Bölücülük, terör ve iradesizlik

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Son bir ay içinde PKK terör örgütü Güngören’de halka karşı kitle katliamı, Erzincan’da petrol boru hattına karşı sabotaj ve aynı bölgede askere karşı da uzaktan kumandalı mayın cinayetleri gerçekleştirdi. Terör örgütü dağda ve sınırın öte yanında yediği darbe ve aldığı hasarı riski düşük, etkisi büyük eylemlerle dengelemeye çalışmaktadır. PKK giderek bölgedeki güç mücadelesinde tarafların daha çok kullandığı bir taşeron örgüt olmaya doğru dönüşmektedir. Bu kanlı örgüt uzun süre Türkiye’nin güneydoğusu ve Irak’ta Amerikan işgal güçleri ile Barzani’nin işlerini kolaylaştırıcı eylemlerde bulunmuştur. Türkiye’nin etkili ve kararlı operasyonları karşısında umduğunu bulamayınca da bu kez Türkiye’nin kuzeydoğusunda Rusya’nın işini kolaylaştırıcı terörist eylemlere yönelmiştir.

PKK’nın ne yapmak istediği, eylem yeteneği ve stratejisi konusunda TSK’nın gerekli hazırlıkları vardır. Asker bu örgütlü cinayet şebekesinin peşindedir. Ancak Türkiye’ye yönelik bölücü ve yıkıcı faaliyetler PKK’dan ibaret değildir. Türkiye öteden beri ihale/mafya/siyaset imkânları vererek beslediği bölücü bir Kürt burjuvazisi tarafından da tehdit edilmeye başlanmıştır. Zaten PKK’yı ayakta tutan yalnızca dış mihrakların yardımı değil aynı zamanda içerideki yardımlar ve siyasi desteklerdir.

Bölücüler dört koldan saldırıyor!
Türkiye’nin her kentindeki Kürt işadamlarını bir araya getirerek “Diyarbakır Platformu” oluşturmuşlar. Burjuva kılıklı bu zatlar “Federasyona Doğru” bir toplantı için Diyarbakır’daki bir araya gelmişler. Bu toplantıya katılan birisi “federasyon için üstüne düşen ne varsa onu yapacağından” söz ediyor. Bir başkası “eskiden herkes kendisi, ailesi ve aşireti için çalıştı. Bir sonuç alınamadı. Şimdi Diyarbakır toplumu için, federasyon için çalışmak” gerektiğinden söz ediyor. Bu zatların konuşmaları, gezileri ve toplantılarının bütün ayrıntıları,  Digitürk’teki Memleketim adlı programdan da defalarca yayımlanıyor.
Türkiye Cumhuriyeti’nin yasalarına göre faaliyet göstermek üzere kurulmuş olan DTP adlı örgüt açıktan açığa PKK’nın siyasi sözcüsü gibi davranmaktadır. Türkiye’nin artık biri terörist diğeri siyasi araçları kullanan birden fazla PKK’sı vardır.
Kitle katliamına başladıkları tarihi “zafer bayramı” ilan ediyorlar
DTP’nin Eşbaşkanı Emine Ayna, PKK’nın ilk silahlı eylemini gerçekleştirdiği tarih olan 15 Ağustos’un kutlandığı (!) Lice’deki etkinliklere katılıyor. Burada DTP Lice İlçe Başkanı Niyazi Erdoğan, katılımcıların ’15 Ağustos’unu kutluyor “ ve hain saldırıları düzenleyenler için de şunları söylüyor: “Kürt özgürlük harekâtı kendisine dayatılan inkâr ve imhaya karşı kurşun sıkarak var oluşunu gün yüzüne çıkarttı. 15 Ağustos yaratıcılarını şahsınızda selamlıyorum”. Emine Ayna ise 15 Ağustos 1984’te Eruh ve Şemdinli’de gerçekleştirilen hain eylemleri överek, “15 Ağustos Zafer Bayramı’nız kutlu olsun” diyor. Ayna’nın konuşması sırasında katılımcıların sık sık “Yaşasın 15 Ağustos”, “Gerilla vuruyor, Kürdistan’ı kuruyor” diye sloganlar atılıyor. DTP Eşbaşkanı Ayna, ayrıca terör sorununun bitmesi için bölücü örgüt PKK’nın muhatap alınmasını da istiyor!
Bölücülüğün gemiyi azıya aldığını söylemek bile olan biteni açıklamak için yeterli değildir. Bölücülük artık burjuvası, bürokrasisi, medyası, aydını, sanatçısı, siyasetçisi ve dağdaki örgütlü terörist güçleri olan güçlü bir organizasyondur. Bölücülük resmen Türkiye’nin varlığına, birliğine ve bütünlüğüne meydan okumaktadır. İktidar siyasi çıkar kaygısıyla bölücü ve yıkıcı tahrikleri görmezlikten geliyor. Türkiye, çocuklarını teröre ve terör örgütüne değil iktidarın siyasi iradesizliğine kurban vermektedir. Durum budur.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları