Bölücülük maskesi ya da demokrasi

Özcan YENİÇERİ

“Etniklik üzerinden değil, hür ve eşit vatandaşlık anlayışına dayalı demokratik cumhuriyet anlayışı üzerinden çözüm önerileri geliştirmek.../...Kürt sorunu çözülmezse demokrasi olmaz” yaklaşımı yerine, “Demokrasi olursa zaten Kürt sorunu çözülür” yaklaşımını esas almak” gerekir. Bu sözler Mehmet Metiner’e aittir. Aşağıdaki sözler de  yüzde yüz demokrat (!) Mümtaz’er Türköne’nindir: “Türkiye, Kürt sorununu demokrasi ve hukuk standardını yükselterek çözecek. Kürtleri bu ülkeye yabancılaştıran sorunların hepsi, Türkiye’nin tamamı için bir hukuk ve demokrasi sorunu”.
Kuşkusuz bu sözler her iki yazarın da bir köşe yazısının birkaç cümlesidir. Bu cümleler bu yazarların yazılarının bütününe şamil de değildir. Her iki yazar da bu tür demokratik görüntülü cümleleri, yazılarının bütünü içinde makyaj olarak kullanmaktadır. Her iki yazar da sorunu gerçekte ulusal değil bölgesel olarak görmektedir. 


Demokrasi: Kürtçülüğün makyajı
Olguyu hem “Kürt Sorunu” yani etnik sorun olarak tarif etmek ardından da sorunu “etniklik üzerinden” yapmamak gerektiğinden söz etmek çelişkidir. Yine bir yandan “Türkiye’nin tamamı için demokrasi ve hukuk”tan bahsedeceksiniz, diğer yandan Kürtleri yapancılaştıran yapıdan söz edeceksiniz. Kürtleri yabancılaştıran yapı söz konusuysa aynı yapı Türkleri yabancılaştırmıyor mu? Aynı cümle içerisinde son yargısı ilk yargısını tekzip eden bir mantığın sorun çözücü olamayacağı ortadadır.
Katliam plancısı Öcalan’ın bile demokrasi kavramını Kürtçülüğün makyajı olarak nasıl kullandığını ürettiği sözcüklerden çıkartmak mümkündür: Zira “Demokratik toplum, demokratik cumhuriyet, demokratik özerklik, demokratik çözüm” bütün bu kavramlar Öcalan’a aittir. Nitekim adında “Demokratik” kelimesi olan DTP adlı parti de beklendiği gibi çözüm önerilerini Öcalan’la birlikte planlıyor. Bu tavır, bu partinin demokratik unvanına hiç de zarar vermiyor.


Türkiye nasıl parçalanır!
DTP’nin Öcalan’a gönderdiği çözüm önerilerinden Türkiye’yi nasıl demokratikleştirmek istediklerini daha doğrusu nasıl parçalamak istediklerini anlamak mümkündür.
1. Kürt sorununun çözümü konusunda DTP muhatap alınabilir. Silah kimin elindeyse, bırakmasını ondan istemek lazımdır. Bu da Abdullah Öcalan’dır.
2. Hiçbir etnik yapı, dil ve kültürel ayrım çağrışımı yapmayacak, anayasal vatandaşlık düzenlemesi şart olacak.
3. Kürtçenin “seçmeli ders” olması yönündeki görüş ve açıklamalar ihtiyacı karşılamaz. Herkesin anadiliyle eğitim hakkı var. Kürtçe okullarda “resmi eğitim dili” olmalı. Kamu kurumlarında çok dilli uygulama başlatılmalı bu kapsamda sadece Kürtçe değil, Arapça, Ermenice, Süryanice ve Lazca gibi diller de kullanılmalı.
4. Belçika, İskoçya, İrlanda, Galler ve İngiltere’deki gibi yerel meclisler oluşturulmalı. Merkezi yönetimin savunma, maliye, dışişleri ve adalet dışındaki görevleri yerel yönetimlere devredilmelidir.
Bu önerilerin uygulamaya sokulmasıyla herhangi bir sorun çözülmez ama ülke rahatlıkla parçalanacak bir duruma gelmiş olur. Amaç da zaten budur. Bölücüler “biz bu ülkeyi parçalamak istiyoruz!” demiyorlar, adamlar yalnızca demokrasi (!) istiyoruz diyorlar. Zaten PKK dağa da demokrasiyi bulmak için çıkmıştı. Bölücüleri bu noktada belki anlamak mümkündür. Anlayamadığımız, ülkenin demokratikleşme sürecinde yaşadığı sorunları Kürtçülüğün aracı olarak kullanan Türköne gibilerdir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş