.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları