Bölücülükle mücadele ve gerçek sorun

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Bölücülüğü silahtan, dağdan, sabotajdan ve adam öldürmekten ibaret saymak, yanlışların en büyüğüdür. Terörün, yıkıcılığın, bozgunculuğun ve ayrımcılığın yalnızca silahla yapılanına karşı geliştirilen stratejiler, iflas etmeye mahkûmdur. Türkiye’deki yıkıcılık ve bölücülük, yaşamın her alanına yansımış olup, bütün hatlarıyla aktiftir. Bölücülük, toplumsal hayatın her alanını fırsat bulduğu her zeminde kullanmaktadır. Siyaset, ekonomi, kültür, eğitim, felsefe, pedagoji, hukuk, medya, edebiyat, bölücülüğün kendisine temel aldığı alanlardır. Bu alanlarda mümkün olan her imkân ve fırsat kullanılarak bölücülük, yapılmaktadır.
Medya, siyaset, kültür ve sanat yoluyla yapılan bölücülük, terör için alt yapı inşa etmek görevini yerine getirir. Sosyal ve kültürel alanlara atılan tohumlar, diğer alanların katkısından beslenir ve fiziki yani eylem bağlamında aktifleşir. Fiziki terör, psikolojik üstünlüğün yan ürünüdür. Terör, bölücülüğün bir aracıdır. Bölücülük ise doğal olarak yaşamın her alanını kullanır.
Tarih, insan ve kültür derinliği esas alındığında, bölücülerin Türkiye’yi uluslararası platformlarda nasıl güç durumda bırakabildiğini iyi anlamak gerekir. PKK’nın propaganda makinesi nasıl oluyor da Avrupa’nın muhtelif kurumlarında Türkiye’yi köşeye sıkıştırabiliyor? Ermeniler Fransa’da nasıl Türkiye’den daha etkin olabiliyorlar? Bütün bu soruların en kestirme cevabını, Türkiye’nin kendi varlığına karşı olanlarla mücadelesini eksik enstrüman ve yanlış yöntemlerle yapmış olmasına bağlamak mümkündür.
Durum böyleyken, terörle mücadeleyi teröristin eylemlerine endekslemek yanlıştır. Türkiye’nin bölücülükle mücadelede insanlığın yüksek değerlerini göz ardı etmesi, en büyük hata olmuştur. Sonuçta demokrasi, insan hakları, özgürlükler ve barış, bölücülüğün kullandığı silahlar olarak geri döndü. İnsanlığın yüksek değer verdiği bu kavramları terör örgütü kullanıyor. İnsan hakları Türkiye’de; kan döken, mayın döşeyen ve insan katleden teröristlerin hakları olarak anlaşılır oldu.
Türkiye’de bölücüler, durmadan insan haklarından, demokrasiden, barıştan bahsediyor. Güvenlik güçleri ve devlet de onlara karşı mücadele ediyor. Manzara en azından medyaya ve kamuoyuna böyle düşüyor!
Bu kavramlar bölücülerin jargonu haline geldiği için, devlet savunma konumunda kalıyor. Yapılan propaganda ile kan döken bölücü örgüt mensupları değil, devlet ve güvenlik güçleri barışı engelleyen unsurlar olarak ifade ediliyor.
Kullanılmayan ya da ihmal edilen kavram ve değerler, sonunda onu kullanmayanlara karşı kullanılmaktadır. Bölücülükle mücadele, öncelikle fikir, ahlaki, insani, pedagojik unsurlarla yapılmalıydı. Her türden yıkıcılık ve ayrımcılığa karşı milli ve evrensel değerlerle mücadele etmek esas olmalıydı.
Bilinmelidir ki günümüzde demokrasi, insan hakları, barış kavramları kimin eline geçmişse, zafer de onun eline geçmiş demektir. Hiçbir ilke dinlemeden insanları katleden katillerin elinde insan hakları bir araç olarak kullanılıyorsa, orada psikolojik üstünlük de onlardadır.Türkiye dağdaki kazanımlarını stüdyolarda harcayan bir ülkedir.
Bu yüzden, bölücülükle mücadeleyi tek boyutlu ve yalnızca teröristlerle yapılan bir mücadele olarak görmek, yanlış ve yanıltıcıdır.
Romanı, edebiyatı, tiyatrosu, sineması, filmi, projesi, senaryosu, medyası olmayan bir mücadele kazanılamaz. Günümüzde bölücülüğe karşı mücadelenin ilave olarak demokrasi, ifade özgürlüğü, insan hakları ve adaletle teçhiz edilmesi gerekir. Çünkü gerçek anlamda terör; insan hakları, demokrasi, ifade özgürlüğü ve adaleti çiğnemenin diğer adıdır.
Yıkıcı, bölücü, bozguncu ve insanlık düşmanı terörist mihraklar, cinayetlerine meşruiyet kazandırmak için insani kavramları kullanmaktadır. Eğer bu değerler teröristlerin psikolojik harekâtına açık bırakılırsa, diğer sahalarda yapılan mücadeleden kalıcı bir başarı elde edilemez. Bölücülükle gerçek mücadele, her şeyden önce medya ile kitle iletişim ve ulaşım araçlarının etkin bir biçimde kullanımını gerektirmektedir. Bir kez daha hatırlatıyoruz!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları